İçimizdeki İsraillilere dikkat
- GİRİŞ29.08.2025 08:46
- GÜNCELLEME29.08.2025 09:06
Suriye’nin toprak bütünlüğü, ‘yekpare’ bir yapıda olması sadece Suriye’nin güvenliğini değil, bölgenin ve Türkiye’nin de güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor.
Bahsettiğim bu bakış açısı son birkaç yılda ortaya çıkmış bir yaklaşım değil, uzunca bir süredir gözetilen bir politika idi…
Hatta tüm İslam âleminin güvenliğini ilgilendiren bir kale duvarı olduğunu da aklımızın bir kenarında tutalım.
Bu duvarı yıkmak isteyenler, içeriden vurmak için sinsice planlar kuruyor.
Bu politikayı zafiyete uğratmak, yani Türkiye’nin güvenliğini tesis etme konusunda takozlar oluşturmak için İsrail’in, Pentagon’un, CIA’in politikalarını Türkiye’de hayata geçiren ancak bizden gibi gözüken aparatların varlığını ve etkilerini de küçümsememek lazım.
Bunlara bir ad koymak gerekirse; “İçimizdeki İsrailliler ya da Millî Güvenliğimizi Sarsan Gizli Düşmanlar” diyebiliriz.
Öncelikle şunu netleştirelim: Suriye'nin bölünmesi, emperyalist güçlerin en büyük hayali.
İsrail, Pentagon ve CIA gibi karanlık odaklar, Ortadoğu'yu parçalamak için yıllardır çalışıyor.
Neden mi?
Çünkü güçlü bir Suriye, güçlü bir bölge aynı zamanda güçlü bir Türkiye demektir.
Tarihimiz bize öğretir ki; komşularımızın zayıflığı, bizim de zaafımız olur.
Hatırlayın, Osmanlı'nın son dönemlerinde nasıl içten çürütüldük?
Aynı oyunu bugün de sahneye koymak istiyorlar.
Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak, son birkaç yılın modası değil; Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinden beri izlenen millî bir politikadır.
Bu politika, Türkiye'nin sınırlarını, ekonomisini ve millî birliğini doğrudan korur.
Suriye parçalanırsa, terör örgütleri kapımıza dayanır, mülteci akınları artar, enerji hatları yabancıların eline geçer.
Bu, milletimizin geleceğini ipotek altına almak demektir!
Peki, bu politikayı zafiyete uğratan kimler?
İşte asıl tehlike burada: İçimizdeki aparatlar!
Bunlar, İsrail'in, ABD'nin derin devletinin politikalarını Türkiye'de hayata geçiren, ama "bizden" gibi görünen hainler.
Dışarıdan bakınca milliyetçi, vatansever pozu keserler; ama kalpleri Tel Aviv'e, Washington'a bağlıdır.
Bunlar, medya üzerinden propaganda yapar, siyaset arenasında takoz koyar, hatta bürokraside engeller çıkarır.
Dezenformasyon yapar.
Suriye'nin bütünlüğünü savunan politikaları "macera" diye karalarlar, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini küçümserler.
Neden?
Çünkü efendileri öyle emreder! CIA'in gizli operasyonları, Pentagon'un stratejik planları, İsrail'in yayılmacı hayalleri...
Hepsi bu iç ajanlar üzerinden yürütülür.
Bunlar, Türk milletinin kanıyla sulanmış toprakları yabancılara peşkeş çekmek için çalışır.
Bu hainleri küçümsemeyelim!
Onlar, Kurtuluş Savaşı'ndaki mandacıları andırır; dışarıdan destek alır, içeriden vurur.
Hatırlayın, Mondros'ta nasıl teslimiyetçiler türemişti?
Bugün de aynı.
Suriye'nin bölünmesi için PKK/YPG gibi terör yapılarını destekleyenler, işte bu iç İsraillilerdir.
Türkiye'nin güvenliğini tesis etmek için atılan adımlara engel olurlar: Sınır ötesi operasyonlara karşı çıkarlar, barış koridorlarını sabote ederler, millî çıkarlarımızı "insan hakları, demokrasi” gibi süslü maskelerle baltalamaya çalışırlar.
Ne yapmalıyız?
Önce uyanıklık!
Millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirelim.
Eğitimden medyaya, siyasetten sanal medyaya, sinemadan tiyatroya her alanda yabancı etkileri temizleyelim.
Vatandaş olarak da, vatan sevgisini her şeyin üstünde tutalım.
Suriye ile ilişkilerimizi kardeşçe pekiştirelim; çünkü onların güvenliği, bizim güvenliğimizdir.
Millî bir duruşla, iç ve dış düşmanlara karşı dimdik ayakta duralım!
Türk Milleti, tarih boyunca ihanetleri yenmiştir.
İçimizdeki İsraillilere fırsat vermeyelim; vatanımızın bekası için gözümüz açık olsun.
Zaten gerisini devletimiz yapar…
ÇELİK KUBBE SİSTEMİ VE ERDOĞAN’IN VİZYONU
Türkiye, savunma sanayiinde önemli bir eşik atladı.
Geçtiğimiz çarşamba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla ASELSAN'ın Ankara tesislerinde düzenlenen törenle, "Çelik Kubbe" olarak adlandırılan bütünleşmiş hava savunma sistemi Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edildi.
Bu sistem; 47 araçtan oluşan radar, elektronik harp ve hava savunma unsurlarını kapsıyor…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu teslimatı "Türkiye için dönüm noktası" olarak nitelendirerek, sistemin dostlara güven, düşmanlara korku salacağını vurguladı.
Bu gelişme, Türkiye'nin yerli ve milli savunma teknolojilerinde attığı adımların somut bir meyvesidir...
Çelik Kubbe, deniz ve kara tabanlı hava savunma platformlarını, radar sensörlerini ve silah sistemlerini tek bir ağda birleştiren bir yapı…
Proje, geçen yıl ağustos ayında başlatılmıştı ve bölgedeki çatışmaların (Suriye, Ukrayna ve İran-İsrail gerilimleri) etkisiyle hız kazandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teslimat töreninde yaptığı konuşmada, "Hiçbir ülke kendi radar ve hava savunma sistemini geliştiremezse, özellikle bölgemizdeki güvenlik tehditleri karşısında geleceğine güvenle bakamaz" diyerek, sistemin stratejik önemine dikkat çekti.
Erdoğan, ASELSAN'ın 2026'da açılacak yeni üretim tesislerini de tanıtırken; "Önümüzdeki 50 yılda Türkiye, sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, teknolojide dünyaya liderlik eden bir ülke olacak" ifadelerini kullandı.
Bu, Erdoğan'ın elli yıllık öngörüsünü simgeliyor.
1974 Kıbrıs müdahalesi sonrası ABD ambargoları nedeniyle başlayan savunma bağımsızlığı yolculuğunu, yarım yüzyıllık bir vizyona dönüştürme çabasının sonuçlarını görüyoruz...
Yabancı medya da bu gelişmeyi yakından takip etti ve genellikle Türkiye'nin savunma bağımsızlığına vurgu yaptı.
The Times of Israel, sistemi İsrail'in Demir Kubbe’sine benzeterek, Erdoğan'ın "bölgesel çatışmaların radara dayalı tehditleri ortaya çıkardığını" belirttiğini aktardı.
Belirtelim; Çelik Kubbe, Demir Kubbe’den çok çok ileri bir hava savunma sistemi…
ABC News ise, Erdoğan'ın açıklamalarını "Türkiye'nin savunma ihtiyaçları için bir dönüm noktası" olarak yorumladı ve S-400 alımının F-35 programından çıkarılmaya yol açtığı geçmiş gerilimlere atıf yaptı.
Foreign Policy dergisi, daha geniş bir perspektiften bakarak, Türkiye'nin savunma sanayiinin Erdoğan döneminde ciddi seviyede ihracat artışı gösterdiğini ve motor bağımlılığını azaltma çabalarını ele aldı…
Diğer haberlerde, IDEF 2025 savunma fuarındaki gelişmelerle bağlantılı olarak, SIPER hava savunma sisteminin tamamlanması ve katmanlı hava savunmasının güçlendirilmesi ön plana çıktı.
Defense Mirror, Türkiye'nin düşük, orta ve yüksek irtifa savunma sistemlerini tamamlayarak ulusal katmanlı hava savunmasını bitirdiğini duyurdu.
Reuters ve Forbes gibi kaynaklar, Erdoğan'ın Rusya'dan S-400 alımıyla başlayan bağımsızlaşma sürecini hatırlatarak, Çelik Kubbe’nin bu politikanın devamı olduğunu belirtti.
Bu teslimat, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişini net bir biçimde teyit ediyor.
Erdoğan'ın 50 yıllık vizyonu, ambargolardan ders çıkarıp teknoloji liderliğine uzanan bir yol haritasını karşımıza çıkarıyor.
Çelik Kubbe, gelecekte sadece bir sistem değil; Türkiye'nin geleceğe yönelik stratejik duruşunun simgesi olarak anılacak…
Ferhat Murat / Haber7
Yorumlar27