“Epstein” sızıntısında iblisin üç ayağı var: Firavunî güç, Nemrutî akıl, Şeddadî ihtişam

  • GİRİŞ07.02.2026 09:11
  • GÜNCELLEME07.02.2026 09:11

Firavun, Nemrut (Hz. İbrahim) ve Şeddad (Ad kavmi), tarih sahnesinde kalmış değiller. Her devirde görülebilen üç farklı sapmanın sembolleri olarak düşünebiliriz: Güç, akıl ve refah.

Güç, akıl ve refah, yerinde ve kararında olduğunda “nimet”, haddi aştığında ise “felaket” oluyor.

Firavun, gücün putlaştırılmasını temsil ediyor.

Güç, önemli ve gerekli ama adil ellerde olursa. Aksi halde güç, sapma veya sapıtma ile neticelendiğinde, karşımıza Firavun profili çıkıyor.

Firavun zalimliklerin zirvesi bir profil ama sadece zalimlik değil; aynı zamanda “otoritenin ilahlaşması” anlamına da geliyor. “Firavunlaşmak” aslında “ilahlaşmak” ile eşdeğer.

Ancak bu ilah adil değil! İnsanların çoğunu ezerken, kendi kölesi/kulu yaptığı bir kısmını da imtiyazlı (elit) kılan ilah.

Dahası, Firavun, zulmünü gizlemeyen bir ilah/tanrı! “Ben sizin en yüce rabbinizim” demesi de bununla ilgili. Gücünün hesabını vermeme iddiasının en net ifadesi.

Bugün tanrılık/tanrıçalık iddiası da bu kadar açık hale gelmeye doğru hızla ilerliyor. Zira “kanun benim”, “ölçü benim”, “itiraz edemezsin” diyen her kişi/yapı firavunî bir zihniyet taşıyor zaten.

Nemrut ise aklın sapmasını temsil ediyor, diyebiliriz.

Akıl, diğer yaratıklardan insanı ayıran en büyük nimetlerden biri. Ancak aklın sapması da mümkün; sapıp şeytanî vasfa bürünüp insanlığa zararlı hale gelebiliyor.

Hazreti İbrahim’le girdiği tartışmada Nemrut’un yaptığı şey cehalet değil; bilerek çarpıtma. Meselenin hakikatini aramak yerine, tartışmayı güç gösterisine dönüştürme söz konusu.

Bu anlamda, Nemrut’un “Ben de diriltir ve öldürürüm” iddiası, aklın kibirle birleştiğinde (modern batı bilimi ve adamları mesela) nasıl yok edici ve zehirli bir silaha dönüştüğünü gösteriyor. Bu nedenle Nemrut, “Ben düşünüyorum, akıl ve zekâ bende; öyleyse hakikat benim” diyen zihniyetin sembolü de sayılabilir.

“Aklın kendini mutlaklaştırması”, vahiyden ve ahlaktan kopması, insanı özgürleştirmez; aksine insanın düşmanı olan iblisin ilminin ve kibrinin kucağına düşürür. Epstein sızıntısından de görülebildiği üzere, buna düşen insan da “sofistike bir körlük” içinde debelenir durur da anlayamaz.

Şeddad ise refahın sarhoşluğunu temsil ediyor.

Refah önemli; makul (meşru/helâl) zeminde elde edilip makul şekilde kullanılması halinde, gayet işlevsel. Ancak refah sarhoşluğu ise yıkıcı, yok edici bir sarmal ve dipsiz bir kuyu.

Nasıl mı?

Âd kavminin ihtişamı, sütunlar sahibi İrem anlatısı, iblisin vesvesesine kapılmış nefsin “biz artık çökmeyiz” dediği noktayı simgeliyor. Çil çil altınlar, her taraftan fışkıran petroller, yeraltını kaplayan “nadir elementler”, sömürgecilikten kaynaklı zenginlikler… “Batmaz bu gemi!” sarhoşluğu, Titanik gibi! Zevk-i sefa içinde “bilmem ne biçim” cinsel sapkınlıklara boğulma, “sapkın adalar” gibi!

(Âd kavminin lideri) Şeddad gibilerin zihniyeti, teknolojiye, zenginliğe ve güce bakarak kendini dokunulmaz sanır. Hesabı, sınırı ve faniliği unutur. Kan içen vampirlerin “Bu kadar zengin ve güçlü bir yapıyı kimse yıkamaz” yanılgısı bu…

Tarihte defalarca çürütülmüş olmasına rağmen, her çağda yeniden üretiliyor; tıpkı siyonistlerin kurduğu iblisin yapısı gibi. Tam bir şeddadvarî yanılgı!

Ne mi demek istiyorum?

Güç ahlaktan koparsa firavunlaşır.

Akıl haddini bilmezse nemrutlaşır.

Refah, hesap fikrini kaybederse şeddadlaşır.

Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde kıssaları anlatılan bu isimler geçmişi romantize etmek için değil elbette; bilakis şimdi ve gelecek için uyarı olarak varlar!

En zor soru şu: Kur’an-ı Kerim tarihsel bir metin olmadığına ve Efendimiz (aleyhisselam) da yalan söylemediğine göre, “bugün Firavun, Nemrut ve Şeddad nerede?” diye sormak hakkımız.

Cevap, “Epstein sızıntısı” üzerinden birazcık anlaşılmış olmalı.

Epstein vakıası, tek başına bir “suç dosyası” değil; iblisin birbirini tamamlayıcı, destekleyici ve tetikleyici üç kolu olarak firavunî güç, nemrutî akıl ve şeddadî ihtişamın nasıl iç içe geçen bir yapıda olduğunu gösteren bir örnek.

Nasıl mı yıkılacak bu iblis düzeni?

Kalbi selim, aklı selim ve ameli sâlih üçlüsünü bünyesinde toplayan inanmış erlerin cehdiyle. Bu cehdi gösterirken de iblisin dostlarının kendi davalarında savaştıklarını ama iblisin planının her daim zayıf olduğunu bilmeli:

İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu hâlde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphe yok ki şeytanın planı (tuzağı) daima zayıftır.” (Nisa Sûresi, 76. ayet).

Vesselam…

Faruk Taşçı / Haber7

Yorumlar10

  • Selami 19 dakika önce Şikayet Et
    Bu şer örgütün içinde yer alanların isteği iklim kanunları,İstanbul sözleşmesi yönetmelikleri,nakitsiz dijital para,milleti dikiz için sokaklara kameralar milleti düşman görmek,tek dünya düzeni,DSÖ yetki verme vs konular derhal iptal edilmelidir.Şeytani düzen ülkeye millete giydirilemez.
    Cevapla
  • Yeniyollu 38 dakika önce Şikayet Et
    Allah razı olsun gönlüne sağlık
    Cevapla
  • Fut 39 dakika önce Şikayet Et
    Kıyamet çoktan kopmuş farkında değiliz.
    Cevapla
  • Resul 56 54 dakika önce Şikayet Et
    EYVALLAH FARUK TAŞÇI HOCAM Kaleminize sağlık Meselemiz bukadar açık ve net.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Nedim Tanık 1 saat önce Şikayet Et
    Ne tesadüf ki İngiliz uşağı Yolsuzluk Suç örgütü lideri Ekrem Papazoğlu, garibanın yetimin parası ile özel jetlerde fuhuş ve uyuşturucu partileri düzenlemiş, binlerce kez yazıklar olsun. Açıktan İslâm düşmanlığı yürüten CHPkk millî güvenlik sorunu hâline dönüştü, net.
    Cevapla Toplam 6 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat