Erdoğan’a övgüler
- GİRİŞ25.09.2026 09:29
- GÜNCELLEME25.09.2026 09:29
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bir diplomasi arenası.
Mevcut duruma Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katkısı büyük.
2005 yılına kadar dünya liderlerini izleyici koltuğundan takip eden Türkiye, Erdoğan’ın konuşmalarıyla sahne önünde hızlı bir yükselişe geçti.
Erdoğan konuşmaya başladığında salon adeta bir miting alanına dönüşür hale geldi.
Aslına bakılırsa Erdoğan’ın şahsında Türkiye’nin itibarı da zirve yaptı.
Nitekim Erdoğan'ın bugün Gazze, BM, KKTC, Batı dünyası ve daha birçok konuda söyledikleriyle 20 yıl önce savundukları arasında tutarlılık hiç değişmedi.
Zor olan da bu zaten.
“Dünya beşten büyüktür” cümlesini 2014 şartlarında söyleyebilmektir asıl mesele…
Gazze katliamına baştan, taa Davos’ta Şimon Peres’in suratına karşı “one minute!” diyebilmektir asıl mesele.
Yoksa rüzgar döndükten sonra herkes İsrail’e tepki verir.
Meselenin özü tutarlılık kadar samimiyettir biraz da.
Trump'ın Erdoğan'a yönelik övgülerinin de, dünya liderlerinin Türkiye hakkındaki sözlerinin özeti de budur aslında.
Örneğin ABD’nin en silik başkanlarından Biden döneminde Erdoğan, ilişkilerini düzeltmek için özel bir çaba göstermedi.
Biden başta düşmanca tavır sergiledi.
Sonradan bazı sözleri değişti. Ama Erdoğan’ın duruşu hiç değişmedi.
Burada Türkiye açısından önemli bir gerçek ortaya çıkıyor:
Sözün gücünü yalnızca konuşarak elde edemezsiniz.
O sözün arkasında güçlü bir devlet, güçlü bir ordu ve gerektiğinde kendi kararını verebilen bir siyasi irade bulunması gerekiyor.
Bazıları “Türkiye neden Amerika'nın yanında savaşa girmiyor?” diye soruyor. Başkaları ise “Neden İran'ın yanında savaşa girmiyor?” diye soruyor.
İşte tam da bakılması gereken yer burası…
Türkiye'nin savaşa girmeden de yapabilecekleri, kullanacağı argümanları var.
Bugün ortaya çıkan tablo şu:
Diplomasi yalnızca kürsüde konuşmak değildir.
Bazen salondaki alkış, bazen masadaki oturma düzeni, bazen bir telefon görüşmesi, bazen de savaşa girmeden masada kalabilmek diplomasinin kendisidir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol