Karpuz kabuğundan filmler yapmak!
- GİRİŞ20.01.2026 08:58
- GÜNCELLEME20.01.2026 09:38
Merhum Ahmet Uluçay’ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini defalarca izledim.
Bana göre Türk sinemasının şaheserlerinden biridir. Filmi izleyip de etkilenmeyen kimseyi görmedim. Ben de çok etkilendim. Ancak Uluçay’ın hayatını ve sinema uğruna verdiği çetin mücadeleyi okuyunca, bu etki daha da derinleşti.
Anadolu insanı, imkânsızlıklar içinde kalsa bile idealinden vazgeçmez. Kuvayı Milliye ruhu da tam olarak budur.

Yokluğa ve yoksulluğa aldırmadan, bahanelere sığınmadan, sonuna kadar mücadele etmek… Bu ruh bizim mayamızda var.
Anadolu’nun küçük bir köyünde büyük hayaller kuran Ahmet Uluçay’ın adı bugün Türk sinema tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Onun samimiyeti, iyi niyeti, gayreti ve sinemaya aşkla bağlılığı, gençlerimize anlatılması gereken güçlü birer örnektir. Keşke hakkında yapılan belgeselleri ve o unutulmaz filmi bütün okullarda öğrencilerimizle buluşturabilsek.

Bu hafta, Ahmet Uluçay gibi ideallerini gerçekleştirmek için inanılmaz bir çaba ortaya koyan Anadolu çocuklarının hazırladığı bir filmin galasına katıldım.
Kayseri’nin Develi ilçesinde birkaç idealist adam bir araya gelip şu soruyu sormuşlar: “Neden Âşık Seyrânî hakkında bir film yok?”
Bu eksikliği gidermek için bir sinema filminin şart olduğuna karar vermişler ve yola çıkmışlar.
Ellerinde senaryoları, içlerinde bitmeyen bir heyecanla çalmadık kapı bırakmamışlar. Ne dertlerini anlatabilmişler ne de etkili ve yetkili isimlerden bekledikleri desteği görebilmişler.
Kapılar yüzlerine kapandıkça umutsuzluğa düşmek yerine, birbirlerine daha sıkı sarılarak hayallerinin peşinden yürümüşler.

Anadolu’da böyle insanlara çoğu zaman “deli” gözüyle bakılır. Elindekini avucundakini, sonunda maddi bir getirisi olmayan bir işe yatırmak tuhaf karşılanır. Burada da öyle olmuş.
Fakat Ali Yıldız ve Yaşar Adanur, adeta kutsal bir inatla bu filmi çekmeye karar vermişler. Esnaf arkadaşlarından, Develi’nin gençlerinden bir oyuncu kadrosu kurmuşlar ve çekimlere başlamışlar.
Develi’nin tarihî evlerinde, bağlarında, dağlarında süren çekimler sırasında büyük zorluklar yaşamışlar. Ama yollarından dönmeyi bir an bile düşünmemişler.
Bu samimiyeti ve aşkı gören birkaç esnafın ve bazı hemşehri derneklerinin küçük sponsorlukları olmuş; fakat harcanan para, bulunan desteğin çok üzerinde kalmış.
Buna rağmen borçlanarak filmi tamamladılar ve Develi’nin en büyük salonunda gala yapmayı başardılar.

İlk kez o salonu tıklım tıklım dolu gördüm. Normalde resmî yazılarla zorunlu olarak doldurulan, programların sonuna doğru boşalan salonda bu kez ayrı bir coşku vardı.
Bir kişi bile yerinden kalkmadan filmi sonuna kadar izledi konuşmaları soluksuz dinledi.
Neredeyse bütün Develi oradaydı. İlçede adeta kültür bayramı yaşandı. Koltuklar dolunca pek çok kişi geri dönmek zorunda kaldı.
Develi halkı, Âşık Seyrânî’nin filmine sahip çıktı. Bu tablo bize bir kez daha şunu gösterdi:
Bu toprağın değerlerine uygun işler yaparsanız, bu millet sizi bağrına basar.
Filmi borç harç tamamlayıp beyaz perdeye taşımanın gururunu yaşayan, aynı zamanda yerel bir sanatçı olan Ali Yıldız kısa ve öz konuştu. “Kıtlıkta verilen ekmek unutulmaz” diyerek mütevazı katkılarda bulunan herkese tek tek teşekkür etti.
Neşet Ertaş’ın tevazusunu hatırlatan bir edayla, “Ben böyle kürsülerde konuşmayı pek beceremem” dedi.
“Ben değil, eserim konuşsun” demek istedi adeta.
Kendisine destek vermeyip kapıda bekletenler ise ondan çok konuştu. Ne güzel söylenmiş: Yenilgi yetimdir, zaferinse ortağı çoktur. Ortada bir başarı vardı ve herkes o başarıdan pay almak için kameralara uzun uzun beyanatlar verdi.
Oysa hakikat gün gibi ortadaydı: Bu film, birkaç garibanın çocuklarının süt parasından kısarak hayata geçirdiği bir projeydi.
Keşke filmden sonra birileri çıkıp da “Elinize, emeğinize sağlık; kalan borçlarınızı biz kapatalım” diyebilse. Kayseri’nin çalışkan valisinin haberi olsa bu alicenaplığı gösterir diye düşünüyorum.
Hem borçları öder hem de Kayseri merkezde dört başı mamur bir gala yapar. Bununla da kalmaz film ekibini makamında kabul ederek onları tebrik eder yüreklendirir.
Filmi büyük bir heyecanla izledik. Yanımdaki gençler hiç sıkılmadı. Arka sıralarda oturan yaşlı teyzeler, yapımcıya da, yönetmene de, senariste de bol bol dua ettiler.
Demek ki sevmişler, memnun kalmışlardı. Sinema tekniğinde eksik var mıydı, yok muydu; kimse bununla ilgilenmedi. Çünkü bu imkânsız şartlar altında böyle bir eser ortaya koymak başlı başına bir başarıydı ve öyle değerlendirilmeliydi.
Âşık Seyrânî’yi sarhoş, ayyaş olarak göstermeye çalışanlara filmde çok güçlü bir cevap verilmişti.
Seyrânî’nin hikmet ehli bir zat olduğu açık ve net biçimde vurgulanmış; Ehl-i sünnet çizgisinin dışına çekmeye çalışanlara sanatın diliyle itiraz edilmiş. Filmin adını Everek’in Velisi koyarak da geleceğe soylu bir anlatı sunulmuş.
Sadece bunun için bile emeği geçenleri kocaman alkışlamak gerekir diye düşünüyorum.
Develi halkının oyunculuk yaptığı bu filmde kusur arayanlar, önce kusuru kendilerinde arasınlar. Bana göre amatör bir ruhla dev bir iş başarılmış.
Onca imkânsızlığı aşıp gala yapılacak noktaya gelmek her babayiğidin harcı değildir. Develi’nin değerli gazetecilerinden Nezir Ötegen ağabeyin ifadesiyle, âdeta iğneyle kuyu kazılmış.
Filmi izlerken aklıma hep Ahmet Uluçay geldi. İçimden, “Ah Anadolu’nun güzel yürekli insanları” dedim. İmkân yokken bunları yapabiliyorsunuz; bir de imkânlar verilse kim bilir neler yaparsınız… İnşallah o günler de gelecek.
Her şehrimiz, yetiştirdiği değerleri beyaz perdeye taşıyarak yeni nesillere tanıtmak gibi bir sorumluluğa sahip. Develili sanatseverler bu anlamda çok güzel bir örnek oldular. Kendilerini bu yazı vesilesiyle tebrik ediyor ve Seyrânî Baba’nın mısralarıyla selamlıyorum:
‘’Seyranî kaldır parmağın
Vaktidir Hakka durmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine’’
Yorumlar7
-
Murat
1 saat önce
Şikayet Et
Film ekibini tebrik ederim. Filmin galasına katılanlardanım. Film, film tekniği, çekimler, senaryo, seslendirmeler vb. oldukça zayıftı ama samimiyet, ortaya bir eser koymak, hele hele bu arkadaşların kıt kanaat geçinen insanlar olduğunu yakinen bildiğim için fedakarlıkları kelimelere sığmaz. Her şeye rağmen ERCİYES dağı kadar kocaman bir teşekkür ve alkışı hak ediyorlar.
Beğen
Cevapla
-
Meryem Yılmaz
3 saat önce
Şikayet Et
Helal olsun
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Mutlu Gökçek
4 saat önce
Şikayet Et
Belediyeler değerlerimize düşman popüler sanatçılara milyonları boş yere vereceğine böyle kıymetli çalışmaları desteklese ne olur?
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Gazi
4 saat önce
Şikayet Et
Maddi imkânsızlıklara rağmen yapılan her iş, iyi niyetle başladığı için başarıyla sonuçlanır. Bu yürekli güzel insanları kutluyor, tebrik ediyorum.
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Betül Yıldız
6 saat önce
Şikayet Et
Ne güzel bir yazı. Filmi merak ettim. Bizim insanımıza imkan verilse neler yapar. Filmin mimarlarını saygıyla selamlıyorum
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle