Epstein ajanları depremde sahadaydı!

  • GİRİŞ10.02.2026 09:07
  • GÜNCELLEME10.02.2026 09:07

Epstein dosyaları gün yüzüne çıktıkça bir gerçek çok daha kuvvetli bir biçimde tebarüz ediyor…

Belgeler bize, ‘görünmez bir dünya devletinin’ dünyayı nasıl manipüle ettiğini ve yönlendirdiğini gösteriyor bu vesile ile…

Bu şeytaniyet iktidarı dünyadaki her ülkede kendi hakimiyetleri için türlü alçaklıklara başvurmuş.

Siyasi parti kurdurmuş yahut mevcutlardan kendi kafalarına uygun olanları devşirmişler.

Sözde sivil toplum örgütü maskesiyle irili ufaklı yüzlerce sapık ve sapkın iddiaları olan STK’lar üretmişler.

Yine irili ufaklı medya unsurları ihdas edip fonlamışlar yahut mevcut medya oluşumlarının bazılarını devşirerek kendi propaganda organları haline getirmişler.

Gelişen medya teknolojisi ile doğru orantılı olarak sosyal medya platformları kurmuşlar ve çok büyük paralar harcayarak hem kadrolu hem de gönüllü ahmaklardan oluşan devasa bir saldırı enstrümanı husule getirmişler.

6 Şubat 2023 depreminde bu şeytaniyet iktidarının tüm unsurları Türkiye’de sahadaydı ve bu ülkeye, inanılması güç operasyonlar düzenlediler.

İnsanlar, kaybettikleri yakınlarının acısını yaşarlarken, ülke, çok önemli bir şehirler silsilesinin nerdeyse bütünüyle yıkılması nedeniyle yaralıyken bunlar sahadaydı işte…

Acıları ve yıkımı bir silah gibi kullanıp Türkiye’nin büsbütün çökmesini sağlamaya çalıştılar bu ‘psikolojik harekât’ vesilesiyle…

Daha önce yazmıştım, bir kez daha zikretmekte fayda mülahaza ediyorum.

Bu hatırlatma için yukarıda altını çizdiğimiz ‘psikolojik harekât’ olgusunu derinlemesine irdelememiz şart.

O halde ilk sorumuz şu:

Nedir psikolojik harekât?

Buna özet olarak; “dünyayı kontrol etme amacı taşıyan ‘şer güçler’ tarafından ki, yazının başında bunun adını da koyduk, ‘hedefe konan ülkenin’; propaganda, basın, dedikodu, korku ve umutsuzluk yayma gibi faaliyetlerle dize getirilmesi operasyonu” diyebiliriz.

Peki, bunu kim yapar?

Tabii ki, apaçık düşman ve onun işbirlikçileri…

Düşman, nüfuz ettiği her yere kendi imkânlarıyla saldırırken, elinin ulaşmadığı yerlerde de işbirlikçileri devreye girer ve halkın umudunu kırmak için uğraşırlar.

Bu tanım çerçevesinde yaşananları analiz ederken, deprem sonrasında, bazı çevrelerin söylemlerinin ve eylemlerinin, birebir bu tarifle örtüştüğünü görürüz rahatlıkla…

“Antakya Yarseli barajı çatladı” diye yaygara koparan bir sosyal medya fenomeni vardı hatırlarsınız.

Bu gerçek dışı haber üzerine binlerce insan kurtarma çalışmalarını bırakıp kaçtı ve Allah bilir kaç insan öldü bu yalandan ötürü…

“Ortada devlet mevlet yok, bir tek Haluk Levent’in ‘ahbap’ları var” diye FETÖ’cülerin başlattığı ve Epstein ajanlarının köpürttüğü şayiayı da hatırladınız eminim.

AFAD’ın binlerce kahraman çalışanının, özellikle de İslâmî STK’ların yine binlerce fedakâr gönüllüsünün o muhteşem çabasını bir anda çöpe atan bu alçaklar, asıl darbeyi Türkiye’ye ve bu millet-i merhumeye vurmak istiyorlardı elbette…

Haluk Levent’in kendisi bile, “yahu biz 30-40 kişiyiz AFAD binlerce eleman ile sahada” demesine rağmen bu alçaklık aldı başını yürüdü…

İşte, yaşanılan süreçte anılan çevrelerin tatbike çalıştıkları şey, bahsini ettiğimiz işbu psikolojik harekâtın ta kendisiydi!

Bu tezvirata çok daha meşum bir bühtan da ekleniyordu…

“Asker sahada yok!” efsanesi…

Asıl vurucu hamle buydu esasen.

Bursa’da göreve geldiği günden beri festivalden başka bir iş yapmayan Osmangazi belediye başkanı, bu çok tehlikeli bühtanı tekrar etti hiç sıkılmadan.

Genel başkanının ağzına bakan ve zamanında İYİ-P’ye kiralık milletvekili olarak giden bir özneden başka bir şey de beklenemezdi zaten.

Asker ve polis, onlarca deprem şehidi vermesine rağmen anında sahadaydı oysa.

Bu iftiranın asıl amacını daha o gün fark eden Sayın Cumhurbaşkanı, şu sözlerle suçüstü yaptı bu memleket düşmanlarını:

“Bazı haysiyetsiz, namussuzlar, Hatay'da asker, jandarma, polis göremedim diye yalan yanlış iftira atıyor, bizim askerimiz, jandarmamız, polisimiz şereflidir. Ama bu şerefsizlerin ağzına biz bunu meze yaptırmayız!”

Devlete güvenin sarsılması için yapılan bu ve benzeri açıklamalar, felaket esnasında başvurulan sivil itaatsizlik çağrıları ve kurumları işlemez hale getirme çabaları, altını kalın çizgilerle çizdiğimiz ‘psikolojik harekâtın’ en can alıcı unsurları kuşkusuz…

Peki, neden yapıldı tüm bunlar?

Sadece ‘eleştiri’ olsun diye mi?

Tabii ki, hayır!

Amaç, Türkiye’yi operasyon yapılabilir hale getirmekti elbette.

Bu yaygaralar parolaydı ve efendilerine “ne duruyorsunuz, fırsat bu fırsat, müdahale etsenize” diyorlardı üstü örtük bir biçimde.

Ne acıdır ki, felaketin başladığı günden itibaren, bahsini ettiğimiz çevrelerin bir anda ve tam da düşmanın istediği gibi hareket etmeye başladığını hep birlikte gördük!

Yaptıkları her hareketin toplumun kılcal damarlarını hedef aldığına şahit olduk ve olmaya da devam ediyoruz.

Deprem bölgesine gidip canlı yayında, kameralar karşısında ağlamaklı ifadelerle ‘bittik mahvolduk’ nutukları atanların, sonrasında kameranın kapandığı sanıp kahkahalara gülmeyi başladığına tanıklık ettik o yaralı günlerimizde…

Bunların asıl maksadı, uşaklık ve ajanlık yaptıkları güce mevcut durumu bildiren doneler sağlamaktı hiç şüphesiz...

Bu bilgiler memleket düşmanı mezkûr gücün ne işine yarayacaktı peki?

Tabii ki, Türkiye’nin ne durumda olduğunu analiz etmeye…

Sözgelimi, Türkiye'nin uğrayacağı maddi kaybı hesaplamalarına…

Ülkenin kaybedeceği insan kaynağını hesaplamaya…

Devlete duyulan güven yahut güvensizlik oranını hesaplamaya…

Bunların hepsi düşman için önemli veriler.

Evet, Epstein belgeleri, o gün yaşadığımız asrın felaketinin yanında nasıl bir tehlikeye maruz kaldığımızı da tüm çıplaklığı ile gösterdi her birimize…

Ülkesine ve devletine böylesine hainane çabalar içerisine giren bu güruhun, bu şeytaniyet iktidarına göbeğinden bağlı olduğunu ayan beyan gördük bu vesile ile…

Türkiye, Avrupalıların bile, “bunu hiçbir ülke yapamazdı” diye büyük bir hayranlıkla övdüğü muhteşem bir başarı sağlayarak yaralarını sardı ve ayağa kalktı.

Açık söylüyorum, bundan da önemlisi, Epstein ajanlarının tüm çabalarına ve bir akbaba gibi fırsat gözleyen menfur ve menhus güçlerin tüm fitne operasyonlarına da kahramanca direndi ve bu belayı kazasız belasız atlattı.

Tarih, bunun ayrıntılarını yazdığında ne demek istediğim çok daha net anlaşılacaktır!

Nihat Nasır / Haber7

Yorumlar18

  • Ahmet gözen 14 dakika önce Şikayet Et
    Baraj patlayacak diyen fenomen dısardamı
    Cevapla
  • Ali 41 dakika önce Şikayet Et
    Güvenli liman Asya Birliği..yalansız,dolansız siyset ve teknolojinin zirvesi..
    Cevapla
  • Celalettin 43 dakika önce Şikayet Et
    Devlet-i âlî osmaniyyenin torunları Cumhûrun Başkanı Sn.Reisimiz var oldukça Devletimiz Milletimiz ilelebet pâyidâr olacaktır İnşallah..
    Cevapla
  • Vatandaş 52 dakika önce Şikayet Et
    Sesi yukselenin seis kesilmeli
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Okur 58 dakika önce Şikayet Et
    Şimdi de yapılan köy evleri ile ilgili videolar çekip paylaşıyor bazıları... antepte yağış nedeniyle yamaçtaki borulardan su akıyor, bunu "dere yatağına ev yapmışlar" diye paylaşmış biri... bir başkası neresi olduğuna dikkat etmedim, köy evlerinin toprak kayması tehlikesi ile karşıkarşıya olduğunu anlatıyordu... (ikincideki görüntüler gerçek gibiydi, aslını Allah bilir)
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat