“Demirden adam”ın çelik kanatlı kuşları!

  • GİRİŞ13.02.2026 08:57
  • GÜNCELLEME13.02.2026 09:18

Özdemir Bayraktar…

Trabzon Sürmene kökenli ama İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Garipçe köyünde doğdu.

Babası Lütfi Reis, balıkçı idi.

İTÜ Makine Mühendisliği mezunu olan Özdemir Bey, öğrenim süresince matematik derslerinden hep 9-10 gibi yüksek notlar alsa da “kerrat cetveli” dediği “çarpım tablosunu” bile ezberleme gereği duymadı.

Çünkü dayatılana “boğun eğen” değil “ezber bozan” bir yapısı vardı.

Üniversiteden mezun olduktan sonra “hocaların hocası” diye bilinen Prof. İsmail Hakkı Öz’ün asistanlığını yaptı.

Burada öğrendikleri ile Burdur’a giderek…

Turgut Özal’ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü “Burtrak” traktör fabrikasının kuruluş aşamasında görev aldı ve şirketin Genel Müdür Yardımcılığını üstlendi.

Ardından, Sapanca’da “motor sekmanları” ve “silindir gömlekleri” üreten İstanbul Sekman’ın kuruluşunda yer aldı.

1983 yılında ise Bayrampaşa’da kiraladığı mütevazı atölyede “bir torna ve bir matkapla” kendi şirketi “Özdemir Bayraktar”ı kurdu.

Gözünü açtığında ilk olarak “kendi ürettiklerini görmek” için çoğunlukla atölyesinde yatıp kalkıyordu.

Ardından “Baykar Makina A.Ş.”yi kurarak, Türkiye’de yapılamayan kritik parçaları üretmeye başladı.

Ülkede döviz sıkıntısının yaşandığı bir dönemde “direksiyon kutusu, hidrolik pompa, fren silindiri” gibi kritik parçaları üreterek hem otomotiv sektörüne nefes aldırdı hem de arkadaşları tarafından “milli sanayici” payesine layık görüldü.

Bu sıfatın da hakkını vererek “Milli Görüş”ün efsane lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan ile yol arkadaşlığı yaptı.

Demir ve çelikle yatıp kalkan, arkadaşları eğlenirken kendisi talaş kaldıran bu “demirden adam”ın gönlünde ise hep başka bir sevda vardı.

Osmanlı döneminde Lagari Hasan Paşa ile Hazerfen Ahmet Çelebi’nin…

Cumhuriyet döneminde ise Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın başına gelenleri bilmesine rağmen…

Çocukken çatılara düşürerek uçurmaya çalıştığı, 1989 yılında Türk Hava Kurumu’nun açtığı amatör pilotluk kursunda cebine koyduğu pilotluk ehliyetiyle bizzat uçurduğu ve bu sırada bir mühendis gözüyle matematiğini çözdüğü o “demirden kuşu” yapmak istiyordu.

Bu yüzden “lisanslı bir pilot” ve “idealist bir mühendis” olarak, yanına aldığı çocukları ile ülkenin ilk insansız uçağını yapmak için kolları sıvadı.

İşte bu azimle önce mini “İHA”, ardından da “mini helikopter” üretmeye başladı.

Akabinde..

“Bizim oto sanayide uzay mekiği bile yapılır” şeklinde esprilerin dolaştığı İkitelli Metal-İş Sanayi Sitesi'nde ürettiği “İnsansız Hava Aracı” (İHA)’larla  önce ülkenin makus tarihini…

Ardından “Silahlı İnsansız Hava Araçları”(SİHA)’larla, savaş paragidmasını değiştirdi.

Ayrıca, yıllar boyu bize “Heron” vermemek için kırk takla atan İsrail ve Amerika'nın pazar tekelini de yerle bir etti.

*

Los Altos'taki evinin garajında “Apple I” bilgisayarını tasarlayan Steve Jobs’ın…

Menlo Park'taki garajında arkadaşlarıyla Google’ı hazırlayan Susan Wojcicki'nin…

1994'te Seattle yakınlarındaki evinin garajında kurduğu Amazon’la dünyanın en zenginleri arasına giren Jeff Bezos’un, “mütevazı” başlangıçlarını anımsatan…

Ve!..

Özemir Bayraktar’ın büyük vizyonu ve azmiyle şekillenen bu “ilham verici” hikâyeyi, benzerlerinden ayıran en önemli özelliği ise karşılaştığı “engeller” oldu.

Milli İHA-SİHA'ların geliştirilmesi sırasında bürokrasinin çıkardığı sinsi engellerle, dağ başındaki mevzilerde verilen çetin mücadelelerle, acı kayıplarla ve can yakan olaylarla yazılan Özdemir Bayraktar'ın bu destansı hayat hikâyesi, nihayet beyaz perdeye aktarıldı.

Geçtiğimiz hafta Baykar'ın Hadımköy'de bulunan Milli Teknoloji Merkezi'nde gerçekleştirilen özel gösterime katılan davetliler arasında yer almadığım için, “imkânsız”ı başarmak için her türlü zorluğu göze alan bu çılgın “Akıncı”nın hikâyesini internetten izledim…

“Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” adıyla yayınlanan belgeseli izlerken hem “Kaz uçar da Laz uçmaz mı?” diyerek yola çıkan…

Hem de!..

Parlayacak, ateş olacak bir kıvılcımın peşinde koşarken “vazgeçişlerden” vazgeçen Garipçeli Özdemir Bayraktar”ın, “Acaba”ların, “Asla olmazların” arasında, kıt imkânlarla “Bayraktar TB2’yi, TB3’ü, Akıncı’yı, Kızılelma’yı” nasıl bu millete armağan ettiğini anlıyorsunuz!..

Bu işin olmaması için “emir” vermesinler diye hiçbir bedel talep etmeyen, hatta yapılan uçakları devlete hibe etmeyi teklif ettiği halde, bütün kapıların nasıl bir girişimcinin yüzüne kapandığına ibretle şahitlik ediyorsunuz…

Tıpkı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya” şiirinde olduğu gibi;

“Masum Anadolu’nun saf çocuğu” Özdemir Bayraktar’ın da basamak basamak tırmandığı bu yokuşlarda “vatansever” insanlara nasıl susadığını…

“Bir tane satılmış adam her şeyi bitiriyor” şuuruyla verdiği direnişi..

“Gavur daha iyi yapar”  kompleksiyle nasıl savaştığını…

“Geliştirmeyin, olanı satın alalım”  diyen “takozcu” kafayla nasıl mücadele ettiğini…

Terörle mücadelenin en çetin olduğu dönemde gece gündüz demeden Gabar’da, Kutu Deresi’nde, üzerine askeri üniforma ile mayınların arasında dağ bayır demeden nasıl koşuşturduğunu…

Askeri helikoptere binebilmek için bıyıklarını kestiğini…

Tek kuruş para almadığı gibi yüz binlerce dolarlık teminat mektupları vermek zorunda kaldığını…

Kamera verilmediği için bir kamerayı, 12 ayrı insansız hava aracına nasıl tek tek söküp taktığını…

Saatler süren ameliyatının ardından yoğun bakımda gözlerini açar açmaz, canından aziz bildiği bu proje için o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'a, “Bizim oğlanlar sana sunum yapsın” dediğini…

“İsrail’in ile anlaşma yapılırken, bedava verdiği yerli İHA’nın alınmamasına” içerlenerek, “Burası nerenin Genelkurmay Başkanlığı” diye feveran ettiğini…

“Başaramayacağını” düşünürken ve tam da pes etmeye hazırlanırken…

“Kendi aralarında para toplayan” birkaç vatansever genç teğmenden gelen “sizden mini İHA satın almak istiyoruz” telefonunun ardından, bu defa “vazgeçmekten” nasıl vazgeçtiğini…

Ve imkansızı başarabilmek için göze alınamayacak pek çok zorluğu göze alan gerçek bir “vatan evladının” şanlı direniş öyküsüne tanıklık ediyorsunuz..

En yakın dostlarının dahi,

“Ben bile yeterince tanımıyor muşum” itirafında bulunurken, ne kadar haklı olduklarını anlıyorsunuz…

Bu yüzden, semalarında hür ve özgür bir Türkiye için ve tarihin bir daha tekerrür etmemesi için “çelik kanatlı kuşlar” üreten “Demirden adam” Özdemir Bayraktar’ın belgeselini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum…

Zekeriya Say / Haber7

Yorumlar43

  • hasan Ali Kemal 14 dakika önce Şikayet Et
    alah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah bu vatanın fedakar ve cefakar güzel insan
    Cevapla
  • Emekli 17 dakika önce Şikayet Et
    Rabbim makamini cennet eylesin.Rabbim evlatlarına sağlıklı uzun ömürler versin.Rabbim ayaklarına taş degdirmesin.
    Cevapla
  • SÜLEYMAN YAĞCI 19 dakika önce Şikayet Et
    Bütün tabuları yıkarak Rabbine kavuştun.Mekanın cennet olsun.Peygamberimize komşu olasın.
    Cevapla
  • Çoban Memed 21 dakika önce Şikayet Et
    Değil Türkiye müslümanlarının bütün ehli imanın, ümmet-i Muhammed'in duasını kıyamete kadar alan insan. Allah senden, ailenden ve çocuklarından razı olsun Serdengeçti BAYRAKTAR...
    Cevapla
  • Nebi say 21 dakika önce Şikayet Et
    Bu vatan size minnettar Allah sizlerden razı olsun.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat