Kürt başka PKK’lı başka
- GİRİŞ27.01.2026 09:07
- GÜNCELLEME27.01.2026 09:07
“Saç örme” eylemlerini görüyorsunuz…
Bir zamanların ışıkları kapatıp söndürme, tava tencere tokuşturma eylemleri çok daha ciddiydi bence.
Hayal kırıklığının boyutu arttıkça eylemlerin düzeyi düşüyor demek.
ABD tarafından binlerce tırla silahlandırılan sözde “ordu”nun şişirilmiş balondan ibaret olduğu anlaşılınca…
Suriye’nin Kuzeydoğusu’ndaki “sarı bölge” iyice küçülünce…
Modları iyice düştü haliyle!
*
Nasıl düşmesin?
Terör Örgütü PKK’nın “legal görünümlü” uzantılarına öyle bir özgüven gelmişti ki…
Sırtlarını örgüte dayadıklarını haykırıyor, bizleri “tükürükleri ile boğacaklarını” ilân ediyorlardı.
Onlara rağmen kimse bir şey yapamazdı.
Cumhurbaşkanı’nın kim olacağını belirlemek bile ellerindeydi!
Terazinin hangi tarafına çıksalar orası ağır basardı!
Geçen seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’na oynadılarsa da sonuç alamadılar ama iktidar nasıl olsa yıpranmaya devam edecekti ve her durumda vazgeçilmez olacaklardı.
Üstelik ABD sırtlarını sıvazlıyordu.
Bir “devletçik” vaat ediyordu onlara.
Türkiye’de de bölünme endişesi had safhadaydı, ekonomi zordaydı, böyle bir ortamda yüzde 10’luk oy oranını elinde tutan bir siyasi hareketin taleplerini görmezden gelmek mümkün değildi.
O taleplerin de ucu bucağı yoktu, zira Türkiye fena halde sıkışmış vaziyetteydi.
ABD kendilerini asla satmazdı!
Zira…
“Terör Örgütü DEAŞ’la savaşma” görevini almışlardı!
Üstelik Türkiye’de ABD’nin devirmeye karar verdiği bir iktidar vardı.
*
Hesapları böylesine basit hesaplardı.
Sayın Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” için o meşhur adımları atmasını, iktidarın “örgütün siyasi uzantılarını” muhatap almasını, ülkemizin sıkışmışlığına yordular.
Büyük hata yaptılar!
Ortadaki Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin liderlik ettiği ve Devlet’in MİLLİ GÜVENLİK aklının bütün unsurlarıyla katıldığı bir süreçti.
Yol haritası en ince detaylarına kadar ortaya konulmuştu.
Uygulamada olan tam mânâsıyla “Devlet Aklı”ydı.
Riskler ve fırsatlar bir arada değerlendiriliyor, içeride nefesi iyice kesilmiş olan terörün dışarıda da bitirilmesi hedefleniyordu.
Esad rejiminin çöküşüyle birlikte yönetime hakim olan yeni ekibin Suriye’nin bölünmesini engelleyebilme gücünü tartışanların göremediği, Türkiye’nin son 10 yılda gittikçe artan ağırlığıydı.
Türkiye, DEAŞ kartının PKK Terör Örgütü’nün Suriye’deki uzantılarına meşrulaştırma manivelası olarak kullanılmasına daha fazla müsaade edemezdi.
DEAŞ Terör Örgütü’ne karşı (gerçekten) mücadele veren de sadece Türkiye’ydi aslında.
Türkiye öncelikle kendi güvenliği gereği hiçbir terör örgütüne göz yumamazdı.
Oradaki “teröristlere” sunulan bir çıkış yoluydu.
“Ya Yeni Yönetim’in hakimiyetini kabullenirsiniz ya da silinip gidersiniz!” mesajı veriliyordu Suriye’nin Kuzeyi’ndeki PKK unsurlarına da…
Mesajı halâ alamayanlara hadlerinin bildirilmesinin çok da vakit almayacağı biliniyordu.
Nitekim de öyle olmuştu.
SDG Terör Örgütü’nün şişirilmiş balondan ibaret olduğu, ABD-İsrail desteği ve bazı Arap aşiretleriyle kurulan “menfaat ilişkileri”ne dayanarak ayakta durduğu kısa sürede anlaşılmıştı.
PKK unsurları, Türkiye destekli Suriye Ordusu ile karşı karşıya geldiğinde “kâğıttan kaplan” gerçeği iyice ortaya çıkmıştı.
ABD ve Arap aşiretleri desteğini çekince yapı çökmüştü!
*
PKK terör örgütünün Suriye’deki uzantıları resmen “satılmış”, yalnız başına bırakılmıştı.
Yıllarca "yenilmez" gibi sunulan yapı, Suriye ordusunun kararlı bir yüklenmesiyle hızla dağılıyor, geriliyordu.
Bu durum hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki PKK uzantılarını paniğe sürüklüyordu haliyle.
Avrupa’nın dört bir yanındaki “az katılımlı” eylemlerle ortalığı karıştıran PKK’lılar, “Bize sahip çıkmazsanız size de rahat yok!” mesajını vermeye çalışsalar da…
Ciddiye alınacak tarafları kalmamıştı.
*
Ve Türkiye’de…
Yıllar yılı “Kürtleri temsil” havalarıyla ortalıkta gezen bu yapıların sahadaki karşılığının elde edebildikleri oy oranlarından çok daha düşük olduğu da görülüyordu…
Kitleselleştirmeye çalıştıkları eylemler sönük geçiyor, cep telefonu karşısında “saç örme” gösterileri de ciddiye alınmıyordu.
PKK Terör Örgütü’nün Kürt kardeşlerimizi asla temsil etmediği, edemeyeceği iyice ortaya çıkıyordu bu vesilelerle…
Türkiye özlediği “birlik ve beraberlik” havasına hızla yaklaşıyordu.
Yorumlar1