Rezil olmalara doymayan bir genel başkan…
- GİRİŞ27.01.2026 09:06
- GÜNCELLEME27.01.2026 09:06
İmamoğlu için her yola başvurdu…
Ülkesini, başta İngilizler olmak üzere ulaşabildiği tüm gâvurlara şikâyet etmekle kalmayıp, ‘bize sahip çıkın’ diye adeta yalvardı…
Hırsızlığı ve yağmayı perdeleyebilmek için mitingler düzenledi, devleti ve milleti hedef gösterdi, ticari firmalara varıncaya kadar hırsızlığa sahip çıkmayan kim varsa ‘boykot’ kapsamına alarak boğmaya kalkıştı…
Cumhurbaşkanına, savcılara ve hırsızlığa dair yazı yazan, haber yapan medya mensuplarına ağıza alınmayacak hakaretlerde bulundu, küfürler etti…
En son, bilerek, gözeterek, kasten yani hukuki tabirle ‘taammüden’ yalan attı ki, bu artık Özgür Özel için rezalette son nokta idi…
Attığı yalanın hikâyesi çok ilginç…
Türkiye’yi bu gelişmeden Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür haberdar etti.
Toplumun bir kesimine açıkça hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklanan gazeteci Enver Aysever’in hapishanede yaşadığı bir hadise neden oldu bu bilgilendirmeye…
Mahkemede kendisine yöneltilen suçlamaları şov yaparak geçiştirmeye çalışan ve bu vesile ile taraftarlarına mesaj yollayan İmamoğlu, kendisine daha önce de muhalefet ettiği herkesçe bilinen Enver Aysever’in hapsedilmesini fırsat bilerek ‘hoş geldin’ demeye gitmiş ve elini uzatmış…
Enver Aysever’in bu içten pazarlıklı davranışa tepkisi, beklenmedik bir biçimde çok sert olmuş…
“Ben hırsızın elini sıkmam!”
Özgür Özel bu şok gelişmenin hemen ardından patronunun emriyle durumu düzeltmek için müdahale etmiş lakin Aysever’in tepkisi değişmemiş ve benzer ifadeleri Özgür Özel’in de yüzüne söylemiş…
Mahmut Övür, birinci elden kendisine ulaşan bu haberi köşesine taşıyınca, Özgür Özel’in başını çektiği CHP’liler de haberin ‘yalan’ olduğu bilgisini yaymaya çalıştılar.
Tartışma epey süre devam etti ve yediği golü bir türlü hazmedemeyen İmamoğlu, Özgür Özel’e bu meseleyi gündemde tutması için talimat verdi.
Patronuna itiraz etme gücüne sahip olmayan Özgür Özel, yaşanmış bir gerçeği inkâr pahasına ve hem de bir mitingde dillendirme cesareti gösterdi ki, bu ancak, delilerde ve zekâ sorunu yaşayan insanlarda görülebilecek bir cesaret türüydü…
Özel, Çekmeköy mitinginde yaptığı konuşmada, gazeteci Enver Aysever’in Ekrem İmamoğlu’na Silivri Cezaevi ziyareti sırasında söylediği “Ben hırsızın elini sıkmam” sözlerinin gerçek olmadığını iddia etti.
Bununla da yetinmeyip; “Yok efendim Silivri’de Ekrem Başkan gazeteciyi görmüş... Geçmiş olsun, sağ ol başkanım; bir karış yalan yazdı. Ben gittim, içeri girmiş gazeteci kardeşim, geçmiş olsun dedim, ziyaret ettim; bir kelimesi doğru değil” diyerek Mahmut Övür’ü yalancılıkla itham eden cümleler kullandı.
Ok yaydan çıkmıştı artık…
O güne kadar kulislerde ve sözlü olarak gerçekleşen “böyle bir şey yaşanmadı” tiyatrosu, Çekmeköy mitingi vesilesiyle birinci elden sahneye konuldu.
Özgür Özel, bile bile kendisini ateşe atmıştı lakin yapabileceği bir şey yoktu zira patron öyle emretmişti ve o emre karşı gelecek ne gücü ne de iradesi vardı.
Mitingde sarf edilen bu sözlerin dumanı henüz tüterken Özgür Özel’i ve CHP’nin amigo yazarlarını şoka sokan bir gelişme yaşandı.
Hepsini ve herkesi dut yemiş bülbüle döndüren, Aysever’in avukatının yaptığı açıklama idi…
Aysever, kendisinin referans gösterilerek ‘yalan’ atılmasını hazmedememiş olmalı ki, o güne kadar sözlü tartışmaların konusu olan hadiseyi bir açıklama ile kâğıda döktü ve aslında ülke olarak, millet olarak nasıl bir psikoloji ve ahlakla karşı karşıya olduğumuzun tüm çıplaklığı ile görülmesine vesile oldu.
Bu çirkin yüze suçüstü yapan açıklama, genel hatlarıyla şöyle idi…
“Bugün kürsüden bu beyanların inkâr edilmesi, bir kişi tartışması değil; siyasette doğruluk, tanıklık ve etik sorunudur.
Müvekkilim, içeride de dışarıda da hayatı boyunca hırsızlıkla mücadele ettiğini özellikle vurgulamaktadır. Çünkü bugün mesele artık kişiler ya da partiler değil; ülkesini soyanlarla, ülkesini sevenlerin kavgasıdır.
Müvekkilime göre; hırsızın partisi olmaz.
Hırsızlık bir ideoloji değil, bir suçtur ve hırsızlık, bu ülke için açık bir beka sorunudur.
Bu nedenle bu mücadele bir tercih değil, bir zorunluluktur.
(…)
Müvekkilim, söylediği sözlerin arkasındadır.
Bugün yapılan, bir kişiyi değil; siyasette dürüstlük ilkesini yalanlamaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Bu açıklama, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun, tükendiğinin resmidir.
Bir şahsın kişisel çıkarı için, bir partinin ve devasa bir teşkilatın nasıl insafsızca ve fütursuzca kullanıldığını gösteren bir ibret vesikasıdır.
Peki, Özgür Özel göz göre göre yalan bir açıklamada bulunmayı nasıl göze aldı?
Aslında üzerinde durulması gereken husus bu sordur.
Çünkü karşımızdakilerin gerçek niyetlerini, gerçek kimliklerini ve etik değerlerle olan gerçek ilişkilerini, bu soruya verilecek olan cevaplarla tam olarak görme imkânı bulabiliriz.
Özgür Özel’e kalsaydı mitingde o lafları etmezdi elbette.
Kendisini genel başkan seçen delegeleri parasıyla satın alan iradeye yani İmamoğlu’na direnecek gücü yoktu.
Lakin buna rağmen yaptığı açıklamanın Enver Aysever tarafından tekzip edilebileceğine de ihtimal vermiyordu.
Onlara göre, Tayyip Erdoğan muhalifleri, sırf muhalefet için dünyanın en rezil işlerine bile katlanır ve göz yumarlardı.
Nitekim diğer muhalif yazarlar bu gerçeği defalarca kanıtlayacak şeyler yapmışlardı.
Enver Aysever ise, bu peşin kabulü buruşturup çöpe attı ve Erdoğan’a düşmanlık için ahlaksızlık yapmayı çok sert bir reaksiyon göstererek reddetti.
Onları şoka sokan ikinci gerçek de şudur…
İlk kez muhalifliği ile ünlü bir şahsiyet, İstanbul’da olup biteni bir hırsızlık, bir yağma ve bir talan olarak gördüğünü deklere ederek, İmamoğlu’nun dümen suyuna girmiş yandaşları cascavlak ortada bıraktı.
Bu açıklama, CHP’yi bir aklama ve paklama aparatı olarak kullanan İmamoğlu ve Özgür Özel için denizin bittiğini, gerçeklerle yüzleşmenin zamanının geldiğini ortaya çıkardı.
Bundan sonra CHP içinde bu gelişmelerden rahatsızlık duyanlar, kendilerini daha rahat ifade edecekler ve bu da yalan kumpanyasının failleri için sonun başlangıcı olacak…
Onları dehşete düşüren, panikleten ve şoka sokan asıl mesele tam da budur işte!..
Bu hadiseyi kamuoyuna ilk yansıtan kişi olan Mahmut Övür, mezkûr açıklama sonrasında, CHP genel başkanının kendisine iftira ettiği iddiasıyla mahkemeye gidiyor…
Ne anlama geliyor bu?
Özgür Özel’in, ‘yalan’ beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla tescil edilmesi anlamına elbette…
Netice-i kelam, bundan sonrası ciddi ve ürkütücü gelişmelere gebe…
Zira böylesine basiretsiz, böylesine izansız ve kendi ayağına sıkacak kadar öngörüden nasipsiz, rezil olmalara doymayan bir genel başkan ve onun partisinin ülkenin yönetimini el geçirme ihtimali, Türkiye açısından gerçek bir tehdit ve trajedidir!..
Yorumlar12
-
Hüseyin
26 dakika önce
Şikayet Et
Nihat Bey yazılarından çok istifade ediyoruz. Teşekkür ediyorum.
Beğen
Cevapla
-
Akrep
32 dakika önce
Şikayet Et
Fark eden birşey olmaz ki bu kitle böyle kitle babam kitle
Beğen
Cevapla
-
chp
32 dakika önce
Şikayet Et
Türkiye’de caktiklari pasli bir civi gosterin bende chp olacagim.
Beğen
Cevapla
-
Ali
36 dakika önce
Şikayet Et
Diger mahkumlardan bunların farkı ney .diger mahkumlara uygulanan bunlarada uygulansın .içerden dışarıyı yönetiyor
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Pütürgeli
36 dakika önce
Şikayet Et
Ekrem İBANoğlu ile Mandacı Özelin bir karakter olmaları bir karakterlerinin olduğu anlamına gelmez
Beğen
Cevapla
Toplam 5 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle