İsrail’in ipiyle kuyuya inen Kandil’in hesabı sahada bozuldu!

  • GİRİŞ20.01.2026 08:57
  • GÜNCELLEME20.01.2026 08:57

Bir halk düşünün ki, Suriye’yi zulme ve kana boğan zalimlerin döneminde hiçbir vatandaşlık hakkına sahip olmasın…

Bırakın vatandaşlığı, insan bile sayılmayıp kimlik verilmesin…

İşte, on yıllar süren bu zulmün, bir milyondan fazla insanı katleden Esed zaliminin yıkılmasıyla ortadan kalkması söz konusu olunca Kürtçüler, tuhaf bir biçimde zalimlerle iş tutarak İsrail hesabına pozisyon aldı.

 

Baştan başlayalım…

Esed, bundan tam 15 yıl önce Suriye halkının insan hak ve özgürlükleri taleplerine kendi halkına karşı bir savaş başlatarak cevap verdi.

İsrail’le danışıklı bir döğüş içerisinde olan Esed, bu savaşa girerken sırtını İran’a yaslıyordu tabii ki…     

İşte bu süreçte ülkeye tam bir kaos hâkim oldu.

Bir yanda DAEŞ, bir yanda ÖSO, bir yanda Amerika’nın kara ordusu olduğunu gizlemeyen Suriye PKK’sı YPG ve irili ufaklı bir sürü örgüt, kurtarılmış bölgeler oluşturdular.

Şam merkezli rejim güçleri DAEŞ ve YPG ile gizli bir ittifak kurarken, başta ÖSO olmak üzere diğer İslâmî gruplara yönelik katliam operasyonları tertipledi.

Kendilerine kimlik bile vermeyen Esed’le ittifak yapan YPG, Amerika’nın verdiği desteğe güvenerek astığım astık kestiğim kestik psikolojisine büründü.

 

Türkiye, yanı başındaki bu “terör devleti” oluşumuna izin veremezdi tabii ki ve nitekim 15 Temmuz darbe girişiminden 1 ay sonra ‘Fırat Kalkanı’ harekatıyla bu menhus çabaya ‘dur’ dedi.

Bu tartışmasız tavrın işaret fişeği ise bu harekattan 14 ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 25 Haziran 2015’te şu sözlerle atılmıştı…

 

“Tüm dünyaya sesleniyorum:

Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz!”

 

Obama ile başlayan ve Biden ile devam eden ‘terör devleti’ projesine ve Esed’e destek veren Rusya’ya rağmen Türkiye büyük bir kararlılıkla bu yapıya müsaade etmeyeceğini gösteren ‘Zeytin Dalı Harekâtı’ ile bölgedeki en etkili belirleyici unsur olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Kaos süreci devam ederken güçler savaşı da mütemadiyen boyut değiştiriyordu adeta.

Sonuçta hiç kimsenin beklemediği bir gelişme yaşandı ve Suriye devrimi gerçekleşti.

Bu hadise İran’ı ve İsrail’i şoke ederken Trump yönetimindeki Amerika, bu gelişmeye arzu edilen tepkiyi vermeyince benzer bir hüsranı yaşayan batılılar oldu…

 

Büyük bir belirsizliğin hüküm sürdüğü böylesi bir süreçte Türkiye, Gazze hadiseleri sürecinde İsrail’le köprüleri atmıştı malum…

Türkiye, bu terör devletinin bölgeyi anarşiye boğma potansiyelini de hesaba katarak içeride ve dışarıda ‘Terörsüz Türkiye’ iradesini ortaya koydu ve gelişmelere başka bir boyut kazandırdı.

Bu süreçte kendini feshettiğini açıklayan PKK kurucusuna rağmen Suriye’de varlığını sürdürme iddiasındaki Kandil, SDG denen oluşuma 10 Mart 2025’teki mutabakatı hiçe sayarak elindeki tüm imkanlarla saldırma talimatı verdi.

Oysa Suriye devleti, 10 Mart mutabakatı ile kendini feshetmesi karşılığında SDG’ye ciddi imkânlar sağlamıştı.

Kandil’in dümen suyuna giren SDG, kendisine altın tepsi içerisinde sunulan bu ikramı elinin tersiyle itti ve bildiği tek yol olan teröre müracaat etti.

 

Birkaç günden beridir Suriye’de olup biten hadiselerin başlangıcı özetle buydu.

“100 bin kişilik ordumuz var”, “her türlü imkana sahibiz” diyerek aba altından sopa gösteren Suriye PKK’sının, aslında kâğıttan bir kaplan olduğunun ortaya çıkmasına 3 gün yetti.

Sivilleri kalkan yapacak denli insaniyetten çıkan bu örgüt kısa sürede enterne edildi ve hadise bambaşka bir boyut kazandı.

Suriye devletinin gösterdiği kararlı irade Arap aşiretlerini de gayrete getirdi ve teröre karşı topyekûn bir mücadele başladı.

Bu gelişme ile eşzamanlı olarak bölgedeki Kürt halkıyla herhangi bir sorunun olmadığını açıkça deklere eden Cumhurbaşkanı Şara, Suriyeli Kürtler ile ilgili bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlayarak, Kürtlerin Suriye halkının temel ve asli bir parçası olduğunu ifade etti.

Kürtlerin, kültürel ve dilsel kimliklerinin de çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsurunu teşkil ettiğini vurgulayan Şara, devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolüne ve sorumluluğuna dikkat çekerek terör örgütünün hayalini bile kurmadığı insani ve vatandaşlık haklarını bütün ayrıntıları ile mezkûr halka tevcih ettiğini tüm dünyaya duyurdu.

 

8 Maddeden oluşan bu kararname aslında sadece Suriye PKK’sını değil, bu oluşumu şu ya da bu gerekçeyle destekleyen Türkiye’deki aleni-hafi Kürtçüleri de kontrpiyede bırakmıştı.

Meseleye insani haklar bağlamında bakan herkes, bu yaklaşımı fevkalade hakkaniyetli bulurken, insani hakları Kürtçülüğe payanda yapan kesimler de bu açıklama sonrasında neye uğradığını şaşırmışlardı adeta.

Halk ise bu açıklamayı büyük bir coşkuyla kutluyor ve sokaklar, insanların bu memnuniyetine tanıklık edercesine dolup taşıyordu.

 

Suriye PKK’sı sahada bozguna uğradığı gibi masada da büyük bir yenilgi yaşayınca, her zamanki gibi tekrar anlaşma aldatmacasına başvurdu.

Şara, bu talebe de olumlu cevap verdi ve ‘ateşkes’ ilan etti lakin göbeğinden Kandil’e bağlı ihanet çeteleri yine sivil katliamına başladı.

Öyle ki, açık açık İsrail’in yani asli sahiplerinin hava desteği vermesini bile istediler.

Herkes biliyordu ki, tüm bu kalkışma çabaları, terör eylemleri ve fitnenin arkasına İsrail var ve bu terör devleti, kendisi gibi terörden beslenen bir yapıyı Türkiye sınırında inşa etme hevesinden asla vaz geçmiyor…

Önceki gün itibariyle gelinen son nokta ise şudur.

Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG/SDG arasında dün saat 18.00’de varılan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması” kapsamında, terör örgütü, hükümetin tüm şartlarını kabul etti. İnşallah bir kez daha ihanet edip asıllarına rücu etmezler…  

 

Netice itibariyle, Suriyeliler için, Türkiye için ve ‘İttihad-ı İslâm’ mefkuresine inananlar için bugün, 1 hafta öncesine göre çok daha güzel ve yarınlar adına umut verici…

İnşallah bu şuuru heba edecek gelişmelere fırsat verilmez ve inananlar da tüm güçleriyle savundukları iradenin arkasında durma basireti gösterirler…

   

 

  

 

Yorumlar3

  • İso 39 dakika önce Şikayet Et
    Güzel özetlemiş . Tesekkur ederim
    Cevapla
  • V.TURAN 55 dakika önce Şikayet Et
    Reis işini bilir.Reis ve Devlet bey varsa,problem yoktur.
    Cevapla
  • Ali 1 saat önce Şikayet Et
    Helal olsun. Çok güzel analiz etmişsiniz
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat