Ramazan-ı Şerif’teki inayetler ve hikmetler
- GİRİŞ23.02.2026 09:00
- GÜNCELLEME23.02.2026 09:00
Allahu Teala, orucun, âdeta Kur’ân’ın indirilmesine bir şükür olarak tutulmasını istemektedir:
“O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık istiyor, güçlük çekmenizi istemiyor. Sayıyı tamamlamanız, size doğru yolu göstermesinden ötürü Allah’ı tazimle anmanız için ve şükredesiniz diye (uygun hükümler gönderiyor).” (el-Bakara, 185)
Kur’an-ı Kerîm’in Hz. Peygamber’e indirilmesi Mekke’de Hira mağarasında, milâdî 610 yılı Ramazan ayının 27. gününde başlamış ve Allah Teâlâ’nın uygun gördüğü aralıklar ve münasebetlerle yaklaşık yirmi üç yılda tamamlanmıştır. Âyette geçen “ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesi”nden maksat onun tamamının değil ilk âyetlerinin indirilmesidir; Bakara Suresi’nin başında olduğu gibi birçok âyette, Kur’an’ın bir parçasına da kitap ve Kur’an denilmiştir.
Yüce Mevlâ müslümanlara oruç ibadetini farz kılmayı murat edince bunun zamanının da ona uygun ve lâyık bir zaman olmasını istemiş, bütün insanlığa son rehber ve irşad aracı kıldığı kitabını vahyetmeye başladığı ayı oruç zamanı olarak seçmiştir.
Ancak Allahu Teala, her hususta olduğu gibi orucu da kullarına kolaylaştırmıştır; onları hiçbir zaman zor durumda bırakmamıştır. Âyetin son kısmında ise insan, oruç ile Allâh’ın azametini ve lûtuflarını idrâk etmekte ve O’na en güzel şekilde şükredebilmeyi öğrenmektedir.
İslam dini Ramazân-ı Şerîf ayına büyük bir önem vermiştir. Ona “on bir ayın sultanı” denilmiştir. Ramazân-ı Şerîf, ayların efendisidir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan ayı girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 11; Müslim, Sıyâm, 1, 2, 4, 5)
Bu ayda Cenâb-ı Hak kullarına çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunur. Af kapılarını sonuna kadar açar. Küçücük amellere bile büyük sevaplar lûtfeder.
Ramazân-ı Şerîf, oruç ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, Kur’an ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, takva ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, Allah’ı yüceltme ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, şükür ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, doğruyu bulma ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, tövbe ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, itikaf ayıdır.
Ramazân-ı Şerîf, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini içinde saklayan mübarek bir aydır.
Hadis-i Şerif’te “Ramazan ayı öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden azattır.” buyrulmaktadır.
Başta oruç olmak üzere namaz, zekât, infak, zikir, Kur’ân tilâveti, yardımlaşma, ikrâm etme gibi ibadetlere ağırlık verilerek değerlendirilen Ramazân-ı Şerîf ayı, feyizli bir hayatın yaşandığı, mübârek bir iklim, baramla kutlanan bir mükâfât dönemidir.
Ramazan-ı Şerîf ayının, senenin bütün mevsimlerini dolaşmasında da, ayrı bir hikmet vardır. Senenin muhtelif mevsimlerinde yaşanan sıcak, soğuk, serin ve ılık günler ile uzun, kısa veya dengeli bütün günlere sırasıyla Ramazan isabet eder. Böylece oruç, belli zaman aralıklarıyla senenin bütün günlerini bereketlendirir. Bu durum, aynı zamanda oruç tutanlar için de nice farklı zorluk ve kolaylık dolu tecellilere vesîle olur; mü’min gönüllere nice mânevî hazlar yaşatır. Yine bu hâl, mü’minlerin, her hâlükârda Allah Teâlâ’nın emrine itaat etmesinin en güzel bir temsîlidir.
Diğer taraftan orucun belli bir ayda tutulması, müslümanların birlik ve beraberliğini sağlaması açısından da mühimdir. Bir de diğer insanlarla birlikte yapılan işler kişilere kolay gelir ve Ramazan-ı Şerîf bir bayram havası içinde beraberce idrâk edilir.
Neticede, sayılı günlerden ibâret olan oruç, yine sayılı günlerden ibaret olan hayatımıza müstesnâ bir incelik, derinlik ve zarâfet kazandırır. Oruç, yalnız Muhammed alehisselamın ümmetine değil, önceki ümmetlere de farz kılınmıştır. Allah Teâlâ buyurur: “Ey îmân edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, sayılı günlerde size de farz kılındı...” (el-Bakara, 183-184)
Ramazan Şerif ayı İslam dünyasında büyük bir öneme sahiptir. Ramazan ayında yapılan ibadetler, kişi için hem sosyal hem de psikolojik açıdan önemli bir tecrübedir; kısaca Ramazan ayı, insanların ruhsal ve zihinsel durumlarını derinden etkiler. İbadetlerin yoğunluğu ve oruç tutmanın getirdiği fiziksel zorluklar, insanların manevi olarak daha yoğun bir deneyim yaşamalarına neden olur. Açlık ve susuzluk gibi fiziksel zorluklar, sabır, dayanıklılık ve irade gücü gibi özellikleri geliştirmeye yardımcı olmaktadır.
Ramazan ikliminin müminlere, maddi ve manevi hayatına kazandırdığı değişimi, rahmet, bereket ve mutluluk havasını anlatmaktadır. Yoğun olarak kulluk yapılan bu ayın fazileti, şeytanların olumsuz etkilerinden büyük ölçüde sıyrılması, günahlardan sakınma ve rahmete ulaşma imkânlarında kendisini göstermektedir. O halde bu ortamdan mümkün olduğunca yararlanmaya çalışmak yapılabilecek en akıllı iştir. Ramazan geldiğinde toplumda meydana gelen güzelliğin nerden kaynaklandığını Rasulullah Efendimiz (sas) bize anlatmaktadır.
Ramazan orucunu, onun farzına, faziletine, faydasına, hikmetine getirdiği berekete ve Allah’ın rızasına yürekten inanarak ve karşılığını yalnız ve yalnızca Allah’tan bekleyerek yani; tam bir ihlas ve samimiyet ile tutulduğu taktirde, geçmiş günahlarında arınacağı müjdesi bizlere haber verilmektedir: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, İman 28; Savm 6)
Ramazan-ı Şerif; orucuyla, teravisiyle, sahuruyla, iftarıyla, gecesiyle, gündüzüyle, akşamıyla, sabahıyla, itikafıyla, Kadir gecesiyle ve her haliyle coşkulu geçen bir aydır. Recep ile başlayan, Şaban ayı ile artarak devam eden sevap yüklemesi, Ramazan ayında üst dereceye ulaşır, Kadir gecesinde ise bin aydan daha hayırlı geceye ulaşır. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır: “Eğer müminler ramazan ayındaki üstünlükleri (inayetleri ve hikmetleri) bilselerdi bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi”
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol