Namusumuz olan bayrak
- GİRİŞ21.01.2026 09:23
- GÜNCELLEME21.01.2026 09:23
Amerikalılar bayraklarından havlu, bornoz, don gibi şeyler yapıyorlar. İngilizler de öyle….
Avrupa felsefesi ise uzunca bir süredir ulusal bayrakların nihayetinde bir bez parçası olduğu fikrini açık açık konuşuyor. Zaten Avrupa genelindeki her yerde, milli bayraklar yanlarında gayri-milli bir projeyi temsil eden Avrupa Birliği bayrağı ile beraber dalgalanıyor.
Bizde ise bayrağın yeri hayli farklı.
Üzerinde beyaz ay yıldız bulunan al bayrak, yani Türk bayrağı, bizim için namus ve izzetinefis demek. Evet, bu kadar sade, bu kadar net.
Dolayısı ile biz Türkler, bayrağımıza yapılan bir hakareti namusumuza yapılmış sayar, ona göre yanıt veririz. Bayrak, esneme imkanı olmayan kırmızı çizgimizdir.
Bayrağa yönelik türlü alçaklıklar, türlü hakaretler görülebilir ama, hiçbiri bayrağın vatan toprağında dalgalandığı bir yerden indirilmesi kadar feci olamaz.
Çünkü, bizim için vatan da bayrak gibi bir namus simgesidir. Ve vatanı alelade bir toprak parçasından ayıran işaret, üzerinde al bayrağımızın dalgalanmasıdır.
Yani bir vatan toprağında bayrağın indirilmesi hem bayrağa, hem vatana hakarettir. Milletin namusuna iki kez kast etmektir.
Zerre abartmadığımı biliyorsunuz. Salt bayrak için kan dökmüş, can vermiş bir milletiz. En zayıf zamanımızda, 1919’un karanlığında bile bayrağa sahip çıkmayı bilmişiz….
Çünkü insan namusunun pazarlığını yapmaz. Namusa sahip çıkmanın güç hesabı, bürokrasisi, emir komutası olmaz. Böylesi durumlarda bunların yerine milletin kendi doğal kanunları devreye girer….
Yüzyıl önce Maraş’ta, Antep’te, Aydın’ın, Balıkesir’de veya otuz yıl önce de Kıbrıs - Derinya’da olduğu gibi…. Türk’ün vatanında Türk’ün bayrağına uzanan el cezasız kalamaz.
Vazifeli ve sorumlu olduğu halde milletin harimiismetini koruyamayanlara gelince….
Sebep ne olursa olsun, böylesi bir aymazlık kabul edilemez.
Tarihte öyle anlar gelir ki bir insan nizamnamelere, emir komutaya, kurulu düzene değil doğrudan millete karşı sorumlu olur. Bu sorumluluğun yükünü taşıyamayan kişi -her kim olursa olsun- değeri bordrosuna eşit zavallı bir varlığa dönüşür.
Bir millet düşünün ki Ömer Halisdemir gibi kahramanlar yetiştirmiş…
Kimse o milletten sıradan memurlar ile yetinmesini; izzetini bürokrasi boşluklarına, siyaset hesaplarına teslim etmesini bekleyemez.
Yorumlar4