Türkiye’de İslamofobi ya da Altay Cem Meriç’i anlamak
- GİRİŞ17.01.2026 09:09
- GÜNCELLEME17.01.2026 09:29
7 Ocak 2026’te Ankara Bilim Üniversitesi ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde “İslamofobi ile Mücadele Stratejik Yol Haritası İstişare Toplantısı”na katıldık.
Ankara Bilim Üniversitesi bu hususta Türkiye’de öncü. Türkiye’deki ilk “İslamofobi ile Mücadele Merkezi ve İslamofobi Araştırma Enstitüsü” (CENTERCIF) Ankara Bilim Üniversitesi’nde yakın zamanda açıldı.
CENTERCIF, elbette İslamofobi’nin ne olduğunu, boyutlarını, sebeplerini, sonuçlarını ve İslamofobi ile mücadele yöntemlerini politika yapıcılarına faydalı olacak şekilde ortaya koyacaktır.

Araştırmalara göre İslamofobi’nin özellikle Avrupa ve Batı genelinde nedenleri belli başlı.
Bir kere, en büyük siyasi neden, Batılı ülkelerde aşırı sağcı partilerin ana akım siyasete yerleşmesi. Özellikle seçim dönemlerinde Müslümanlar “siyasi malzeme” oluyor. Buna ekonomik kriz ve enflasyonun yaşandığı zaman dilimleri de eklenince Müslümanlar “günah keçisi” olarak gösteriliyor. Böyle bir zeminde İslam, bir din olmaktan ziyade bir “güvenlik sorunu” olarak kodlanıyor. Bu durum, Batılı devletlerin daha sert “İslamofobik” yasalar çıkarmasını halk nezdinde meşrulaştırıyor.
Bunlara bir de medyanın etkisi var. Medyada Müslümanlar genellikle sadece (güya) “şiddet, terör, kadın hakları ihlalleri veya entegrasyon sorunu” bağlamında haberleştiriliyor. Müslümanların sayısız başarı hikayeleri veya normal günlük hayatları medyada neredeyse yer bulamıyor.
Hele hele sanal medya, işin tam zehir üretim ve yayma merkezi konumunda. Sanal medya algoritmaları, Müslümanlara yönelik öfke ve nefret içeren içerikleri daha fazla öne çıkarıyor. Bu durum, Batılı halkların bir “yankı odasına” hapsolmasına ve Müslümanlara karşı ön yargılarının pekişmesine neden oluyor; bir nevi kılıçlarını biliyorlar!
“Tarihsel” tecrübelerden de kaynaklı başka bir korku daha var. “Türkler (Müslümanlar) geliyor” korkusu bir yana, Müslümanların Avrupa’nın demografik yapısını değiştireceği ve seküler kültürü yok edeceği içten içe işleniyor. Bu korku bağlamında, Avrupa’nın seküler/laiklik anlayışı ile İslam’ın kamusal alandaki görünürlüğü (tesettür, cami) arasında “çatışma” yaratılıyor. Başta medyada olmak üzere bu durum, kültürel bir “istila” olarak lanse ediliyor.
Batılı gayrimüslim ülkelerdeki İslamofobik durumları anlamak bir yere kadar mümkün oluyor da Türkiye’de İslamofobi (yani özelde İslam düşmanlığı veya korkusu) neden var?
Bu soruyu sorarken aslında “İslam’dan kim korkar ve İslam’a kim düşman olabilir?” eklemesini yapmak gerekiyor.
Ya da paralel bir soru: “Cemil Meriç ‘Türkiye’deki aydınlar din düşmanı değil, İslam düşmanı’ derken ne kastetmiş olabilir?”
Daha güncel bir zeminde soralım: “Tarihçi” pozları ile Müslümanlara (Türklere) ve İslam’a açıkça saldıran bir jeologa ve “türevlerine” vakur bir şekilde haddini bildiren ve İslam düşmanlığı yapan “planlı yapılanmalar”ın aparatlarını deşifre eden Altay Cem Meriç’e saldırmak ne demek?
Elbette hepsinin cem olduğu cevap şu: Türkiye’de İslam düşmanlığı var, ama bu doğrudan İslam’a yapılamadığı için sembollere ve sembol isimlere yapılıyor!
Hatta Türkiye’deki İslam düşmanlığı, Batılı ülkelerdeki İslam düşmanlığından kat kat fazla, zira yüzyıllar boyunca İslam’a hizmet etmiş bir millete ve bayraktarlığını yaptığı İslam’a düşman olmak iblisin bir numaralı işidir! Doğal olarak iblis, kendi döllerine de bu düşmanlığı en yüksek seviyede enjekte etmiştir, edecektir. Bu döllerin Meriç’e veya benzer sembol isimlere saldırmaları normal!
Normal, çünkü Milli Mücadele ile İslam düşmanları doğrudan topraklarımızı işgal etmeye muvaffak olamadılar. Ama bu işgali zamana yaymaktan da vazgeçmediler. “Bizim isimlerimiz” ve “bizim değerlerimiz” görünümü (münafıklığı) ile İslam düşmanlığı yapmak, onların “birincil vazifesi” oldu.
En son, İran’da yaşanmakta olan olaylar nedeniyle “akıcı Farsçası ile” kitleleri eyleme çağıran seçilmiş kadın (!) ile İslam düşmanlarına karşı mücadele eden Meriç’e saldıranlar İslam düşmanlığı motivasyonunda ortak.
Elbette Türkiye’de İslam düşmanlığını açıkça yapmak öyle kolay değil!
Bunu yapmak Türkiye’deki 3 değeri “kullanmak”la mümkün: Atatürk, vatan ve İslam!
Bir kısım İslam düşmanları Atatürkçülük, Kemalizm “maskesi” ile İslam düşmanlığı yapabiliyorlar çünkü bu yolla “dokunulmazlık” mümkün!
Bir kısım İslam düşmanları milliyetçilik “maskesi” ile İslam düşmanlığı yapabiliyorlar çünkü vatan, millet, devlet gibi kıymetlerimizi kullanarak “dokunulmazlık” elde etmek mümkün!
Bir kısım İslam düşmanları bizzat İslam “maskesi” ile İslam düşmanlığı yapabiliyorlar çünkü Allah, Peygamber, kitap, cihad milletimizin her zerresine işlemiş; bu yolla “dokunulmazlık” zırhına bürünmek mümkün!
Ne mi demek istiyorum?
Basit: Türkiye’de İslam düşmanı olmak, ancak “İslam dışı” olmakla ve bu ülkenin “İslam dışı” bir rota üzerinde olmasını istemekle mümkün!
Müslüman olan, İslam ve dolayısıyla Türk/iye düşmanı olabilir mi hiç!?
İslam düşmanı olmak için ya Müslüman değilsindir ya da Müslüman olmayan “planlı yapılar”ın oyuncağısındır!
Vesselam…
Prof. Dr. Faruk TAŞCI / Haber7
Yorumlar6
-
Yusuf Tevhit
45 dakika önce
Şikayet Et
Allah dilinize,kaleminize kuwet,bereket versin
Beğen
Cevapla
-
Hasan.12
55 dakika önce
Şikayet Et
Güzel bir yazı. Tebrikler.
Beğen
Cevapla
-
Abdullah64
1 saat önce
Şikayet Et
Tebrikler güzel hocam
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Ali
1 saat önce
Şikayet Et
Eyvallah
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
ADalet
2 saat önce
Şikayet Et
Ne guzel bir yazı, gerçekleri herkes görse.
Ah ah Allah herkese basiret versin.
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle