Avcılar, Yem Olan Kamu Kaynakları ve Avcı Belediyecilik

  • GİRİŞ08.01.2026 08:47
  • GÜNCELLEME08.01.2026 09:30

Kamu yönetimi, idari bir organizasyon ve hizmet üretim mekanizması olduğu gibi bir toplumun ahlâk anlayışını, kaynaklara yaklaşımını, adalet duygusunu ve ortak gelecek tasavvurunu yansıtan bir değer alanıdır.

Devlet ve yerel yönetimler, bir yönüyle teknik kurumlar olmakla birlikte, daha derin bir anlamda kamusal sorumluluğun ve mali ahlâkın taşıyıcısıdır.

Bu nedenle bütçeleme ve kaynak kullanımlarında tercihler, salt muhasebe tabloları olarak değil; birer öncelik, değer ve niyet beyanı olarak okunmalıdır.

Bir kamu idaresinin hangi alanlara ne kadar kaynak ayırdığı, hangi hizmetleri öncelediği ve hangi ihtiyaçları geri plana ittiği, o idarenin yönetişim anlayışını en çıplak biçimde ortaya koyar.

Bütçeler, “neye ne kadar harcandığını”, hangi sorunun öncelikli, hangisinin ertelenebilir görüldüğünü de ilan eder. Bu yönüyle bütçe, idarenin kamuya açık sözleşmesidir.

Bugün hâlâ altyapı yetersizlikleri, afetlere hazırlık açıkları, riskli yapı stokları, yetersiz sosyal destek ağları, emekli, yaşlı ve engelli vatandaşların talepleri, gençlerin eğitim ve istihdam alanlarında karşılaştıkları sorunlar çözüm beklerken, kamu kaynaklarının zaruri hizmet alanlarının dışında kalan kalemlere yönelmesi, mali rasyonalite açısından ciddi bir kırılmaya işaret etmektedir. Bu durum öncelik disiplininin önemsenmemesidir, yani keyfiliktir.

Kamuoyuna yansıyan Avcılar Belediyesi’nin yüksek hacimli alkollü içecek alımına ilişkin ihalesi bu önceliksizliğin, keyfiliğin somut bir görünümüdür. Belediye tarafından açılan Alkollü içki alım ihalesine dair haberleri okuduğumda önce şaşırdım, sonra gerekçesini araştırdım, ihale belgesine ulaştım, gerekçeyi bulamadım, dünyada örnekleri var mı yine inceledim, yine göremedim. Üzüldüm.

Belediyelerin kaynaklarını bizler oluşturuyoruz; pek çok başlıkta vergiler ödüyoruz, bu kadar keyfi bir alımı, durumu onaylamak mümkün değil. Üstelik tüm dünya alkolle, alkolizmle mücadele ederken, bireysel alkol tüketmenin serbest olduğu, herkesin istediği zaman alkollü içeceğe ulaşabileceği bir ülkede bir kamu kuruluşunun bu denli yüksek miktarda alkol alımı ise zaten hiçbir yere oturmuyor… “İçmeden çalışamıyor musunuz?” diye soran çok vatandaşımız var, ben tekrarlamayacağım. İşe özünden yaklaşacağım…

Elbette mesele tek başına, teknik olarak bir ürünün satın alınıp alınmaması değildir. Tartışmanın merkezinde, kamu bütçelerinin asli görev alanlarının dışına taşan, toplumsal ihtiyaçları gidermeyen tüketim kalemlerine yönelip yönelmemesi vardır. Avcılar örneği, bu açıdan münferit bir uygulamadan öte, belediyeciliğin hangi çizgide ilerlediğine dair ilkesel bir soru üretmiştir.

Kamu maliyesi biliminin temel ilkesi açıktır: Sınırlı kaynak, en yüksek toplumsal faydayı üretecek alanlara tahsis edilmelidir.

Bir harcamanın hukuken mümkün olması, ihalenin kurallarına göre yapılması, alımın da yine mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmesi onun kamusal açıdan gerekli ve doğru olduğu anlamına gelmez.

Hukuk, asgari sınırı; mali ahlâk ise olması gerekeni tanımlar. Zaruri hizmet üretmeyen, geniş toplum kesimlerinin hayatını doğrudan iyileştirmeyen ve uzun vadeli kamu faydası oluşturmayan her harcama, teknik olarak mümkün olsa bile, idari ve ahlâkî açıdan sorgulanmak zorundadır.

Devlet geleneğimizde kamu malı, hem ekonomik bir değer olarak, hem de emanet olarak görülmüştür. Beytülmal anlayışı, yöneticiyi bir “harcama yetkilisi” olmaktan ziyade, bir emanetçi olarak tanımlar. Bu anlayışa göre kamu kaynağı, yöneticinin tercih alanı değil; milletin zaruri ihtiyaçlarına tahsis edilmesi gereken kutsal bir sorumluluktur.

İsraf, bu nedenle yalnızca bütçe açığı doğuran bir hata değil; kamusal ahlâkı zedeleyen bir zaaf olarak değerlendirilmiştir.

Ne var ki son yıllarda, özellikle yerel yönetimler düzeyinde, bu ahlâkî çerçevenin giderek zayıfladığına dair işaretler artmaktadır.

Bütçe kalemlerinin, asli hizmet üretmeyen, sembolik veya gösterişli tüketim alanlarına doğru kayması; buna karşılık altyapı, sosyal hizmet ve risk yönetimi gibi hayati başlıkların kaynak yetersizliği gerekçesiyle ötelenmesi, belediyecilikte sessiz bir erozyona işaret etmektedir. Bu erozyon, kısa vadede gözden kaçabilse de, uzun vadede şehirlerin yaşanabilirliğini, sosyal dengeyi ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir.

Burada kritik olan, tekil örneklerden ziyade ortaya çıkan zihniyettir. Avcılar örneği, bir belediyenin spesifik bir harcamasından çok, belediyelerin neye dönüşmekte olduğuna dair bir uyarı işareti olarak okunmalıdır. Belediyeler alkollü içki tüketim merkezleri değil; şehirlerin altyapısını, güvenliğini, sağlığını ve sosyal dokusunu inşa eden hizmet kurumlarıdır.

Kamu bütçeleri ise bu misyonun en temel aracıdır. Bu araç, asli görevlerin dışına taşan alanlara yöneldiğinde, hizmet kalitesinde düşüş ve kamusal güven kaybı kaçınılmaz hâle gelir. Bu eğilimin tersine çevrilmesi mümkündür ve bunun için yapısal önlemler gereklidir. Belediyelerin bütçelerinde zaruri hizmet dışındaki tüketim kalemleri için açık ve bağlayıcı üst sınırlar belirlenmelidir.

Belirli bir tutarın üzerindeki her harcama için “toplumsal fayda etki değerlendirmesi” yapılması zorunlu hale getirilmelidir. Gıda ve içecek gibi tartışmalı harcama alanlarında özellikle alkollü içecek alımlarında, alımın hangi hizmet kapsamında ve hangi gerekçeyle yapıldığı kamuoyuna açık biçimde ilan edilmelidir.

Sayıştay denetimleri, yalnızca mevzuata uygunluk değil, kamu yararına uygunluk kriterini de içerecek biçimde genişletilmelidir. Ayrıca tüm kamu idareleri için bağlayıcı bir “Mali Etik ve Ahlâk Kodu” oluşturularak, israf riski taşıyan uygulamalar daha karar aşamasındayken sınırlandırılmalıdır.

Kısacası, bu kötü hatta berbat örnek bize göstermektedir ki, kamu bütçeleri, harcama kalemlerinden oluşan teknik belgeler değildir; her satır, bir öncelik, bir değer tercihi ve bir ahlâk beyanıdır.

Devletin ve belediyelerin gücü, gereksiz, mantıksız, israfa ve yozlaşmaya giden gösterişli harcamalarda değil; milletin vergisini, milletin zaruri ihtiyaçlarına tahsis edebilme basiretinde yatar.

Avcılar, bize bir kez daha, “Bu harcama, tercih, kaynak tahsisi gerçekten toplumun ortak hayatını iyileştiriyor mu?” sorusunu sorma zorunluluğunu hatırlatmaktadır. Bu soruya ikna edici bir cevap verilemeyen her kalem, ister küçük ister büyük olsun, kamusal sorumluluk açısından yeniden düşünülmelidir.
 

Prof. Dr. Zakir Avşar / Haber7

Yorumlar23

  • Misafir 10 saat önce Şikayet Et
    Sayın yazar emeklileride yazsanız memnun oluruz
    Cevapla
  • Semiha OLT 10 saat önce Şikayet Et
    Halkın emeğini halkın yararına kullanmayanların belediyecilik anlayışı bundan öteye gidemezdi.Her şeyden önce bir belediyenin Hak için halkı gözetmesi gerekir.Bütçesini hakkın rızasına ve halkın yararına şekillendirmelidir.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Abdullah bey 10 saat önce Şikayet Et
    Zakir bey Avcılar belediyesinin alkollü içki alım ihalesi belgesi var mı? İnternette göremedim yayınlarsanız sevinirim.
    Cevapla
  • Abdullah bey 10 saat önce Şikayet Et
    Avcılar belediyesinde alınan alkolün ücreti bu alımın sorumlularından tahsil edilmelidir. Ülkede buna benzer fuzuli gereksiz ve yolsuzluk yapılan ihalelerde aynı şekilde ihale bedeli bu ihaleye imza atan ve onaylayan herkesten tahsil edilmelidir.Aksi takdirde böyle ihaleler görmeye devam eder ihalelerde yolsuzluk devam eder.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Sokaktaki vatandas 12 saat önce Şikayet Et
    Yakında kokain alım ihalesi de açarlarsa şaşırmayın.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat