Vazife istenmez verilir anlayışının riskleri

  • GİRİŞ13.02.2026 09:13
  • GÜNCELLEME13.02.2026 09:13

Hakikatte makam, bir ayrıcalık değil; bir yüktür. Hesap verme yükü, karar alma yükü, risk alma yükü. Ancak bizde, bu yüklerden arındırılmış bir konfor alanına dönüşmüştür. Yönetici denince genelde zihnimizde tek bir fotoğraf beliriyor: Makam odası, özel kalem, lüks mobilyalar, son model makam araçları, kalabalık bir masa ve etrafında suskun insanlar. Açıkçası bu fotoğrafın anlattığı şey, makam ve yönetme arzusuyla yöneticilik kapasitesinin tam tersi istikamette çalıştığıdır.

Bugün birçok kurumda aynı tabloyu görüyoruz: Sadece makam var, unvan var. Vizyon yok, liyakat yok, istişare yok, aklı örgütlemek, insanı anlamak ve süreçleri yönetebilmek neredeyse hiç yok. Gelir gelmez ilk işi makam odasını ve makam aracını değiştirmek olan bir kişi ile yola devam etmek, sadece zaman kaybetmektir, israftır.

Yönetici olmak bir pozisyona atanmakla ilgilidir. Yönetmek ise kriz anında tereddüt etmeden karar alabilmekle, hata yaptığında mazeret beyanı yerine sorumluluk üstlenebilmekle, kolay olanı değil doğru olanı seçebilmekle mümkündür. Belki de asıl fark, yönetme işinin sadece süreci değil insanı ve kurumu geliştirmeyi de kapsamasıdır.

Gerçek yönetici, 'ben, ben, ben' deyip durmaz. 'Biz' ile konuşur. Başarıyı sahiplenmez, hatayı paylaşır. Makam tutkunu ise başarıyı tek başına üstlenir, başarısızlığı başkalarına havale eder. Böyle bir ortamda ne kurumsal sadakat gelişir ne de üretkenlik. İnsanlar fikir üretmek yerine, risk almamayı öğrenir. Herkes fikirlerinin değil, onaylarının istendiğini zaten biliyordur.

Yönetmek, kontrol etmek değildir. Kontrol, karmaşık duygulara dayanır; yönetim ise güvene. Kontrolcü yöneticiler her şeyi bilmek ister, ama hiçbir şeyi derinlemesine öğrenemez. Çünkü her ayrıntıya müdahale eden biri, büyük resmi kaçırır. Yönetici dediğiniz kişi, ayrıntılara boğulan değil; öncelik sıralaması yapabilen kişidir.

Makam arzusu çoğu zaman güvensizlikten beslenir. Kendisinden emin olmayan, bilgisini derinleştiremeyen, ekibine güvenemeyen kişi, yetkiye ve egosuna sarılır. Eksikliğini bu şekilde kapatmaya çalışır. Oysa salt yetki ve ego sadece gürültü üretir. Kurumu,  kurumsal aklı boğan bir gürültü.

Makam arzusu yüksek olanların bir diğer ortak özelliği de eleştiriye kapalı olmalarıdır. Eleştiriyi tehdit olarak algılarlar. Çünkü eleştiri, koltuğun sallanabileceği ihtimalini hatırlatır. Oysa gerçek yönetici için eleştiri, pusuladır. Yanlışını gösterir, rotayı düzeltir. Eleştiriden kaçanlar ise zamanla gerçeklikten kopar. Etraflarında sadece 'evet' diyenler kalır. Bu da kurumu değil, yalakalığı büyütür.

Bu sorun sadece kamu kurumlarında değil; akademide, medyada, sivil toplumda ve özel sektörde de karşımıza çıkıyor. Yönetici seçerken hâlâ en çok konuşanı, en çok isteyeni, en çok kendini pazarlayanı tercih ediyoruz. Ehil insanların vazifeden kaçınmaları; kurumların, son kertede milli imkânların ziyanıyla sonuçlanıyor. Sorumluluk alınması gerektiği apaçık belli durumlarda ortalarda görünmemek, taşın altına elini koymamak, her kötü işe ortak olmak anlamına gelmektedir.

Ezcümle, unvan almakla yönetici olunmuyor; yetkiyle sorumluluk arasındaki bağı kuramayan her makam sahibi, kurumu da sistemi de ağırlaştırıyor.

Gençlerin sisteme mesafeli durmasının sebeplerinden biri de bu tablodur. Gençler yönetime değil, samimiyetsizliğe itiraz ediyor. Unvanların içinin boşaldığını, herkesin yetkili ama kimsenin mesul olmadığını, sorun çıktığında kapıların çözümsüz bir şekilde birbirine açıldığını fark ediyorlar.

Bu yüzden mesele kimin hangi makamda olduğu değil; o makamın gereğini kimin yaptığıdır. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla makam sahibi değil; daha fazla ehil yöneticidir. Yetkiyi güç gösterisi değil, emanet bilen; karar alırken alkışı değil, sonucu düşünen; yönetirken korku ve nefret değil, güven üreten insanlar.

Prof. Dr. Hakan Aydın / Haber 7

Yorumlar20

  • Deniz 29 dakika önce Şikayet Et
    Son zamanlarda okuduğum en güzel köşe yazısı, Allah kaleminize kuvvet versin.
    Cevapla
  • Mustafa Sevim 35 dakika önce Şikayet Et
    Vesselam. Memleket bu düstur ile liyakatli yöneticilere sahip olduğu/yer verdiği vakit düzen ve istikrar olur, adalet olur, güven olur.
    Cevapla
  • Seyfullah 44 dakika önce Şikayet Et
    Güzel yazı. Ben bir akademisyenim. Bu yazıyı sosyal medyada paylaşırsam, benden -en azından şifahi- bir izahat isteneceğinden ve işlerimin zorlaşacağından hiç şüphem yok.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Abdullah 1 saat önce Şikayet Et
    Mükemmel bir yazı olmuş
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Mehmet Naim 1 saat önce Şikayet Et
    Kıymetli hocam yazınızı 3 kere okudum her okuduğumda yalaka makam sahiplerinin ciğerinin tam ortasını keşif etmişsiniz maalesef bu güzel günlerimizin makus'a dönmesi bu lıyakatsızların makam hırsların dandır. Kaleminize sağlık Yüreğinize sağlık elleriniz dert görmesin selam ve hürmetler
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat