Kurda kuzu emanet edilirse

  • GİRİŞ27.01.2026 09:08
  • GÜNCELLEME27.01.2026 09:08

Pandoranın kutusu bir kez açıldı mı, içinden çıkan pis kokular giderek yoğunlaşır, yayılır ve artık saklanamaz hale gelir.

Bugün yaşadığımız tam da budur.

İBB’nin yıllardır yaptığı açık hava reklam alanlarında ve sosyal medyada partlatmaya çalıştığı birçok uygulamaların bugünlerde aslını görüyoruz.

Geçmişte onbinlerce aileye ücretsiz yemek hizmeti sağlayan aşevlerini kapatarak kent lokantalarında günde sadece 4412 kişiye yemek verildiğini yazarınız belgeleriyle ortaya koymuştu.

Yine ‘800 bin öğrenciye beslenme desteği’ dedikleri hizmetin de günde en fazla 5 bini bulduğunu da yine kendi faaliyet raporlarındaki rakamlarla kamuoyuna duyurmuştuk.

Tüm bu haberleri Haber 7 farkıyla okudunuz…

Şimdi de gündemde İBB’nin sözde kreşleri var…

İBB’nin kreş olarak kamuoyuna tanıttığı ancak uzun süre sonra gelen tepkiler üzerine yapmak zorunda kaldıkları açıklamada gerçek hüviyetinde ifade ettikleri ‘çocuk etkinlik merkezlerindeki’ çocuklara yönelik cinsel istismar dahil, darp iddialarını duyduğumda ‘dehşete düşmek’ isterdim ancak “perşembenin gelişi çarşambadan belli olur” misali tahmin ettiğim iddialardı…

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kamuoyunun yakından takip ettiği İBB’ye bağlı sözde kreşlerdeki skandallara ilişkin çok çarpıcı bir açıklama yaptı.

Bakan, bir çocuğun maruz kaldığı dehşet verici olayların münferit olmadığını, dünkü olaydan sonra bakanlığa başka çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet ihbarlarının da geldiğini ifade etti.

Bu, ne yazık ki tek bir sapkınlığın değil, sistematik bir ihmalin, yanlış kadrolaşmanın ve bilinçli tercihlerin sonucu olarak karşımıza çıkan bir gelişme…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yıllardır ‘kreş açıyoruz’ diye övündüğü, ancak Bakanlık denetiminden uzak, fiilen kayıt dışı şekilde işletilen bu merkezlerde neler döndüğünü artık hepimiz görmeye başladık…

CHP’li belediyeler tarafından çocuklarımızı emanet ettiğimiz yerlerde, en temel güvenlik ve ahlak kriterleri hiçe sayılarak LGBTİ militanları koordinatör, eğitmen, personel olarak görevlendiriliyor.

Bu atamalar tesadüf değil, bilinçli bir tercihtir.

‘Aile yapısını dönüştürelim, cinsiyet kimliğini erken yaşta dayatalım’ ideolojisinin çocuklarımızı hedef alan bir uygulamasıdır.

Biz bu atamaları aylardır, yıllardır eleştiriyoruz.

“Kurda kuzuyu teslim ediyorsunuz” dedik.

“Çocuklarımızın güvenliğini ideolojik saplantılarınıza kurban ediyorsunuz” dedik.

Karşılığında ne gördük ve görmeye devam ediyoruz?

İBB tarafından fonlanan bir grup tarafından hakaretlere maruz kalıyoruz…

Bize sanal medyanın kirli dehlizlerinde klavyelerinden tepki gösterenler, hakaret edenler, “gericisiniz, ötekileştiriyorsunuz” diye veryansın ediyor…

Aynı kişiler şimdi İBB çatısı altındaki bu pedofili kokan skandallar karşısında dilleri lal olmuş, kör ve sağır olmuş durumdalar ayrı mesele…

Nerede o ‘çocuk hakları savunucuları’?

Nerede o ‘her çocuk bizim çocuğumuzdur’ nutukları?

Nerede o sosyal medya şovlarıyla kreş açılışlarında poz verenler?

Bir tane olsun çıkıp “yanlış atamalar yapmışız, özür dileriz, gereğini yapacağız” diyemiyorlar.

Çünkü mesele çocuk değil, mesele ideoloji.

Mesele kendi sapkın dünya görüşlerini topluma dayatmak…

En kıymetlilerimizi, çocuklarımızı amaçları uğruna feda edilebilir görebiliyorlar…

İYİ ÖRNEKLER DE VAR

Ancak her yerde aynı karanlık hâkim değil.

Türkiye’de doğru işleyen, çocuklarımızın güvenliğini önceleyen modeller de mevcut…

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin Millî Eğitim Bakanlığı ile kurduğu iş birliği, tam da buna güzel bir örnektir.

‘Anaokulum Bahçemde’ projesi ve mahalle kreşleri uygulamalarıyla belediye fiziki altyapıyı, donanımı, güvenliği ve temizliği sağlıyor; Millî Eğitim Bakanlığı ise öğretmen atamalarını yaparak eğitimi resmi ve denetimli bir çerçeveye oturtuyor.

Mahalle kreşleri kapsamında belediyeye ait alanlar okul öncesi eğitime kazandırılıyor, Milli Eğitim’e devrediliyor ve tam gün eğitim veriliyor.

Bu model sayesinde yüzlerce çocuk mahallesinde, evinin bahçesinde, site içinde, güvenli ve kaliteli bir ortamda eğitim alıyor; okul öncesi okullaşma oranı artıyor.

Gaziantep’te uygulanan bu ‘Belediye yapıyor, MEB işletiyor’ yaklaşımı, Türkiye’ye örnek olacak nitelikte…

Denetim mekanizması güçlü, personel atamaları bakanlık üzerinden yapılıyor, ideolojik sızmalara karşı kurumsal bir kalkan da oluşuyor.

Çocuklarımızı emanet ettiğimiz yerlerde asıl olması gereken budur…

Devlet kurumlarının iş birliğiyle, şeffaf, hesap verebilir ve çocuk odaklı bir sistem olmalıdır.

Pandoranın kutusu açıldı ve içinden çıkanlar iğrenç kokularıyla ortalığı sardı.

Artık kimse “bilmiyorduk, haberimiz yoktu” diyemez.

Bakanlık incelemeleri başlattı, ihbarlar yağıyor, soruşturmalar derinleşiyor.

Bu skandalın takipçisi olacağız.

Sessiz kalan herkes, bu kokunun ortağıdır.

Çocuklarımıza dokunan el, en ağır bedeli ödemelidir.

İdeolojik körlükle çocuklarımızı riske atanlar, hesap vermelidir.

Aileler evlatlarını emanet ettikleri kurumlara güvenemez hale geldiyse, o kurumların tümü sorgulanmalıdır.

Ama aynı zamanda, Gaziantep’teki gibi doğru modeller yaygınlaştırılarak bu yanlışların önüne geçilmelidir.

Çok yazık…

Ama bu utanç tablosu karşısında susmayacağız.

Susmayacağız ki bir daha hiçbir çocuk aynı karanlığa terk edilmesin.

Yorumlar3

  • Davud 32 dakika önce Şikayet Et
    CHP nin hiç mi iyi yaptığı birşey olmaz
    Cevapla
  • veysel 1 saat önce Şikayet Et
    şimdi bu haber bir cemaat dernek vb bağlı bir kurumda olsaydı o zaman konuşanlar şimdi neden sus pus. karakter sorunu var ülkede.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • CELAL AVCI 2 saat önce Şikayet Et
    ne anlatırsan anlat. bu kitle anlamıyor. ama anlatmaya hep gündemde tutmaya mecburuz. çünkü iyi niyetli olup bu işlerden haberi olmayanlar da var.
    Cevapla Toplam 11 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat