“Bu dünyadan bir AKINCI geçti” hem de ne zorluklar çekerek…
- GİRİŞ08.02.2026 09:17
- GÜNCELLEME08.02.2026 09:17
19 Ekim 2021 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde yazdığımız yazının başlığı şuydu;
“Çağımızın Nuri Demirağ’ı, Vecihi Hürkuş'u, Özdemir Bayraktar bu dünyadan uçup gitti”
O yazı Türkiye’de milli teknolojiyi inşa etmek için ömrünü ortaya koyan Garipçeli bir mühendisin Özdemir Bayraktar’ın vefatı üzerine kaleme alınmıştı.

Bugün sizlere, onun bıraktığı yerden bayrağı alıp Gök Vatan’da çok daha yukarılara taşıyan evlatları Haluk ve Selçuk Bayraktar’ın yaptığı çok şık bir duruştan söz edeceğim.
Özdemir Bey’in hayatını konu alan belgeselle bizi buluşturmalarından bahsediyorum.
Vefat haberini aldığımız zaman, 2021’in 19 Ekim’inde kaleme aldığımız yazıda Özdemir Bayraktar için şunları söylemiştik,
“İki kez karşılaşmıştık. İki kez selamlaşıp hal hatır etmiştik. Karşılaşmalarımız öncesinde sadece ismini duyardık. Sadece uzaktan takip ederdik. Rahmetli Erbakan ile kader birliğini bilir, 'motor', 'sanayi', 'milli üretim' konularına olan hassasiyetlerini bilirdik.

Bu iki görüşmemizde selamlaşırken sadece o yönlerini değil 'babacan' tavrına da şahitlik etmiştik. Yaşı çok ileri değildi ama vücudu yorgundu. Kronik hastalıkları vardı. Yorgunluk yüzüne de yansıyordu. Konuşurken sakin sakin konuşuyor, yürürken ağır adımlarla yürüyordu.
Onu Türk Savunma Sanayii’nin gurur kaynağı İnsansız hava araçlarının (İHA) fikir babası olarak bildik.
Oğulları Selçuk ve Haluk Bayraktar’ın bayrağı devralmasıyla dünyada savaş paradigmasını değiştirecek işlere imza attılar.
Baykar’ın geliştirdiği İHA ve SİHA’lar, Karabağ’dan Libya’ya, Suriye’den Irak’a, Türkiye içindeki terörle mücadeleye kadar birçok alanda bilinenin dışında bir yöntemle savaşın ve mücadelenin seyrini değiştirdi.

Sadece, İHA ve SİHA’nın fikir babası değildi. Aynı zamanda doğrudan hava araçlarının dizaynını, yani tasarımını da yaptı.
En son Akıncı TİHA ile bin 275 km menzilli “keskin nişancı” bir taarruz silahını Türk Silahlı Kuvvetlerine armağan etti.
Ve dün, çağımızın Nuri Demirağ’ı, çağımızın Vecihi Hürkuş'u vefat etti. Özdemir Bayraktar geride Baykar gibi bir dev şirket ve koç gibi evlatlarını bu millete ve Türkiye’ye tereke olarak bırakıp darulbekaya irtihal etti.” (19.10.2021 Yeni Şafak)
BAYKAR’IN KURUCUSU ÖZDEMİR BAYRAKTAR’I BİR DE BELGESEL İLE TANIYIN
Bundan 4 buçuk yıl önce ahirete yolculadığımız Özdemir Bayraktar için evlatları harikulade bir belgesel yaptırmış.

Adı, “Özdemir Bayraktar; Bu dünyadan bir Akıncı geçti”
Belgeselin özel gösterimi için dün BAYKAR’ın Hadımköy’deki üretim tesislerindeki törendeydik.
Öncelikle şunu söylemeliyim, törende Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve kuvvet komutanları… Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan başta olmak üzere çok seçkin bir davetli topluluğu vardı.
Gazetecilerle ilgili yapılan seçki de dikkatimizi çekti. Neredeyse tüm medyadan temsilciler vardı. Selçuk Bayraktar’ın kapıda her bir misafirini muhabbetle, güler yüzle karşılaması oldukça etkileyiciydi.
Özel gösterimin yapılacağı salona geçmeden önceki resepsiyondaysa, en dikkatimi çeken isim Özdemir Bey’in eşi Canan Hanım’dı.

CANAN HANIM İLE OĞLU SELÇUK BEY ARASINDAKİ “HARÇLIK” MUHABBETTİ
Hatta yanına gidip elini öptüğümde, Selçuk Bey annesine seslenip, “Önceden elini öpenlere harçlık verirdin” diye takıldı.
O an oğluna dönüp, “Yukarıda odada vardı. Gidip getirsem mi” diye seslendi.
Selçuk Bey espriye devam etti, “Geç kaldın. Şimdi elinde harçlık olmalıydı” dedi. Canan Hanım olanca saflığıyla, “Gerçekten de dur ben gidip para alayım da geleyim” deyince…

Selçuk Bayraktar gülerek, “Şaka yaptım, anne” diyerek onu rahatlattı.
Ardından bize dönüp, eliyle salonun üst tarafındaki bir masayı gösterdi. “Orada oturur. Kasa hala ondadır. Para ondadır. Bizim maaşlarımızı da hala annem verir” dedi.
Bu diyalog bile bana bu ailenin nasıl bir geçmişten geldiğini göstermesi bakımından son derece değerliydi ki…
Belgesel gösterime girdiğinde çok daha etkileyici bir aile ile karşılaştığımı söylemeliyim.

BİR İDEAL UĞRUNA BİR ÖMÜR HARCAMAK
Belgeseli burada baştan sona anlatacak değilim. Zaten haber7.com sayfalarından hem haberi hem belgeselin önemli bölümlerini gördünüz. Dileyenler BAYKAR’ın sosyal medya hesaplarından da tamamına ulaşabilir.
Ben size dikkatimi çeken birkaç noktayı hatırlatmakla yetineyim.
Özdemir Bey, küçücük bir atölyede hayallerinin peşine düştüğünde daha çocuk yaştaki iki oğlu Selçuk ve Haluk Bayraktar yanında çıraklık yapmış. Çocuklarına hem ustalık, hem babalık yapan Özdemir Bey zaman zaman da onlara yarenlik etmiş.
Ömrünün son döneminde atölyede yatıp kalkmış. Eve neredeyse gitmez olmuş.
Dahası, onca engellemelere, onca sorunlara rağmen yılmadan çalışmaya devam etmiş. Hayalini gerçekleştirmek için çırpınmış. Ana motivasyon kaynağı ise, çok yakından tanıdığı bir subayın şehadet haberini alması olmuş. “Bundan sonra bize uyku yok” sözüyle bunu kayıtlara da geçirmiş.

Bürokrasiyle cebelleşirken, aynı anda askerlerle dağ bayır dolaşmış, üs bölgelerinde kalmış. Kamuflaj giyip karavana yemiş.
Belgeselde Selçuk Bayraktar’ın babasıyla ilgili söylediği iki konu dikkatimi çekti.
Birincisi, prototip İHA’nın uçup uçmayacağıyla ilgili bir tartışmada, Özdemir Bey’in, “Kaz uçar da laz uçmaz mı” demesi.
Diğeri, Özdemir Bey’in insansız hava araçlarıyla ilgili hayalini tanımlarken Cem Karaca’nın bir şarkısının sözlerini söylemesi, “Sevda kuşun kanadında…”
Belgesel için askerlerden, sivillerden, evlatlarından, dostlarından, kardeşlerinden onu anlatması istenmiş. Onlar da tüm içtenlikleriyle mesai arkadaşlarını, dostlarını, babalarını, ağabeylerini anlatmış.

Savaş paradigmasını değiştiren İHA ve SİHA’ları üretmek için ve Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine sokmak için giriştiği mücadelede, yılmayan ve engel tanımayan bir karakter olarak karşımıza çıkan Özdemir Bayraktar, aynı zamanda iyi bir baba olmayı da başarmış. Belgeselin finalde, Selçuk Bayraktar ile çamurlu bir yolda bir kış günü yaptığı esprili konuşma buna işaret ediyor.
Belgesel, çok dokunaklı anlatım ve sahnelerle dolu. İzlerken insanın gözleri doluyor. Hüzün ile öfke iç içe geçiyor.

Fakat, engellemelere rağmen sonunda onca emeğin büyük bir başarı öyküsüne dönüşmesiyle insan gururlanıyor.
Belgesel bitip de salon ışıkları yandığında sağımda solumda oturan kadın ve erkek davetlilerin hala gözyaşlarını sildiğini gördüm.
Salona girerkenki duygularından çok daha büyük bir duygu yüküyle Haluk ve Selçuk Bayraktar’a yöneldiklerini gördüm.

***
Özdemir Bey öbür dünyaya göç etti. Ama onun hem ailesine hem bu millete bıraktığı miras nedeniyle ismi yüzyıllar boyu hatırlanacak.
Tekrar Allah rahmet etsin. Onun yolundan yürüyenlere bereketli ömür versin.
***
Not: Belgesel, kitap olarak da basıldı. Fotoğraflar o kitaptan alınmıştır.
Yorumlar25
-
Abc
19 dakika önce
Şikayet Et
Ukrayna ya teswkkur etsin İHA lar.icin birde
Beğen
Cevapla
-
önce vatan
30 dakika önce
Şikayet Et
Evet bende izledim belgeseli, ülkemize bir değer katılmasında öncülük eden Özdemir Bayraktar'ı rahmet, minnetle anıyorum. Mekanı cennet olsun inşallah.
Beğen
Cevapla
-
Alkış
31 dakika önce
Şikayet Et
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah
Beğen
Cevapla
-
Ünal
38 dakika önce
Şikayet Et
Allah razı olsun, Özdemir Bayraktar ve oğullarından, onların zihniyeti inşallah bu milletin kurtuluş savaşına vesile oldu.Allah yollarını ve bahtlarını açık etsin
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
GAZi
41 dakika önce
Şikayet Et
Allah rahmet eylesin.Mekanı Cennet olsun inşallah inşallah.Hem memlekete yaptıkları hem de hayırlı evlat yetiştirerek görevini tamamlamış.Allah u Teala evlatlarına hayırlı ve uzun ömür nasip eyler inşallah.
Hizmete devam.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle