Mehmet Yakup ve siyah poşetlik fikirleri!
- GİRİŞ09.02.2026 09:12
- GÜNCELLEME09.02.2026 11:17
Mehmet Yakup Yılmaz!..
Hala “devrim” hülyaları gören “Marksist” eskisi bir köşe yazarı.
Radikal, Fanatik ve Posta'nın yanı sıra birçok gazete ve derginin kuruluşunda rol aldı.
Bir neslin ahlakını bozan “Erkekçe” adlı rezil derginin “yazı işleri müdürlüğü”nü yaptı.
Ardından ona rakip olarak piyasaya sürülen benzer içerikteki “Playmen”i çıkardı.
Çıplak veya yarı çıplak kadın fotoğrafları ile aylık “kapak kızı” veya “tablo kızlar”bölümleri yer alan bu “siyah poşetlik” dergiyle resmen toplumun ahlakını törpüledi.
1980’lere ve 90’lara damgasını vuran bu muzır neşriyatlardan bahsederken;
“Turgut Özal, başbakandı. O zamanlar küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunu çıktı ve dergiler poşete girdi. Bugünün erkek dergilerine baktığımızda, onların yanında çocuk dergisi gibi kalıyor” diyerek, ne kadar rezil dergiler çıkardığını bizzat kabul etti.
Yıllarca “soft-porno” olarak bilinen dergiler çıkaran ve “aşk uzmanı” sıfatıyla anılan bu arkadaş, ardından kartel gazetelerinde kaleme aldığı yazılarla “âleme nizam” vermeye kalkıştı.
Haftanın beş günü “gericiler”, “cumhuriyet düşmanları”, “irtica”, “türbancılar” şeklinde, 28 Şubat’ın karanlık ruhuna uygun yazılar yazıp, kalan günlerde; “aşk” ve “kadın” gibi konularda kalem oynattı.
Nisan 2012’de,
İskoçya’ya gerçekleştirdiği bir gezisinde “İskoç eteği” giydiği için ismi “Etekli Yakup”a çıktı.
Yöneticilik yaptığı gazetelerin manşetlerinden yayınlanan “asparagas” haberlere sahip çıkmakla tanınan Mehmet Yakup Yılmaz, özellikle AK Parti iktidarına karşı iflah olmaz bir muhalif tavır takındı.
Sütununda ele aldığı konuların neredeyse tamamı, AK Parti’yi kötülemekten öte gitmiyordu.
2006 yılında, o dönem “Başbakan” sıfatıyla Ürdün’ü ziyaret eden Başkan Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmaya “besmele” ile başlamasını, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na yakıştıramadığını söyleyerek;
“Laik ülkenin Başbakanı gibi konuşmak çok mu zor?” şeklinde saçma bir sitemde bulundu.
Yetmedi!.
O dönem…
İsrail Meclisi Knesset’te yaptığı konuşmayı İbranice “şalom” (barış-selam) ve “todah rabah” (teşekkür) sözleriyle bitiren ve Siyonist parlamenterlerce ayakta alkışlanan dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e tek kelime etmediği halde…
Konuşmasına “Besmele” ile başlayan Başkan Erdoğan’ı “Arap gibi olmaya mı özeniyor?” sözleriyle hedef aldı.
Her dönem vesayetin yanında yer alan ve Türkiye’nin ilk sivil darbe girişimi olan “Gezi”nin “çapulcularına” meftun olan işbu Mehmet Yakup Yılmaz…
Sıra “dindar” insanlara geldiğinde ise hiçbir zaman “nefretini” gizleme gereği duymadı.
İslami çizgide yayın yapan gazetelerde yer alan “fikirleri” bile düşünce özgürlüğü sınırları içinde görmediğini belirterek, kendisiyle aynı mesleği icra eden gazeteci büyüklerimizi “şeriatçı” olarak damgaladı.
“Her gün yayımlanan ‘İslamcı’ gazetelerdeki köşeleri dikkatle okuyanlar, ifade edilen görüşlerin demokratik bir fikir açıklamadan ibaret olmadığını iyi görüyorlar” diyerek, burada neşredilen fikirleri “tahakkümcü, zorlayıcı” ve “baskıcı” olmakla itham etti.
“Laik sistemin korunması için yapılması gerekenler konusunda devletin bazı organları ile AKP hemfikir değil” diyerek, “vesayet odaklarının sözcülüğünü” yapan Mehmet Yakup Yılmaz…
“Ellerine bakkaldan bir kutu bira ya da gazoz alıp yasakları protesto etmiyorlar, kuzu gibi itaat ediyorlar? Önemli bir özgürlükleri ellerinden alındı ve buna hiç ses çıkarmadan öylece evlerinde oturmaya devam ediyorlar!” sözleriyle, “son çare” olarak gördüğü “ayyaş” takımını, iktidara karşı harekete geçmeleri için eyleme çağırdı.
Örümcek ağlarına dolanmış ve buram buram “postal” kokan böyle köhne bir zihin dünyası olan Mehmet Yakup Yılmaz, sorunun kaynağı olarak gördüğü “dini eğitime” karşı da amansız bir mücadele verdi.
İlkokul birinci sınıflar için “kaynak kitap” olarak gösterilen “Paytak Penguenler ile Tanışalım” isimli kitaptaki dişi penguenlerin “tesettüre sokulması”nı rejim krizi haline getirerek;
“Bu bir toplum mühendisliği girişiminden başka bir şey değildir. Sistematik beyin yıkama yöntemlerini kullanarak ‘muhafazakâr toplum yaratma’ amacına yönelik bir eylemdir.
Bir taşla birkaç kuş da vuruluyor hem:
1– ‘Dişi penguen bile türban takıyorsa, insanlar için de normali budur’ fikrini daha beş yaşındayken çocukların beynine sokmak.
2– Toplumsal yaşam içinde kadının yer almasını, belli örtünme koşullarına uyması şartına bağlamayı normalleştirmek.
3– Toplumsal işbölümünde kadının yerinin evi olduğunu daha beş yaşındayken çocuklara belletmek.” şeklinde, maddeler halinde, kendince çıkarımlar yaptı.
2013 yılında yazdığı bu nefret dolu yazıda, “değişim- dönüşüm programı” dediği “4+4+4 sistemini” de hedef aldı.
O günlerde, Başkan Erdoğan’ın söylediği;
“Bu yıl 467 bin yavrumuz seçmeli Kuran–ı Kerim’e müracaat etti. Aynı şekilde siyer–i nebi dersimiz var, Peygamber Efendimizin hayatı. 270 bin yavrumuz da bu derse müracaat etti. Türkiye bir değişimi, bir dönüşümü yaşıyor” sözlerinden duyduğu rahatsızlığı açıkça itiraf ederek;
“Evet, bu değişim–dönüşüm programı için 4+4+4 sistemini icat ettiler, kafalarındaki ‘İslamcı–muhafazakâr’ toplumu yaratmak için de ellerinden geleni yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Aradan geçen 13 yılda, İslam’a ve mukaddes değerlerimize karşı olan nefretinden milim taviz vermeyen Mehmet Yakup, önceki gün, şu sıralar köşe kaptığı “Oksijen” isimli gazetede uzmanlık alanı olan “aşk” yazıları yazmak yerine, yine “dindar nesle” yönelik bir operasyon çekmeye çalıştı.
Eski Türkiye’den kalma reflekslerle hareket eden ve 2024'te onaylanarak, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kademeli geçişle devreye alınan…
2024-2025 eğitim yılında, “1, 5 ve 9. sınıflarda” ilk kez uygulanan..
Bu sene, yani “2025-2026 eğitim yılında” ise;
“İlkokul 1-2. sınıflar, ortaokul 5-6. sınıflar, lise hazırlık ile 9 ve 10. sınıflarda” okutulan ve Türkiye’nin eğitim sisteminde köklü bir değişim getiren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı müfredatın henüz “ikinci yaşına” yeni girdiğinin farkında olmadığı için;
2023 ve 2024 yılında hazırlanan ve geçmiş yıllara ait verilerden yararlanan bazı anketler üzerinden yola çıkarak, hem de hiç utanmadan “Müfredatın güncelliğini yitirdiğini” ve “30 ülkede en vahim durumun Türkiye’de olduğunu” öne sürerek, güya “eğitimin kalitesine” ilişkin bir analiz kasmış!..
Tabii “güncel” sandığı bu bayat verilerden ve artık terk edilmeye yüz tutan eski müfredattan hareketle sözü “seçmeli” ve “zorunlu” din derslerine getirip, bu “çöp” hükmündeki yazısına “Gençliğimizi kaybediyoruz” başlığını layık görmüş.
Kendisi farkında değil belki ama!..
Başkan Erdoğan liderliğinde ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sorumluluğunda maarifte atılan tüm bu müspet adımlar…
Geçmişte Mehmet Yakup Yılmaz’ın temsil ettiği ve “siyah poşet” içerisinde yayılan zihniyetin tam yarım asırdır sistematik şekilde zehirlediği “gençliğimizi kurtarmak” için atılıyor!
Yorumlar18
-
Van65
10 dakika önce
Şikayet Et
İçimizde o kadar tokatlanacak hain varki saymakla bitmez
Beğen
Cevapla
-
Nokta
27 dakika önce
Şikayet Et
Kendisine de bir sarı torba yakışır sanırım, zihniyet farklı değil sonuçta.
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Bülent duman
53 dakika önce
Şikayet Et
İşte bu yüzden geçmişi unutmayın unutanlar geleceği olmaz gençler iyi dinleyin
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
-
Halil
1 saat önce
Şikayet Et
Sen o tasidigin isme kurban olasin
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
-
kayserili
38 dakika önce
Şikayet Et
bilinen gercek yahudiler yasadiklari ulkenin ismlerini takarlar! devlet bunlara sesiz kaldikca bu alcaklar saldirmaya devam edecekler
Beğen
Toplam 3 beğeni
-
Haber7
1 saat önce
Şikayet Et
Zekeriya Say yazıları hep güzel mâşâALLÂH
Beğen
Cevapla
Toplam 11 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle