Trump’ın Grönland politikası: Rusya açısından bir değerlendirme
- GİRİŞ25.01.2026 09:12
- GÜNCELLEME25.01.2026 09:12
Donald Trump’ın Grönland’a yönelik açıklamaları, ilk bakışta kişisel siyasi üslubunun bir yansıması gibi algılansa da, bu çıkışları yalnızca Trump’a özgü bir söylem olarak değerlendirmek eksik kalır. Grönland meselesi, ABD’nin Arktik bölgesine dair uzun süredir var olan stratejik yaklaşımının daha açık ve daha doğrudan bir dile bürünmüş hâlidir.
Bu nedenle konuya Rusya açısından bakarken, söylemlerin ötesine geçmek ve devletlerin güvenlik önceliklerini esas alan realist bir çerçeveye oturtmak gerekir.

ABD’nin Arktik Hesabı ve Grönland’ın Yeri
ABD açısından Grönland, Arktik’teki güç dengelerinin önemli bir unsurudur. Ada, Kuzey Amerika’nın savunma hattı, erken uyarı sistemleri ve Kuzey Atlantik–Arktik geçişlerinin kontrolü bakımından stratejik bir konuma sahiptir. Bu durum yeni değildir; Soğuk Savaş boyunca da Grönland, ABD güvenlik mimarisinin parçası olmuştur.
Trump döneminde değişen husus, bu stratejik önemin daha açık bir egemenlik tartışması üzerinden gündeme getirilmesidir. Washington, Grönland’ı artık yalnızca bir askeri üs alanı olarak değil, Arktik’te artan büyük güç rekabeti bağlamında daha geniş bir jeopolitik hesap içinde değerlendirmektedir.
Rusya’nın Arktik Öncelikleri
Rusya Federasyonu için Arktik bölgesi, doğrudan ulusal güvenlik ve ekonomik kalkınma alanıdır. Ülkenin kuzey kıyı şeridi, Kuzey Deniz Yolu, enerji sahaları ve askeri altyapısı, Moskova’nın Arktik politikasının temelini oluşturur. Bu çerçevede Rusya’nın önceliği, kendi Arktik alanlarında kontrolü sürdürmek ve bu bölgeyi istikrarlı tutmaktır.
Grönland ise Rusya açısından birincil bir çıkar alanı değildir. Moskova’nın Grönland üzerinde doğrudan bir talebi ya da genişleme hedefi bulunmamaktadır. Ancak ABD’nin adadaki askeri ve siyasi varlığını genişletmesi, Arktik’teki genel güç dengesini etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendirilir.
Güvenlik Dengesi Açısından Grönland
Rusya açısından temel mesele, Grönland’ın ABD tarafından daha ileri bir askeri platforma dönüştürülmesi ihtimalidir. Böyle bir gelişme, Kuzey Atlantik ve Arktik’teki izleme, erken uyarı ve füze savunma kapasitesini ABD lehine güçlendirebilir. Bu da Rusya’nın kuzey yönlü savunma planlamasında yeni düzenlemeler gerektirebilir.
Ancak Moskova bu ihtimali abartılı bir tehdit olarak sunmaktan özellikle kaçınmaktadır. Bunun nedeni, Arktik’teki askeri dengelerin hâlihazırda Rusya lehine belirli bir derinliğe sahip olması ve ABD’nin bu bölgede Rusya ile simetrik bir kapasiteye kısa vadede ulaşmasının zor görülmesidir.
NATO İçindeki Ayrışmalar ve Rusya’nın Tutumu
Grönland tartışması, Rusya açısından dolaylı fakat önemli bir başka sonucu da NATO içindeki görüş ayrılıklarını görünür kılmasıdır. ABD’nin, Danimarka’nın egemenlik alanına dair sert bir söylem benimsemesi, ittifak içi ilişkilerde ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır.
Moskova bu durumu, Batı ittifakının iç bütünlüğünü test eden bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle Rusya, Grönland konusunda uluslararası hukuk ve devlet egemenliği vurgusu yapan temkinli bir dil kullanmayı tercih etmiştir. Bu yaklaşım, ilkesel olduğu kadar pragmatiktir; Rusya, doğrudan taraf olarak görünmeden süreci izlemeyi ve sonuçlarını ölçmeyi tercih etmektedir.
Askerî Tırmanma Olasılığı
Mevcut koşullarda Grönland meselesinin askeri bir çatışmaya dönüşmesi düşük ihtimal olarak değerlendirilmektedir. ABD açısından böyle bir adım, NATO içinde ciddi bir kriz yaratacağı gibi, küresel ölçekte de ağır siyasi maliyetler doğuracaktır.
Daha olası senaryo, ABD’nin adadaki nüfuzunu siyasi, ekonomik ve askeri araçlarla kademeli biçimde artırmasıdır. Rusya açısından bu durum, ani tepkilerden ziyade uzun vadeli denge politikalarının sürdürülmesini gerektiren bir gelişme olarak görülmektedir.
Sonuç
Trump’ın Grönland politikası, Rusya açısından doğrudan bir tehdit ya da acil bir kriz başlığı değildir. Ancak bu politika, ABD’nin Arktik’i artık ikincil bir alan olarak görmediğini ve bölgeyi büyük güç rekabetinin parçası hâline getirmeye kararlı olduğunu göstermektedir.
Moskova’nın yaklaşımı, duygusal tepkilerden uzak, güç dengelerini esas alan ve askeri tırmanmadan kaçınmayı önceleyen realist bir çizgide şekillenmektedir. Rusya için temel mesele, Grönland üzerinden gelişen bu sürecin Arktik’teki mevcut dengeleri bozup bozmayacağıdır. Bu nedenle Kremlin, süreci dikkatle izlemekte ve olası senaryolara göre pozisyonunu kademeli biçimde ayarlamaktadır.
Yıldıran Acar
Siyaset Bilimci
Yorumlar3