Çocuklarımızı kendi ellerimizle sunduk!
- GİRİŞ23.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME23.01.2026 08:53
2004 yılında gerçekleşen yerel seçimler öncesi bütün siyasi partilerin ortak vaadi “kreş” açmaktı.
CHP’den Saadet Partisi’ne, AK Parti’den ANAP’a kadar neredeyse bütün partilerin belediye başkan adayları, minik yavrular için “kreş” sözü veriyordu.
“İstanbul’a kadın eli değmeli” diyen ve MHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Meral Akşener de “yoksul semtlerde yaşayan kadınlar için kreşler açacağını” söylüyordu.
O yıllarda “gazeteciliğe” heves eden Hülya Avşar’a konuşan dönemin CHP’li Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen ise Avşar kızının, “Kreşler için yasalar sorun çıkarıyor mu?” sorusuna;
“Şu anki yasada kreş açmak, belediyelerin görevleri içinde vardır. Yeni çıkacak olan yasada bu daha da genişletiliyor ve ilköğretime de hizmet verecek” müjdesini veriyordu.
Fakat rahmetli Ateş Ünal Erzen’in gözünden kaçırdığı önemli bir sorun vardı.
Mensubu bulunduğu zihniyetin temsilcileri;
AK Parti’nin getirdiği ve belediyelere “okul öncesi eğitim kurumları açma ve işletme” yetkisi veren yeni düzenlemeden oldukça rahatsızlardı.
Günümüzde “duayen gazeteci” denilerek paye verilen bazı kiralık kalemşörler;
“Gündüz çocuk bakımevleri küçük çocuklarımıza Atatürk ve Cumhuriyet sevgisinin aşılandığı birer eğitim ocağıdır. Bundan sonra kreş öğretmenleri ve personel örtülülerden oluşacak. Sıkmabaşlı öğretmenler küçük kızlarımıza o yaşlarında örtünme kavramını aşılayacak. Artık kale içten düşürülüyor. Çocuklarımızı kendi ellerimizle ve altın tepsi içinde sunuyoruz” şeklinde yazılar yazarak, güya yaklaşmakta olan tehlikeyi haber veriyorlardı.
Malum zihniyetin yargıdaki uzantıları olan ve sonradan CHP’de aktif siyasete atılan bazı savcılar da “Kreş adı altında sübyan mektepleri açılıyor” diyerek, gündüz bakım evlerine operasyon üzerine operasyon düzenliyorlardı.
Yaşanan gelişmelere kayıtsız kalamayan dönemin sözde tarafsız(!) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ise bir yandan…
Daha önce kısmen iade ettiği halde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan 5393 sayılı yeni “Belediye Kanunu”nu istemeye istemeye onaylarken…
Diğer yandan ilgili “yasa”nın “14. maddesinin “ikinci fıkrasının iptali ve yürürlüğünün durdurulması” için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruyordu.
“Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor” şeklindeki açıklamalarla ortamı germeye çalışan Oya Araslı ile Haluk Koç gibi bazı CHP'liler de sözde “tarafsız” Cumhurbaşkanı Sezer’le el ele verip…
“Uygulamada okul öncesi eğitimde belediyelere görev verilmesinin, eğitimin laikleşmesini ve tek elden yürütülmesini amaçlayan eğitim birliği ilkesi ile Anayasanın Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan ruhuyla bağdaşmadığı”nı belirterek…
Belediyenin görevinin sadece okul yapmak olduğunu ancak burada verilecek eğitimin tamamen merkezi idarenin görev ve sorumluluğunda olması gerektiği vurgulayarak ellerindeki “iptal talebi” dilekçesiyle AYM’nin yolunu tutuyorlardı.
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na ise sadece Cumhurbaşkanı Sezer’in ve CHP’nin talebi doğrultusunda verilen, “hükmün yürürlüğünün durdurulduğuna” dair kararı açıklamak kalıyordu.
Böylece!
29 Aralık 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli karar ile belediyelere, “sadece okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilirsin fakat eğitim ve öğretime karışamazsın” deniliyordu.
Bu sayede “kreş açmak” da yerel seçim vaadi olmaktan çıkıyordu.
2019 yılına gelindiğinde ise sonradan dâhil olduğu CHP'nin, “Türkiye'nin en demokratik, katılımcı ve özgürlükçü partisi olduğunu” iddia eden İmamoğlu, partisinin aldırdığı yasak kararını “Ben o tarihlerde inşaat yapıyordum” sözleriyle kulak ardı ederek;
“İBB Başkanı seçilmesi halinde İstanbul’da çok acil şekilde ‘150 kreş’ açacağını” ilan etti.
Başkan seçildikten sonra da çoğu kiralık apartman dairesi olan mekanlarda, “Yuvamız İstanbul” adı altında kreşler açarak, 3-6 yaş arası çocuklara hizmet vermeye başladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, 2024 yılında İBB’ye bağlı kreşlerde, “okul öncesi eğitim programına benzer etkinlikler yapıldığını tespit ettiğini” ve bunun 2007 yılında CHP’nin talebi doğrultusunda alınan karar nedeniyle “yasak” olduğunu hatırlattığında..
Anında ortalığı ayağa kaldıran Ekrem İmamoğlu ve avanesi, “kreşler kapatılıyor” yalanıyla, bu defa “müfredat” tartışmalarını avantaja çevirdi.
İmamoğlu’nun her fırsatta “mega projem” dediği ve kendisine iki kez seçim kazandıran “kreş”lerde maalesef sonunda korkulan oldu.
Aradan geçen 6 yılda tamamladığı 127 kreşte yaklaşık 12 bin çocuğa ulaşan Ekrem İmamoğlu’nun kreşlerinin adeta “işkence merkezine” döndüğü ve ABD’yi derinden sarsan pedofili skandalı “Epistein” vakasını aratmadığı ortaya çıktı.
Tüm Türkiye’yi derinden sarsan ve şiddet, taciz gibi iddiaları barındıran skandalın detayları dehşet verici…
Liyakatsiz yandaşlarla doldurulan kreşlerde “henüz 3 yaşında çocukların darp edildiği, minik yavrulara zorla makyaj yapıldığı, mahrem bölgelerine dokunulduğu ve uygunsuz kıyafetler giydirilerek istismara uğradıkları” iddia ediliyor.
“Taciz” ve “işkence” iddiaları sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve İstanbul Valiliği harekete geçerken, konuya ilişkin açıklama yapan İBB yönetimi, çocuğun vücudundaki morluğa rağmen güya “yaptıkları titiz incelemelerde, kamera görüntülerinde iddiaları destekleyen herhangi bir bulguya rastlamadıklarını” duydurdu.
Zaten bulsalar şaşardım…
Zira CHP’li İBB yöneticileri, Ekrem İmamoğlu ve adamlarının yaptığı öne sürülen “yolsuzlukların” da gerçek olmadığını düşünüyor…
Gerçekte ise;
Kasası boşaltılan İstanbul “kentsel çöküş” yaşarken, İmamoğlu’nun gelişiyle birlikte LGBTİ bireylerin işe alındığı, eşcinsel imgeler barındıran sergilerin açıldığı, Müze Gazhane binasına cinsel organ resimlerinin çizildiği ve Süleymaniye Camii avlusundaki dükkânların bile lezbiyenlere peşkeş çekildiği İBB’de, ahlaksal çöküşü hızlandıracak rezaletlere sürekli alan açılıyor.
Bu nedenle…
İBB’nin Eyüpsultan’daki kreşinde yaşananlar, münferit bir adli hadise olarak değerlendirilmemeli…
Sırf seçmenin gözünü boyamak için kiralık dairelerde açılan ve içerisinde kimlerin çalıştığı belli olmayan kreşlerin tamamı kapsamlı bir denetime tabi tutulmalı…
Benzer rezaletler tespit edilmesi halinde ise kreşlerin tamamı mühürlenmeli ve sorumluları da en ağır şekilde ceza almalıdır!
İstanbul’u koruyamadık, bari geleceğimiz olan çocuklara sahip çıkalım!..
En azından bu konuda,
2007 yılında, “Bundan sonra kreş öğretmenleri ve personel örtülülerden oluşacak, laiklik zarar görecek” diyerek AK Parti’nin “okul öncesi eğitim projesine” karşı çıkan seküler yobazlar kadar cesur davranalım!..
Yorumlar14
-
Bizim mahalle
36 dakika önce
Şikayet Et
Bizim mahallenin gençlik kolları kadın kolları ve diğer birimler ne yaptı bi olayın olduğu yerde gösteri basın açıklaması bizim basında ne kadar yer aldı. Karşı mahallede ortalığı yangın yerine çeviriyor. Demedikerini yapmadıkları kalmıyor. Bizim mahalle! Uyusunda büyüsün ninnni …. !!!!
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Türk
41 dakika önce
Şikayet Et
Şuan İstanbul her anlamda bitmiş durumda gelen yönetimi de hala açık açık çalıyor ve yine denetim yok.İstanbula acil olarak kayyum atanmalı ve seçime kadar şehri vali yönetmeli personel de elenerek sadece hakedenler bırakılmalı esasında bu sürecin başında kayyum atanmalıydı daha fazla geç olmadan harekete gecikir umarım
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Asd
1 saat önce
Şikayet Et
Bir Ahmet Necdet Sezer lafı geçti sahi kimdi bu adam. Cehapenin o zamanki en güçlü adamı
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
yorumcu
1 saat önce
Şikayet Et
sadece iddia...
Beğen
Cevapla
-
hmd
2 saat önce
Şikayet Et
Acil kayyum atansın İBBye...
Beğen
Cevapla
Toplam 10 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle