Birinci Körfez Savaşı’nda Irak Kürtlerini gaza getirenler bu kez İran Kürtlerini gazlıyor
- GİRİŞ02.03.2026 09:18
- GÜNCELLEME02.03.2026 09:19
İran’ın Kürtlerini, 1991’deki Birinci Körfez Savaşı’nda Irak Kürtlerini kandırdıkları gibi kandırmak mı istiyorlar?
Bu da nereden çıktı demeyin az biraz sabredin.
***
Amerika ile İsrail el ele verip İran’a çullandı. Cumartesi sabah başlayan saldırı, hala devam ediyor. İran’sa bölgede yapayalnızlığı tercih ettiğini teyid eder gibi, Amerika’nın İslam ülkelerindeki üslerini vuruyor. İsrail şehirlerineyse daha düşük yoğunluklu füze saldırısında bulunuyor.
***
Umman Dışişleri Bakanı cumartesi günü yaptığı ilk açıklamada, “Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum” dedi. Çünkü, bugün Cenevre’de taraflar yine bir araya geleceklerdi. Ne için, İran’ın nükleer kapasitesini, füze stoklarını konuşmak için!
***
Amerika ve İsrail, bütün dünyanın gözü önünde İran lideri Hamaney’i ve şürekasını öldürdü. Okul vurdu, hastane vurdu. Askeri tesisleri, hava savunma sistemlerini yok etti. Amerika’dan kalkan B-2 ağır bombardıman uçaklarıyla yeraltı tesisleri vuruldu.
***
İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Irak (Erbil), Umman olmak üzere neredeyse körfezde vurmadığı ülke kalmadı. Amerikan üslerini vuruyoruz dediler ama birçok sivil alan da vuruldu.
35 YIL ÖNCE IRAK’TA, BUGÜN İRAN’DA AYNI TEZGAH
Savaş böyle bir süre devam edecek, öyle görünüyor.
Size Amerika ve İsrail’in 35 yıl önce Irak’ta uyguladığı taktiği bugün İran’da uyguladığına dair bir tespit yapmak istiyorum.
1991 yılında Birinci Körfez Savaşı’nda Amerika müttefikleriyle birlikte önce Bağdat’ı ağır bir bombardımana tuttu. Sonra Basra’dan yola çıkan Amerikan birlikleri Bağdat kapısına dayandı ve durdu.
Birden kuzeydeki Kürtlere Talabani ve Barzani güçlerine, “Saddam’ın bi sıkımlık canı kaldı. Gelin ve onu devirin” çağrısı yaptı.
Saddam’ın devrilmek üzere olduğunu düşünen Kürt gruplar büyük bir hevesle Bağdat’a yöneldi.
Saddam’ın askerleri önlerine kattıkları Kürt gruplarını Türkiye sınırına kadar kovaladı. 500 bin sivil Türkiye’ye sığındı. Canını zor kurtardı. Saddam büyük katliamlar yaptı. Bağdat’ta bir on yıl daha iktidarda kaldı.
Amerika, 36 Paralel’in kuzeyini uçuşa yasak bölge ilan etti. Irak’ın fiili bölünmesinin adımı attı!
Bunu niye hatırlattığımı elbette söyleyeceğim. Az biraz daha sabredin.
***
Geçtiğimiz hafta Pazar günü İran’ın muhalif Kürtlerinden dikkat çekici bir çıkış geldi.
5 Kürt grubu Tahran rejimine karşı ittifak kurduklarını ilan etti.
(Zamanlama manidar. Amerika ve İsrail’in İran’ı vurmasından tam bir hafta önce dikkat buyurun.)
Kürdistan Yaşam Partisi (PJAK) -ki İran PKK’sı-, İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Emekçiler Topluluğu (KOMALA) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü. (Sazman-ı Sebat)
5 örgütün liderleri yaptığı ortak açıklamada ana hedeflerini, "İran İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi" olarak belirledi.
***
Ve bugün o grupların başındaki bir isim, “Amerika ve İsrail’den emir bekliyoruz, Tahran’a saldırmak için” dedi.
Bu kadar mı satılmış olunur!
***
Soru şu; Birinci Körfez Savaşı’nda Irak’ın Kürtlerini Saddam’ın bir sıkımlık canı kaldı gelin siz devirin diye heveslendirenler… Ve sonrasında binlerce sivilin ölümü pahasına Irak’ın kuzeyinde fiili durum oluşturanlar. Bugün aynı taktiği İran için devreye sokuyor değil mi?
***
Yarın bir gün, İran’ın muhalif Kürt grupları Tahran ile sıcak çatışmaya girdiğinde etnisitelerin bundan nasıl etkileneceğini siz düşünün artık.
AMERİKA, İRAN’DA REJİMİN YENİ ELİTLERİNİ OLUŞTURUYOR OLAMAZ MI?
Buraya kocaman bir köşeli parantez açalım. Amerika, Tahran rejimini devirmek istiyor mu tam emin değilim. İsrail’inse rejimi devirmek için heveskar olduğunu görüyoruz.
Ama rejimi yıkıp, yerine yeni bir şey koymanın zorluğunu hem Irak’ta hem Suriye’de görmüş olana Amerika’nın başka bir hesabı da olabilir. Rejiminin yeni elitlerinin oluşmasını sağlamak ve onlarla bir anlaşma zemini bulmak gibi.
Ali Laricani’nin bir anda fiili liderliğe yükselmesini bu şekilde yorumlamak mümkün.
Parantezi kapattık.
Devam edelim.
İSRAİL, İRAN’DA BİR İÇ SAVAŞ İÇİN MUHALİF KÜRT GRUPLARINA “HADİ” DİYECEK Mİ?
İran’da rejim sendelemeye başladığı anda Kuzey batıdan başlayarak güneye ve oradan Tahran’a yönelecek bir Kürt hareketliliği “İç savaş” demektir ki bu Suriye’de yaşananlardan kat be kat büyük olur.
İsrail bu iç savaşı sonuna kadar ister. İran’ı birkaç parçaya bölmek için her türlü fırsatı değerlendirir.
Böyle bir tabloda Ortadoğu’da en az 20 yıl etkisi sürecek bir kaos yaşanır. En çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelir. Ama, irili ufaklı Körfez’in şeyhlikleri de nasibini alır. Petrol ve doğal gaz arzının düşmesi neticesinde küresel kriz derinleşir.
TÜRKİYE, KENDİ GÜVENLİĞİ İÇİN GEREKTİĞİNE GEREKENİ YAPAR
Bitirelim.
Amerika ve İsrail, İran’da Birinci Körfez Savaşı’nın bir benzerini uyguluyor. Buna İran’ın muhalif Kürt grupları kanarsa, çok büyük bir iç savaş yaşanması muhtemeldir.
Böyle bir durumda Türkiye, kendi güvenliğini öncelemek durumundadır. Önleyici tedbire başvurursa şaşırmamak gerekir.
***
Bırakın İran halkı nasıl bir rejim istiyorsa öyle bir rejimi kendileri tesis etsin. Devlet ayakta kalsın. İç savaş çığırtkanlarının hevesleri kursaklarında kalsın.
İran’ı İran’a rağmen savunmak da yine bize kalsın!
Hasan Öztürk / Haber7
Yorumlar4