Gökçek’e 10 gün sabretmediler Yavaş’a 120 gündür ‘çıt’ yok!
- GİRİŞ09.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME09.01.2026 09:28
Esasında Ankara su konusunda “sabıkalı” bir kent…
Tarihçiler, 1873-1875 yılları arasında yaşanan susuzluk nedeniyle Ankara’nın salgın hastalıklar ve kıtlığın pençesine düştüğünü, 25 bin olan nüfusun 18 binini göçlerle ve ölümlerle kaybettiğini belirtiyorlar.
Ardından yağmurlar başlayınca göç edenlerin çoğu şehre geri dönmüş ama nüfusun eski yoğunluğa ulaşması tam 50 yıl sürmüş.
Ankara, benzer bir kuralık dönemini son olarak “Küresel ısınma”nın etkisini en yoğun gösterdiği yıllardan olan 2007’de yaşadı.
Uzmanlar o yılın başından itibaren “Yağmur yağmazsa tüm yurtta ciddi susuzluk başlayacak” şeklinde uyarmaya başlarken, ne yağmur ne kar yağdı.
Türkiye, yüz yılın en sıcak yazını yaşarken, Mayıs ayında gelindiğinde Ankara da dâhil olmak üzere batı illerinde susuzluk alarmı verildi.
Meteoroloji Mühendisleri, “kuraklık 3 yıl sürecek” diyerek, ileride sorun yaşanmaması için su kesintilerinin derhal başlamasını istedi.
Kentte kış aylarında su tüketiminin günlük 700-800 bin metreküp olduğunu, ancak bunun yaz aylarında 'buharlaşmayla' birlikte 1.5 milyon metreküpe çıktığını gören
Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, uzmanların direktifleriyle tedbir almak için harekete geçti.
Dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, susuzluk yüzünden Milli Eğitim Bakanı'na “okulların bir ay geç açılmasını” önerirken, vatandaşlara da diğer illerdeki akrabalarının yanına tatile gitmeyi önerdi.
Ayrıca, 1 Ağustos'tan itibaren de 48 saatlik su kesintilerine gidileceği açıklandı.
Tabii!..
Yetkililerinden “Kuraklıkla yaşamasını öğrenmeliyiz” şeklinde açıklamalar peşi sıra gelirken, vatandaşlar oralı olmadı.
“Tasarruf” lafta kalırkan, kimse önlem alma gereği bile duymadı.
Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü de son 20 yılın yağış oranlarına göre, 2007’deki yağışlarda ortalama % 30 azalma olduğunu açıklayınca, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük illerde tedbir almak şart oldu.
Ankara'da barajlarda doluluk oranı yüzde 5'in altına gerileyince de beklenen “planlı kesintiler” belirtilen tarihte devreye girdi.
Sular kesilir kesilmez devreye giren muhalif kesim, “küresel ısınma” sorununa dikkat çekmek yerine faturayı “ihmal”le suçladıkları Melih Gökçek’e kesti.
Kimileri “Gökçek’in bidonları” başlıklı yazılar yazarken, kimileri de “Sözen'i İSKİ skandalı götürdü, Gökçek’in sonunu da Ankara'daki susuzluk sefaleti getirecek” diyerek daha ilk günden yıkım siyasetine başladı.
Yeni taşındığı Angora Evleri’ndeki 3 katlı ultra lüks villasına yeterli kapasitede su deposu yaptırmayı ihmal ettiği için o dönem 24 trilyona mal olan CHP’nin yeni Genel Merkez Binası”ndaki makam odasına “duş” alan rahmetli Deniz Baykal’ın Ankara’daki susuzluktan yakınması, gazete manşetlerinde mağduriyet olarak lanse edildi.
Kuraklık tehlikesi yüzünden yaşanan “planlı su kesintileri”nin 3 gününde kalemini eline alan Emin Çölaşan, ertesi gün Hürriyette yayınlanacak yazısına “Susuzluğun kara mizahı” başlığını atarak…
Günün belli saatlerinde su verilen Ankara’yı, bazı ilkel Afrika ülkeleri dışında “musluktan su akmayan dünyanın tek başkenti” ilan etti.
Ankara’da suların 48 saat akıp, 48 saat kesilmesini fırsat bilen Emin Çölaşan “utanarak yazıyorum” diye başladığı bir diğer yazısında ise güya susuzluk nedeniyle yaşanan mağduriyetleri sıraladıktan sonra “Abdest alacaksınız, su yok” ifadelerini bile kullandı.
Dönemin “kartel medyası”nca yürütülen algıya ayak uyduran bazı kalemler ise hepi topu 10 gün süren planlı kesintiler yüzünden “Melih Gökçek istifa etmeli” başlıklı yazılar yazdı.
Mütareke medyasının gazına gelen vatandaşlar da ASKİ'nin "Alo 153" hattını arayarak “Ya su versin, ya gitsin” diye Melih Gökçek’i hedef aldı.
Daha da ilginç olanı ise…
O dönem bir gazeteye röportaj veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı Sözen, sanki İSKİ skandalına ismi karışan ve İstanbul’u susuz bırakan kendisi değilmiş gibi “Susuzluğu bana sorun” diyerek, hâlâ rüyalarında yağmur yağıyor diye sıçradığını anlattıktan sonra…
İstanbul ve Ankara’yı yöneten AK Partili başkanları, “susuzluk gerçeğini halktan saklamakla” itham etti.
Bazı troller “Mogan Gölü’nde balıklar ishal oldu’’ diyerek algı operasyonuna soyunurken, Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş; “Tifo, dizanteri, kolera salgını kapıda” diyerek, susuzluğun sağlığı tehdit edecek boyuta ulaştığını iddia etti.
Derken...
Kesintilerin 10. günüde “barajlarda yeterince su olduğu” fakat felaket tellallarının gazına gelindiği fark edildi.
Başkan Melih Gökçek, “vatandaşların suyu tasarruflu kullanmaları halinde kesintilere son verilebileceğini” söyledi.
“Zaten Aralık ayından sonra Kızılırmak’tan su getirmiş olacağız” diyerek, artık “suyun” sorun olmaktan çıkacağını söyledi.
Bir hafta sonra Ankaralılar’ın günlük su tüketimini 850 bin metreküpten, 670 bin metreküpe düşürmesi üzerine, bu defa kentin ana caddeleri ile otobüs duraklarına "Teşekkürler Ankara" başlıklı ilan astırdı.
Dönemin Ankara Valisi Kemal Önal da dönüşümlü su verilmesinin “hata” olduğunu belirterek, sürecin kötü yönetildiğini itiraf etti.
Takvimler 24 Ağustos 2007’yi gösterdiğinde ise Başkan Melih Gökçek, “Barajlardaki su seviyesi konusunda yanlış bilgi verdikleri” gerekçesiyle, 3’ü “ASKİ Genel Müdür Yardımcısı, 2’si Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve biri de Fen İşleri Daire Başkanı olmak üzere 6 üst düzey bürokrata, “görevlerini yerine getiremedikleri” gerekçesiyle işten el çektirdi.
Böylece, “tedbir” olarak devreye alınan ve solakların günlerce üzerinde tepindiği “planlı kesinti” tartışması kapanmış oldu.

Oysa şimdi Ankara, 1873-1875 yıllarındaki kuraklığın ardından belki de en ciddi “susuzluk” krizini yaşıyor.
Zira barajlarda kente 200 gün boyunca yetek su olduğu söylendiği halde, CHP’lilerin “kahramanlaştırdığı” ve ileride “cumhurbaşkanı” olarak görmek istedikleri Mansur Yavaş, geçtiğimiz yıl Eylül ayında Kesikköprü Barajı'na bağlı ana isale hattında meydana gelen patlamadan beri tam 4 aydır başkente su veremiyor.
Tam 7 yıl boyunca yan gelip yatan, köylüye “nohut” kentliye “çorba” dağıtarak başkenti oyalayan Yavaş, yaşanan “patlamalar” sonucu güya isale hattındaki boruları değiştirdi.
Sonra o boruların yanlış olduğunu fark edip bu defa çelik borular döşemeye çalışıyor.
Bu beceriksizliği de “basınç düşüklüğü” olarak perdelemeye çalışıyor.
Dahası..
Melih Gökçek “yanlış yönlendirdikleri” gerekçesiyle 6 üst düzey bürokratına el çektirirken…
Mansur Yavaş’ın “lazım olur” diye, faaliyet alanı olmadığı halde “makam aracı, makam odası, ödenek” gibi imkânlardan yararlanan 5 hayali daire başkanını işe aldığı tespit edildi.
İşin tuhaf yanı ise 2007’de, sadece 10 gün süren kesintilerde ortalığı ayağa kaldıran ve “abdest alacak su yok” diyerek feveran eden Emin Çölaşan ve avaneleri de 120 günü aşan susuzluk skandalına tek kelime etmiyor.
Acaba diyorum, Emin Çölaşan ve ahbapları namazlarını teyemmümle mi eda ediyor!.

Yorumlar25
-
Mikail
12 dakika önce
Şikayet Et
Abi 2007’de küresel ısınma değil küresel soğuma yaşandı. O yüzden kuraklık hatta buğday krizi patlak verdi dünyada. Sebebi ise İzlanda’da patlayan yanardağ. Saygılar.
Beğen
Cevapla
-
BURHANEDDİNRABBANİ
9 saat önce
Şikayet Et
Kim demiş Avrupa insanı medeni?
Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni!
Kul olmak çağdışıyken, soyunmak çağdaşlık,
Din kardeşliğini bıraktık biz, ecnebiyle kaynaştık..
Sünnet sakal yobazlık, top sakalsa medeni..
Unuttun sen ey vefasız ehli sünnet dedeni..
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
-
ZEKUSAGI
9 saat önce
Şikayet Et
Ankaralılar Melih Gökçek Tabiri caizse mumla arıyor.Arayacak daha bunlar Fragman film ilerde başlayacak.Bunlar iyi günler.Daha Her şey Ankara'da yeni yeni güzel olacak
Beğen
Cevapla
Toplam 13 beğeni
-
Yılmaz
10 saat önce
Şikayet Et
"Emin Çölaşan ve ahbapları namazlarını teyemmümle mi eda ediyor!." : )
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
-
unsal
12 saat önce
Şikayet Et
ankaralılar ne olursa olsun Mansur der başka bişey demez. her zaman şikayet ederler ama yine ona oy verirler. Aynı izmir gibi
Beğen
Cevapla
Toplam 14 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle