Avrupa'da aşırı sol tehlikesi

  • GİRİŞ04.10.2026 08:43
  • GÜNCELLEME04.10.2026 08:43

Daha iyi eğitim istiyorlar. Daha fazla öğretmen, daha az kalabalık sınıflar ve düzgün okul binaları talep ediyorlar. Sonra içlerinden bazıları kendi okullarını ateşe veriyor. Fransa'da son günlerde yaşanan öğrenci olaylarında yüzlerce lise kapandı. Okul girişleri yakıldı, kamu malları tahrip edildi, polisle çatışmalar yaşandı. 100'den fazla lisede ağır hasar meydana geldi. Binlerce kişi gözaltına alındı. Ortaya insanın anlamakta zorlandığı bir tablo çıktı.

Bir öğrenci kendi eğitim hakkını savunurken eğitim gördüğü binayı neden yakar? Öğretmen eksikliğini protesto ederken okulunu kullanılamaz hale getirmek hangi mantığın ürünüdür?

Eğitim Bakanı Edouard Geffray hareketin başlangıçta meşru taleplerden doğduğunu söyledi. Fakat süreç içerisinde hareketin niteliği değişti. Maskeli gruplar ortaya çıktı. Okullar ateşe verildi. Yöneticilere, polislere ve itfaiyecilere saldırılar gerçekleşti. Radikal sol sokağa indi. Bu bana biraz tanıdık geldi. Avrupa'nın konuşmayı pek sevmediği bir aşırılık problemi var. Aşırı sol.

KAVRAMLARIN SAVAŞI

Avrupa'da aşırılık denildiğinde zihnimizde oluşan siyasi yön çoğunlukla sağ.

AfD yükseliyor: Aşırı sağ tehlikesi. FPÖ seçim kazanıyor: Aşırı sağ tehlikesi. Meloni iktidara geliyor: Faşizm geri mi dönüyor? Peki siyasi şiddet soldan geldiğinde ne oluyor?

Europol'un verilerine bakalım. Avrupa Birliği'nde 2024 yılında kaydedilen 58 başarısız veya engellenmiş terör saldırısının 24'ü IŞİD tehlikesiydi.

İkinci sırada kim vardı? Sol ve anarşist terörizm. 21 saldırı. Sağ terörizmi kategorisindeki sayı ise 1'di.

Üstelik bu yeni bir mesele de değil. Europol yıllardır Avrupa'daki sol ve anarşist aşırılık içerisinde kundaklama, patlayıcı kullanımı, kamu malına zarar verme ve şiddet içeren sokak eylemlerini ayrı bir güvenlik problemi olarak takip ediyor.

Kurum geçmiş raporlarında bazı radikal grupların yasal gösterileri polis ve kamu kurumlarına yönelik saldırılar için kullandığını, üniversite çevrelerinde örgütlenme ve eleman kazanma faaliyetleri yürüttüğünü de açıkça yazdı. Demek ki “aşırı sol” ürettiğim hayali bir kavram değil. Avrupa'nın kendi polis teşkilatının kullandığı bir güvenlik kategorisi. Peki neden siyasi tartışmalarda aynı ağırlığı hissetmiyoruz?

AVRUPA KENDİ GEÇMİŞİNİ Mİ UNUTTU?

1970'li ve 80'li yıllarda Avrupa'nın farklı ülkelerinde radikal sol örgütler bombalı saldırılar düzenledi, insan kaçırdı, suikastlar gerçekleştirdi. İtalya'nın eski Başbakanı Aldo Moro, Kızıl Tugaylar tarafından kaçırıldı ve öldürüldü. Almanya yıllarca RAF terörüyle mücadele etti. Fransa'da Action Directe cinayetler ve bombalı saldırılar gerçekleştirdi. Bunların üzerinden yarım asır geçti ancak sanki bunlar yaşanmamış gibi davranılıyor.

Şiddetin siyasi mücadele yöntemi olarak normalleştirilmesinde ilginç bir yol tespit ettim. Okul artık öğrencinin eğitim gördüğü yer değil devlet kurumu, mağazalar alışveriş noktaları ve insanların geçim kaynağı yerine kapitalizm sembolü olduğunda yapılan şiddeti meşrulaştırmak kolaylaşıyor.

YENİ AŞIRI SOL ESKİSİNE BENZEMİYOR

Ancak bugünkü Avrupa aşırı solunu anlamak için 1970'lerin kitaplarını açmak yeterli değil. Çünkü dünya değişti. Sovyetler Birliği yok. Berlin Duvarı yok. Avrupa'da devrim yapıp proletarya diktatörlüğü kuracağını söyleyen büyük kitle hareketleri de yok.

Yeni radikal sol çok daha parçalı.. İçinde Anti-kapitalizm, radikal çevrecilik, anarşizm, kimlik siyaseti, göçmen aktivizmi,küreselleşme karşıtı hareketler gibi birçok yapı var.

Durum şöyle ki kamu malını yakmak devrimcilik sayılıyorsa.,siyasi rakibin konuşmasını engellemek hak kabul ediliyorsa, polise saldırmak mücadele yöntemi haline geliyorsa ve demokratik sistemin yerine şiddet yoluyla başka bir düzen kurmak savunuluyorsa orada aşırı soldan bahsetmek mümkün.

Europol'un “sol ve anarşist terörizm” diye ayrı kategori oluşturmasının nedeni de tam olarak bu.

GELELİM SERMAYE MESELESİNE

Burada daha rahatsız edici başka bir tartışmaya geliyoruz. Para. Avrupa'da siyaset artık parti genel merkezlerinden ibaret değil. Vakıflar, STK'lar, Düşünce kuruluşları, sendikalar, uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği fonları var. Avrupa Sayıştayı'nın 2025'te yayımladığı rapor oldukça dikkat çekiciydi.

2021 ile 2023 arasında Avrupa Birliği'nin iç politikaları kapsamında STK'lara 7 milyar eurodan fazla kaynak aktarıldı. Paranın takibiyle ilgiliyse sorun var. Sayıştıay STK'lara aktarılan AB fonlarına ilişkin bilgilerin parçalı ve güvenilirlik açısından sorunlu olduğunu, bazı AB tarafından finanse edilen lobi ve savunuculuk faaliyetlerinin yeterince açık biçimde gösterilmediğini tespit etti.

Daha ilginci, bu kaygıyı dile getirenler yalnızca Avrupa'daki sağ partiler değil. Avrupa Parlamentosu da daha önce AB fonlarının nihai yararlanıcılara kadar takip edilmesinde eksiklikler bulunduğunu belirtti; STK'ların finansman kaynaklarının daha şeffaf hale getirilmesini ve üçüncü ülkelerden gelen paranın siyasi karar süreçleri üzerindeki olası etkilerinin daha iyi izlenmesini istedi. Parlamento aynı zamanda bunun bütün STK'ları zan altında bırakmak için kullanılmaması gerektiğini özellikle vurguladı. Sözün özü:

Ateşin ideolojisi olmaz. Yaktığı yer aynı şekilde küle döner.. Bunun için dikkatli olmak gerekiyor.

Bartu Eken / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat