İnsan ve zaman
- GİRİŞ22.02.2026 08:56
- GÜNCELLEME22.02.2026 08:56
Avrupa aydınlanmacılarının iddiası Tanrı’yı yenmekti. “Tanrı” zannettikleri ruhban sınıfını yenmeyi başardılar. Katolik ruhbanların zulmünden yılmış halk tarafından da bolca destek buldular.
Ancak bir kavram olarak Tanrı ile karşılaştıklarında o muzaffer düşünceleri lime lime döküldü, çelimsiz bir kaprise dönüştü. Doğu’nun Allah’ını ise en güvendikleri akıl yürütmeler, en çok bel bağladıkları felsefeler bile kavrayamıyordu.
Lafı uzatmadan, kestirmeden konuşalım… Batı kaynaklı bir düşünce olarak ateizmin ömrü pek uzun olmadı. “Çağdaş” insanın Tanrı’ya meydan okuması, pek çok açıdan akamete uğradı.
En şiddetli yenilgi ise “zaman” kavramı ile ilgiliydi….
Zaman algısı söz konusu olduğunda insan düşüncesi, tek kelime ile çöktü. Çünkü Yaradan’ın bir özelliği de “zamandan münezzeh” olmasıydı.
Evet, insan için zaman, başı ve sonu olan, tüm fiziksel varlığını çevreleyen bir çizgidir. Oysa Allah, zamanın da tek hakimidir.
Fani hayatımızı tanımlayan yıllar, günler, saatler, saniyeler, sadece bizim için bu kadar ağır ve değişmez bir anlama sahip. Zamanın Sahibi için “alemler” söz konusu iken bizim sınavımız yaşadığımız alemden ve kolumuza taktığımız saatle gösterdiğimiz zamandan ibaret!
Alim olmadığımdan bu konuda daha fazla konuşup bir pot kırmak istemem. Esasen anlatmaya çalıştığım, insanın tüm kibrine rağmen zaman karşısındaki zayıflığıdır.
Çocukluk yıllarımda “yaz Ramazanlarını” yaşama imkanım oldu. Yaz Ramazanı, çok uzun günler anlamına gelir, müminlerin nefisleri ile daha zorlu bir imtihana girmeleri demektir.
Ancak çocukluğumun Ramazanlarında hiç de öyle gerilimli, çileli sahneler hatırlamıyorum….
Malatya’nın Başharık Mahallesinde, gün boyu sabır ve tevekkül hakim olurdu. Akşam ezanı okunmadan önceki son bir iki saat ise belki de olabilecek en mesut zamanlar olarak yaşanırdı. Çok uzun ve sıcak yaz günü boyunca oruç tutmuş olan insanlar, o son dakikalarda hiç olmadıkları kadar anlayışlı, mutlu ve neşeli olurlardı.
Demek ki zaman, insanın hissiyatı ile izafidir…
Demek ki zaman, insanın kalbine göre şekillenir.
Sevdiğiniz biriyle geçirdiğiniz zamanları düşünün… Saatler akıp gider ve siz sanki biraz önce görüşmüş gibisinizdir.
“Sana doyum olmuyor”,
“Nasıl da geçmiş zaman”
Böylesi sözler, hep bu güzel zamanları tarif etmek için söylenir.
Tersinden bakarsanız, keyifli anlar için geçerli olan, yüce amaçlar için de geçerlidir.
İnsan bir yola kalbi ile çıkmışsa eğer, yıllar sürecek olan bir yolculuk bile ona birkaç dakika gibi gelir.
Yorumlar2