“Bin yıl sürecek” dedikleri ruh can çekişiyor!
- GİRİŞ27.02.2026 09:17
- GÜNCELLEME27.02.2026 09:17
Yarın,
“Gerekirse bin yıl sürecek” denilen lanetli 28 Şubat darbesinin 29. yıldönümü.
Bundan önceki askeri müdahaleler, “iç güvenlik” ve “demokrasi” bahanesiyle yapılırken…
Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat’ta, doğrudan ülkenin asli unsuru olan Müslümanlar hedef alınmıştı.
Dindar insanları “PKK’dan daha tehlikeli” gören cuntacı komuta kademesi, Müslümanların en doğal reflekslerini bile “irtica” kapsamında değerlendiriyordu.
Darbenin ayak seslerinin duyulduğu 22-25 Ocak 1997 tarihleri arasında Gölcük’te bir araya gelen dönemin kudretli paşaları, sözde Türkiye'ye yönelik “iç” ve “dış tehditlere” ilişkin olağanüstü şura niteliğinde bir değerlendirme toplantısı yapmıştı.
“Donanma Komutanlığı Harp Oyunu” kapsamında düzenlenen ve tam 72 saat süren toplantıda;
“Paşaların güvenliği”, “Meclis komisyonlarına çağırılmamaları” ve “heykel dikme özgürlükleri” gibi kararlar alınırken, sözde laik cumhuriyete yönelik tehditlerden de “beyhude gayretler” şeklinde bahsedilmişti.
O dönem siyasetin tam göbeğinde yer aldıkları halde, “Ordu'yu iç politikaya çekme gayretleri üzüntü vericidir” şeklindeki açıklamalarla göz boyayan TSK yönetim kademesi;
“Ramazan nedeniyle mesainin iftar saatine göre ayarlanması, cuma namazı düzenlemeleri ve kılık kıyafetler” üzerinden, cumhuriyet tarihinde ilk defa kamu çalışanlarına “ibadet özgürlüğü” sağlamaya çalışan Refahyol hükümetine parmak sallamıştı.
Cuntacı paşalar, Müslümanların ibadet özgürlüğüne yönelik düzenlenmelere şiddetle karşı çıkarken…
“BÇG” ve “Başbakanlık Takip Kurulu” ajanları ise il ve ilçelerdeki camilerin etrafında cirit atarak, namaza giden, ibadetlerini yerine getirmeye gayret eden samimi Müslümanları fişliyordu…
Fişlenmekten korkan bazı memurlar, “ajanlar bizim yakamızı bırakmazlar” korkusuyla camilerin önünden geçmeye bile korkuyordu.
“Laik rejimin ulemaları” ise verdikleri vesayete uygun fetvalarla, özellikle kamu çalışanlarını ve öğrencileri camilerden, ibadetlerden uzak tutmaya gayret ediyordu.
Üniversite kapılarına kurulan “ikna odaları”yla başörtülü kızların eğitim hakkının gasp edildiği…
Müslüman’ca yaşama idealindeki insanların uydurma delillere zindana atıldığı…
Sözde “duayen” gazetecilerin, çatılarda namaz kılan öğrenci avına çıktığı…
Ve!..
Mütedeyyin kesime kendi öz vatanında “parya” muamelesi yapıldığı o meş’um günlerde, İslami olan ne varsa “laik cumhuriyete karşı tehdit” olarak algılanıyordu.
Hatta bu “tehdit algılama” saçmalığı ülke sınırlarını bile aşıyordu.
Örneğin…
Ecevit hükümetinin bakanlarından Hikmet Sami Türk, resmi ziyaret kapsamında gittiği Hac farizasında, ibadet etmek yerine, “şeriat”la mücadeleye girişmişti.
Türk, “Adalet Bakanı” sıfatıyla gittiği hacda, Suudi yetkililerinin her hacı adayına dağıttığı ve içinde; “Allah’ın hükmünden başka hüküm tanımak insanı şirke götürür” ifadelerinin olduğu kitapçığı görür görmez ortalığı ayağa kaldırmış…
“Yahu burada da mı şeriat propagandası yapılıyor” diyerek Allah’ın evinde, Allah’ın ayetlerinden rahatsız olmuştu.
Tabii anında harekete geçerek, “Türk hacılara laiklik ilkeleriyle bağdaşmayan bir broşür dağıtılıyor” gerekçesiyle, Suudi Arabistan makamları nezdinde girişimde bulunacağını belirtmişti.
*
Kendilerini bu ülkenin “sahibi” olarak gören seküler yobazların ve jakoben elitistlerin, dindar insanlar üzerinde zulüm fırtınası estirdiği o karanlık günlerin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen Müslümanların belleklerinde acı izler kalsa da…
“28 Şubat’ı İsrail için yaptık” itirafında bulunan cuntacıların, “İrtica 3 yıl varsa 3 yıl sürecek, bin yıl varsa bin yıl sürecek” öngörüsü tutmadı.
“İslam ve irtica, laik cumhuriyet rejimini tehdit ettiği sürece hep yaşayacak” dedikleri 28 Şubat sürecinin o “siyasal ruhu”, Başkan Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı sayesinde önce dizginlendi…
Dönemin postalcı paşaları hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan “28 Şubat davası” ile demir parmaklıklar arkasına atıldı.
İmam Hatip Liselerinin orta kısımlarını kapatan, katsayı zulmüyle İHL ve Meslek Liselerinin önünü kesen, 12 yaş altındaki çocukların Kur’an Kursu’na gönderilmesi yasaklayan, başörtülü kızların eğitim hakkı gasp eden, demokrasiyi, insan haklarını ve hukuk askıya alan “28 Şubat ruhu…”
Şimdi de dalga dalga yayılan ve başta minik çocuklar olmak üzere 7’den 70’e herkesin diline pelesenk olan ilahiler, okul mescitlerinde cemaatlerle kılınan namazlar, birlikte edilen dualar ve coşkuyla atılan tekbirler sayesinde, resmen “yoğun bakımda can çekişir hale getirildi.”
Artık beyhude atılan “laiklik” nutuklarına, sözde aydınlarca imzalanan ihanet bildirilerine ve vesayet özlemiyle yanıp tutuşan bazı karanlık odakların suni teneffüs girişimlerine bile tepki veremiyor.
Bu da yıllarca dindar insanlara kan kusturan ve “Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin” diyerek darbecilerden rol çalan 28 Şubat’ın dinozorlarına dert olsun!
Zekeriya Say / Haber7
Yorumlar6
-
mustafa
40 dakika önce
Şikayet Et
harika
Beğen
Cevapla
-
V.TURAN
49 dakika önce
Şikayet Et
Erbakan hocanın aceleciği ,Tayyip beyin tecrübesi ve halledilexek her problemin zamana yayılması 1000 yıl sürecek 28 şubat sendromunu 29 yıl sonra inşallah ebediyen toprağa gömmüştür. Askeri peygamber ocağı yapmadan,Yargıyı objektif yapmadan,Milli Eğitimi ıslah etmeden bu işin içinden çıkılmazdı.Ak partiye oy verenlerin bile çoğu konuda acele ettiği bu hayatı mesele kapandı.
Beğen
Cevapla
-
Adsız
59 dakika önce
Şikayet Et
Bir imam hatipli olarak yukarıda yazılanı okuduğumda yüreğim sızladı….İmam hatipte okuduğumuzu bile gizler olmuştuk….bugüne şükürler olsun Rabbim bir daha Fırsat vermesin…
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Saim
1 saat önce
Şikayet Et
Kaleminize yüreğinize sağlık. Elhamdülillah çok güzel hizmetler yapılıyor. Başta cumhurbaşkanımızı ve ekibini en samimi dileklerimle tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Özellikle 4+4+4 uygulamasının en azından sön dördünün zorunlu olmaktan çıkartılması konusunda yetkililerden istirham ediyorum. Türkiye'nin önünü tıkayan uygulamalardan biri de bu diye düşünüyorum.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Muğlavi
1 saat önce
Şikayet Et
Mübarek Cuma günü okunan en anlamlı yazı. Kaleminize sağlık.
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle