Bir tuşla gıda krizi çıkar mı?
- GİRİŞ15.10.2026 08:53
- GÜNCELLEME15.10.2026 08:53
Fransa'da yüzlerce süpermarket, 12 Ekim sabahına alışılmadık bir manzarayla uyandı. Soğuk hava depolarının sıcaklığı yükselmiş, donduruculardaki ürünler çözülmeye başlamıştı. Bazı işletmelerde yangın güvenlik sistemleri devreye girdi. Tonlarca gıda kullanılamaz hale geldi. İlk bakışta büyük bir teknik arıza yaşandığı düşünülebilirdi. Ancak sorunun kaynağı marketlerin içinde değildi. Bilgisayar korsanları, soğutma sistemlerinin uzaktan kontrol edilebilmesini sağlayan yazılımlara erişti. Dondurucuların sıcaklık ayarları değiştirildi, buz çözme süreleri uzatıldı. Normal şartlarda ürünleri korumak için kullanılan teknoloji, bu kez onların bozulmasına neden oldu.
Büyük market zincirleri etkilendi. Fransız makamları soruşturma başlattı. Ardından saldırıların başka soğutma sistemlerini de hedef aldığı ortaya çıktı. Bir iki gün içinde Hollanda'nın en büyük market zincirlerinden Albert Heijn'in dağıtım faaliyetleri bir siber güvenlik olayı nedeniyle aksadı. Saldırganların kimliği ve amacı konusunda da kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Fakat yaşananlar, modern ekonominin uzun zamandır büyüyen bir güvenlik sorununu görünür hale getirdi.
SALDIRININ FİZİKSEL SONUÇLARI
Siber saldırı denildiğinde akla genellikle çalınan şifreler, ele geçirilen banka hesapları veya erişilemeyen internet siteleri geliyor. Oysa dijital sistemler uzun zamandır bilgisayar ekranlarının dışına taşmış durumda. Elektrik şebekeleri, su arıtma tesisleri, hastaneler, fabrikalar, limanlar ve lojistik merkezleri yazılımlarla yönetiliyor. Sensörler sıcaklığı ölçüyor, otomatik sistemler makineleri çalıştırıyor, uzaktan bağlantılar sayesinde arızalara müdahale ediliyor. Bütün bunlar hayatı kolaylaştırıyor. Daha az enerji kullanılıyor, maliyetler düşüyor, işletmeler daha verimli çalışıyor. Ancak aynı bağlantılar yeni güvenlik açıkları da oluşturuyor. Fransa'daki saldırı bunun somut örneği.
Bilgisayar korsanlarının bir soğutma sistemine erişmesi, dijital ortamda gerçekleşen bir olaydı. Sonuçları ise marketlerin depolarında ortaya çıktı. Ürünler bozuldu. İşletmeler maddi kayba uğradı. Bazı mağazalarda yangın riski oluştu. Tedarik zincirinin yeniden düzenlenmesi gerekti. Saldırganların bir markete fiziksel olarak girmesi, depolara zarar vermesi veya taşıma araçlarını durdurması gerekmedi. Bir yazılım üzerinden yapılan müdahale, gerçek dünyada ekonomik hasar oluşturdu.
GIDA ARTIK BİR SİBER GÜVENLİK MESELESİ
Gıda güvenliği uzun yıllar boyunca daha çok tarımsal üretim, kuraklık, hastalıklar ve uluslararası ticaret üzerinden tartışıldı. Bir ülkenin yeterli gıda üretebilmesi, ithalat yollarını açık tutması ve ürünleri tüketiciye ulaştırabilmesi temel meselelerdi.
Bugün bunlara dijital altyapının güvenliği de eklendi. Çünkü gıda üretildikten sonra sofraya ulaşana kadar karmaşık bir sistemin içinde hareket ediyor. Et, süt, balık, ilaç niteliğindeki bazı beslenme ürünleri ve dondurulmuş gıdalar belirli sıcaklıklarda korunmak zorunda. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan uzun süreli aksama, diğer aşamaları da etkileyebiliyor. Fransa'daki saldırıda hedef alınan sistemler, gıdanın güvenli biçimde saklanmasını sağlayan altyapının parçasıydı. Dolayısıyla mesele birkaç marketin dondurucusunun bozulmasından daha büyük.
Benzer yöntemlerin geniş çapta kullanılması durumunda gıda israfı artabilir, işletmelerin maliyetleri yükselebilir ve dağıtım faaliyetleri aksayabilir. Özellikle aynı yazılımın çok sayıda tesiste kullanılması, tek bir güvenlik açığının farklı işletmeleri aynı anda etkilemesine yol açabilir. Bu nedenle gıda güvenliğini artık dijital altyapıdan bağımsız değerlendirmek mümkün değil.
Üstelik bu tehlike savaş dönemleriyle sınırlı değil. Ekonomik kazanç elde etmek isteyen suç grupları, siyasi amaçlarla hareket eden bilgisayar korsanları veya devlet destekli aktörler benzer güvenlik açıklarından yararlanabilir.
İşletmeler teknolojik sistemleri kurarken çoğu zaman verimlilik ve maliyet hesabı yapıyor. Ancak cihazların yıllar boyunca nasıl korunacağı, güvenlik güncellemelerinin ne zaman yapılacağı ve eski ekipmanların hangi koşullarda değiştirileceği aynı ölçüde önem taşımayabiliyor.
Güncellemeleri ertelemek, gereksiz internet bağlantılarını açık bırakmak veya bütün cihazları aynı ağ üzerinde çalıştırmak artık sıradan teknik ihmaller olarak değerlendirilemez. Çünkü bunların sonuçları bazen doğrudan insanların kullandığı ürünlere ve hizmetlere yansıyor.
TÜRKİYE BU OLAYDAN NE ÖĞRENMELİ?
Türkiye'de de büyük market zincirleri, gıda depoları, üretim tesisleri ve lojistik merkezleri giderek daha fazla dijital kontrol sistemlerinden yararlanıyor. Bu dönüşüm gerekli. Ancak Avrupa'daki saldırılar, teknoloji yatırımlarının güvenlik yatırımlarıyla birlikte yürütülmesinin önemini gösteriyor.
Büyük gıda işletmelerinde internete bağlı soğutma ve endüstriyel kontrol sistemlerinin envanteri çıkarılabilir. Hangi cihazların uzaktan erişime açık olduğu, hangilerinin güncelleme almadığı ve hangi dış hizmet sağlayıcılarının sistemlere bağlanabildiği belirlenmeli.
Kritik tesislerde soğutma sistemlerinin diğer bilgisayar ağlarından ayrılması, uzaktan erişimin sıkı biçimde sınırlandırılması ve bağımsız sıcaklık sensörlerinin kullanılması önemli tedbirler arasında.
Yüzlerce marketin soğutma sistemlerinin aynı anda devre dışı kaldığı bir senaryoda ürünlerin nasıl korunacağı, sevkiyatların nasıl sürdürüleceği ve tüketicilerin nasıl bilgilendirileceği önceden planlanmalı. Bunlar bir saldırının gerçekleşmesini tamamen engellemeyebilir. Ancak oluşabilecek zararı ciddi ölçüde sınırlayabilir.
Bartu Eken / Haber7
Yorumlar2