Silivri etkisinde normalleşme
- GİRİŞ09.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME09.01.2026 08:53
Siyasette ‘normalleşme’ denen şey, bazen bir strateji, bazen bir taktik, çoğu zaman da zorunluluktan doğan bir illüzyondur.
Özgür Özel’in ‘normalleşme’ kavramı, Türk siyasi literatüründe ayrı bir tür olarak tescillenmeyi hak ediyor.
Bir yanda Manisa’da, “Tayyip Bey normalleşse biz normalleşiriz ama bunlar kavgadan besleniyor” diyen, “AK Parti ve MHP seçmenleriyle kucaklaşacağız” diye yumuşak tonda çağrılar yapan bir genel başkan…
Diğer yanda, üzerinden 24 saat geçmeden, Maduro’nun ABD tarafından sarayından kaçırıldığı haberinin hemen ardından Çankırı’da meydanlara inip Erdoğan’a “Trump’ın darbesine tek kelime edemeyen, korkak, meşruiyeti Oval Ofis’te arayan” diye veryansın eden aynı adam…
Ve dahası var…
Beykoz’da; partililerinin önünde, “Sen dünya lideri değil, yerel bir otokratsın” diye haykırıyor.
“Tarihe demokrat olarak geçmeyi elinin tersiyle iten, her türlü kötülüğe tenezzül eden, gelecekte ‘sandıkla geldi ama gitmemek için her şeyi yaptı, bu millet yakasından silkeleyip attı’ diyecekleri birisin sen” diyor.
Sonra da ağzındaki asıl baklayı çıkarıyor: “Erdoğan Trump’tan Türkiye için değil, kendisi için bir gelecek talep etmektedir. Kendi şahsı için korkmakta, şahsi beklentilerini konuşmaktadır. Mal varlığı ile tehdit edilmekte, Trump’ın oğluyla pazarlık etmekte, ülkenin varlıklarını Amerika’ya peşkeş çekmekte, Amerika’dan icazet, cesaret ve güya meşruiyet almaktadır. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Ne junior Trump’tan ne baba Trump’tan meşruiyet alacaksan Beykoz’dan!”
Bütün bu çok sert ifadeler, Silivri ekseninde bir ‘normalleşmenin’ ürünü olarak karşımıza çıkıyor.
Hatırlatalım; Özgür Özel’in kapalı grup toplantısında “50+1 oy almamız için normalleşmemiz gerekir” tezini dillendirmişti…
Bu tez, 2024’teki ilk normalleşme dalgasının da temel mantığıydı.
Ancak o dönem partiyi yöneten aklın bulunduğu Saraçhane’de 12 Haziran 2024 tarihinde Devlet Bahçeli’nin sözlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “Suç ortağını bize itelemesin” şeklinde yanıtlayan Özgür Özel ‘normalleşme ya da siyasette yumuşama’ dönemini fiilen sonlandırmıştı.
Yanında da dönemin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu vardı…
Silivri etkisindeki normalleşme budur işte…
Yumuşak çağrılarla başlayıp, demir parmaklıkların gölgesinde sertleşerek devam eden, bir yandan kucaklaşma derken öte yandan “Beykoz’dan dezenformasyonlarla bezeli meşruiyet Amerika’dan veriliyor” diye meydan okuyan bir siyaset.
Defalarca belgeleriyle yalanlanan ifadeleri de ülke gündemine getirmeye devam eden bir siyaset…
Ve bu siyaset, 2026’nın ilk haftalarında Türkiye’nin siyasi haritasında en azından muhalefette herhangi bir değişiklik olmayacağını ortaya koyuyor.
Bu nevi şahsına münhasır normalleşme temposuna yetişmek için insanın hem çok hızlı koşması hem de aynı anda durması gerekiyor.
Yani fizik kanunlarını da çiğnemesi lazım.
Normalleşme dedikleri şeyin, aslında ‘kendi tabanını konsolide ederken karşı tarafı şeytanlaştırma dozunu biraz düşürmek’ olduğu ifade ediliyor ancak doz düşürmeye kalkıldığında Silivri devreye giriyor ve vites yükseltilerek sertlik artırılıyor.
Özel’in Beykoz’daki konuşmasındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlarının Özgür Özel’i dava ettiği bölüme tekrar bakalım…
“Sen dünya lideri değil yerel bir otokratsın… Trump’tan Türkiye için değil kendisi için gelecek talep ediyor… Mal varlığı ile tehdit etmekte… ülkenin varlıklarını Amerika’ya peşkeş çekmekte… icazet, cesaret ve meşruiyet almaktadır… Ne junior Trump’tan ne baba Trump’tan meşruiyet alacaksan Beykoz’dan alacaksın!”
Bu metin, 2017-2019 dönemindeki klasik CHP miting konuşmalarından kelimesi kelimesine farksız…
Tek fark, cümlelerin biraz daha uzun ve virgüllerin biraz daha sanatsal yerleştirilmiş olması.
Yani sadece ‘font değişikliği yapılmış’ diyebiliriz…
Bir de kulak tırmalayan çok kötü bir ses tonu font değişikliğine eşlik etmiş…
Silivri’nin, İmamoğlu’nun yargı süreçlerinin ve siyasi geleceğine dair endişenin, CHP’nin kurumsal genetiğine adeta hormonal bir etki yaptığı artık saklanamaz hâle geldi.
Parti, ‘hukukun üstünlüğü’ savunusu yaparken bile, o savununun zeminini büyük oranda ‘benim adamım ceza alırsa haksızlıktır’ ön kabulü üzerine kuruyor.
Bu, çok tehlikeli bir pragmatizm.
Çünkü yarın öbür gün başka bir yargı kararı başka bir siyasi figür aleyhine çıktığında, dün ‘siyasi’ dediğiniz şey yarın ‘hukuki’ hâle gelebilir…
Gerçek CHP’lilerin, yani ideolojik olarak sosyal demokratlığı hâlâ ciddiye alan, partiyi salt bir ‘kazanç sağlama makinesi’ olarak görmeyen kesimin bu manzaradan duyduğu rahatsızlık giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Ama sesleri, ‘kazanmak için her yol mubah’ korosunun altında şimdilik pek duyulmuyor.
Özgür Özel’in en büyük trajedisi şu; normalleşmek istiyor gibi görünüyor ama normalleşebilmek için gereken en temel şeylerden yoksun…
Onlar da cesaret ve özgürlük…
Bu kavramlar olmayınca da geriye tek şey kalıyor…
Silivri etkisinde, fontu değişmiş ama içeriği aynı kalmış, biraz daha uzun cümleli, biraz daha virgüllü bir eski usul kutuplaşma...
Buna da CHP tipi normalleşme diyorlar işte.
Ne diyelim…
Allah sonumuzu hayretsin.
Yorumlar27
-
Gültepeli Bjk
9 saat önce
Şikayet Et
Türkiye'yi kurtarın buu yüzz yıllıkk cuntacı darbecii Vatan Millet Din Bayrak Kuran Toprak Devlet hainlerii lobicii xchp partisinden içişleri Adalet bakanlığı RTE Bahçeli başşkannlarr niyee halen kapatılmıyorr bu hainn parrtii niye
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Denizci
9 saat önce
Şikayet Et
CHP genel başkanı insanların sinir ucuyla oynamayı seviyor. İnsan yalan konuşşa yüzü kızarır bunda Buda yok. Suç bizde miler vekillere dokunılmazlık veriyorsun. Vermiyecwn kardeşim yalan konuştuysan cezanı çekeceksin. Millet vekilliğin düşecek. Halktan alduğın oy ile yalan konuşamazsın. Yalan konuşan insana nasıl güvenilecek devlet teslim edilecek.yazık olacak bize
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Toprak
10 saat önce
Şikayet Et
Özgür özel tam olarak kendini ve chp'yi tarif etmiş şu bir gerçek chp chp'den yönetilmiyor chp abd derin devleti cıa tarafından yönetiliyor chp Ak parti hükümeti öncesi imf'den komisyon alıyordu kim ödemesini yapıyodu AZİZ TÜRK MİLLETİ chp'nin umurundamı çünkü chp emperyalist güçlerin ülkemizi eteklerinden tutup aşağı çekme projesi.
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Pamir
10 saat önce
Şikayet Et
Esas emperyalist ve siyonist uşağının , kendisi - zihniyeti ve silivri deki olduğunu çok iyi bilmesine rağmen , kitlesini birarada tutma çabası .
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Ay yıldız 1453
10 saat önce
Şikayet Et
Güzel ülkemizin öz evladı olmayan özgürsüz özel her gün silivri'ye bir adım daha yaklaşıyor sahte kendisine de malum olmuş 30 sene hesaplamış yatarım diye bakalım onu da kurtarabilecek misin silivri'ye adım adım ekrum'un yanına doğru yaklaşıyor hızlı bir şekilde, birlikte olduklarına da söylemiş hep beraber silivri'ye gideceğiz son durağı orası cezasız kalmayacaklar
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle