Bireysel arınmadan toplumsal barışa: Ramazan iklimi

  • GİRİŞ28.02.2026 08:54
  • GÜNCELLEME28.02.2026 08:54

Ramazan ayı, kalpleri yumuşatan, öfkeyi dindiren ve bir arada olmanın kıymetini hatırlatan bir zaman dilimidir. Oruç ibadeti, farklı şekillerde de olsa tüm dinlerde görülen bir olgudur. İnsanların iç dünyasını ve ruhunu aydınlattığı gibi, aynı zamanda toplumsal barış ve kardeşlik bağlarını güçlendiren bir ibadettir.

Diğer taraftan hiçbir ibadet yalnızca dünyevi bir fayda için yapılmaz ancak ibadetlerin hem bireye hem de topluma kazandırdıkları da inkâr edilemez bir gerçektir. Her ibadetin öncelikle bireysel, ardından da güçlü bir sosyolojik boyutu bulunmaktadır. Bu yazımızda, Ramazan ayının toplumsal etkileri üzerinde duracağız. Sosyolojik alan araştırmaları, ülkemizde en yaygın yerine getirilen ibadetlerden birinin oruç olduğunu göstermektedir (katılım oranının %70 ile %85 aralığında olduğu görülmektedir). Bu bağlamda oruç, toplumun en canlı, en huzurlu ve en neşe içinde yerine getirdiği ibadetlerin başında gelmektedir. Nitekim sahur vaktinin davul ve zurna eşliğinde adeta bir şenlik havasında geçirilmesi de bunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla bu ibadetin özellikle sosyolojik boyutu daha fazla dikkat çekmektedir.

Hz. Peygamber’in; “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan elde ettikleri sadece açlık ve susuzluktur” (İbn Mâce, Sıyâm, 21). “Kim yalan konuşmayı ve yalanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına kıymet vermez” (Buhârî, Savm 8, Edeb, 51) ve “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona birisi sataşır veya küfrederse, "Ben oruçluyum" desin” (Buhari, Savm 9) şeklindeki ifadeleri, bizleri bu ibadetin toplumsal boyutuna işaret etmektedir. Bu hadislerden; orucun toplumsal ilişkilerde başkalarına zarar vermeme, karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde hareket etme disiplini olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Azerbaycanlı şair Yetim Eyvaz (Eyvaz Qurbanov), “Ne menası var” şiirinde de bu gerçeği şöyle seslenmektedir: 

Merhamet duygusu sende yoksa
Tuttuğun orucun ne manası var?
Sofranda yoksula yerin yoksa
Bir ay aç kalmanın ne manası var?
Terazin tartıda ayrı çekerse,
Dilin zehir gibi, kalp incitirse,
Elin rüşvet alıp rüşvet verirse
Kıldığın namazın ne manası var?
Haram pullarıyla villa dikenler,
Yetimin hakkını bölüp yiyenler,
Şer atıp birini bedbaht edenler,
Ölünce Yasin’in ne manası var?

Şair, ibadetlerin merhamet, adalet ve kul hakkına riayetle anlam kazandığını, bunlar yoksa şeklen yapılan oruç, namaz ve diğer dini davranışların bir anlam ifade etmeyeceğini söylüyor. Yeri gelmişken Ramazan ve toplumsal ilişki bağlamında, özellikle Ramazan ayında şu konulara daha dikkat etmek gerekmektedir. 

Gıda ürünlerinde talebin artmasına bağlı olarak her ne kadar enflasyondan kaynaklı fiyat artışı söz konusu olsa da bunun ramazana ayına getirilmesi fırsatçılık olarak değerlendirilebileceği gibi bu ayda israfı önlemeye ve tüketim alışkanlıklarımızı da gözden geçirmek gerektiğini düşünmekteyim.  

Ramazan’ın günümüzde televizyon programlarında ve sosyal medyada adeta bir yemek şölenine dönüştürülmesi, boy boy yemek görüntülerinin paylaşılması Ramazan’ın ruhuna yakışmamaktadır.

Gözlemlediğim diğer bir yanlış durum ise özellikle Anadolu da ve birçok büyük şehirlerimizde teravih namazlarının derneklerde, vakıflarda vb. yerlerde kılınmasıdır. Bu durum camilerin boşalmasını da beraberinde getirmektedir. Camilerin coşkulu, heyecanlı atmosferini zayıflatmamak gerektiğini düşünmekteyim. 

İftar sofraları, yalnızca zenginlerin davet edildiği, fakirin, garibin ve gurabanın ise unutulduğu ziyafetlere dönüşmemelidir.

Büyük küçük şehir fark etmeksizin, insanlarımız iftara ya da eve yetişmek için trafiği alt üst etmekte, hem kendini hem de diğer insanları tehlikeye atmaktadır. Bu durum gereksiz tartışmalar ve kul hakkı ihlallerine yol açmaktadır. Tüm bunlar ramazanının ruhuna yakışmamaktadır.

Oruç; toplumsal birlik, beraberlik ve sosyalleşmeye vesile olması açısından kıymetli bir ibadettir. Toplumun büyük bir çoğunluğunun aynı zaman diliminde aynı duygu ve davranışları paylaşması, birlik ruhunu pekiştirir. Modern yaşamın yoğun koşturmacası içinde aile üyelerinin bile bir araya gelmekte zorlandığı günümüzde, hep beraber iftar sofrasına oturmak, aynı anda oruç açmak ve sohbet etmek çok kıymetli bir etkinliğe dönüşmüştür. Bu tür paylaşımlar, aile içi iletişimi ve bağları kuvvetlendirir. Aynı şekilde iftar davetleri; akrabalık ve komşuluk bağlarını güçlendirerek sevgi ve muhabbeti artırır. Ayrıca teravih namazları ve mukabele (karşılıklı Kur'an okuma) geleneklerinin evlerde ve camilerde topluca icra edilmesi, insanlar arasındaki kaynaşmayı sağlar. Oruç; ortak değerlerin aktarılmasına, kimlik bilincinin oluşmasına ve aidiyet duygusunun güçlenmesine önemli katkılar sunar. Bir eğitim ayı olarak Ramazan; ebeveynlerin çocuklarına temel değerleri aktarması ve onları geleceğe hazırlaması noktasında eşsiz bir fırsat sunmaktadır.

Diğer Müslüman ülkelerde olduğu gibi, özellikle ülkemizde de Ramazan ayının en belirgin yönü, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ruhunu zirveye taşımasıdır. Günümüzde kapitalist sistemin zengin ile fakir arasında oluşturduğu uçurum, ne yazık ki onarılamaz boyutlara ulaşmıştır. İşte Ramazan; hali vakti yerinde olan kimselerin zekât, fitre, sadaka, ramazan kolileri ve iftar sofraları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine el uzatmasını sağlayarak kardeşlik bilincini diri tutar. Bu yardımlaşma iklimi, bir yandan zenginin paylaşma erdemini yaşamasını sağlarken, diğer yandan yoksulun varlıklı kesime karşı olası bir hasmane/düşmanca tavır geliştirmesinin önüne geçer. Bu durum, toplumdaki gelir dengesizliğinin oluşturduğu manevi tahribatı azaltır ve ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesine katkı sağlar. Ayrıca akrabaların ve komşuların iftar sofralarında birbirini ağırlaması, farklı sosyo-ekonomik sınıflardan insanların aynı gönül sofrasında buluşmasına vesile olur.

Hızla değişen ve kutuplaşan dünyamızda, bu mübarek ayın toplumun farklı kesimlerini bir araya getirmesi, ortak değerler etrafında kenetlemesi ve toplumsal barış ile kardeşliği güçlendirmesi açısından büyük bir anlam taşır. Ayrıca, yardımlaşma ve dayanışmanın artması bakımından da Ramazan, önemli bir vesile olmaktadır. Onun getirdiği birlik ve beraberlik ruhunu hayatımıza yansıtmak, daha yaşanabilir bir dünya inşa etmek için elzemdir. Ramazan madde içinde boğulmuş topluma bir nefestir. Gündelik yaşamına sorulan bir sorudur, Nereye?
 

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL

Yorumlar1

  • Emrullah 38 dakika önce Şikayet Et
    Vehbi hocama teşekkür ederim Allah razı olsun
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat