Fay Hatlarının Ötesinde Bir Dostluk

  • GİRİŞ06.03.2026 09:18
  • GÜNCELLEME06.03.2026 09:18

Türkiye – Japonya ve “FAY / Kizuna”

İstanbul…

Tarihin en kadim şehirlerinden biri.
Medeniyetlerin kesişim noktası.

Ancak aynı zamanda bilim insanlarının yıllardır dikkat çektiği büyük bir gerçekle de yüz yüze:
Beklenen İstanbul depremi.

Bugün deprem meselesi yalnızca jeolojik bir risk değildir.
Bu mesele; hazırlık, eğitim ve toplumsal bilinç meselesidir.

Depremler bize önemli bir gerçeği hatırlatır:
Doğa karşısında güçlü olan ülkeler değil, hazırlıklı olan toplumlar ayakta kalır.

Bu noktada dünyanın en önemli tecrübelerinden biri hiç şüphesiz Japonya’ya aittir.

Asya kıtasının iki ucunda yer alan Türkiye ve Japonya…
Coğrafi olarak uzak, fakat kader olarak birbirine son derece yakın iki dost ülke.

Bu dostluğun temeli ise yalnızca diplomatik ilişkilerden değil, insani dayanışma tarihinden doğar.

1890 yılında Ertuğrul Fırkateyni faciasında Japon halkının Türk denizcilerine uzattığı yardım eli…

1985 yılında Türk Hava Yolları’nın Japon vatandaşlarını savaş bölgesinden tahliye etmesi…
1999 Marmara Depremi’nde Japon arama kurtarma ekiplerinin Türkiye’ye gelişi…
2023 Kahramanmaraş depremlerinde Japon halkının yeniden Türkiye’nin yanında oluşu…

Tarih bize şunu gösteriyor:
Bu ilişki yalnızca diplomatik değil, insani bir dayanışma hafızasıdır.

Japonların bu bağı anlatan çok özel bir kelimesi vardır:
“Kizuna”
Yani gönül bağı.

Bugün Türkiye, afet yönetimi konusunda yalnızca deneyim yaşayan bir ülke değil; aynı zamanda kurumsal kapasitesini her geçen yıl geliştiren bir ülke konumundadır.

Özellikle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), son yıllarda gerçekleştirdiği arama-kurtarma operasyonları, uluslararası yardım koordinasyonu ve lojistik yönetim kabiliyetiyle dünyanın dikkatle takip ettiği bir modele dönüşmüştür.

Türkiye artık yalnızca afet yaşayan bir ülke değil;
Pakistan’dan Balkanlar’a, Afrika’dan Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada kriz bölgelerine hızla ulaşabilen küresel bir insani yardım gücü hâline gelmiştir.

İşte tam da bu noktada yönetmen Umut Mete Soydan, son derece önemli bir belgesel projeyle karşımıza çıkıyor:


“FAY / Kizuna”

Soydan’ı yakından takip edenler bilir. Daha önce hazırladığı ve dünya genelinde milyonlarca insana ulaşan “Japonya’da Türk İzleri” belgeseliyle iki ülke arasındaki kültürel bağı sinema diliyle anlatmayı başarmış bir yönetmendir.

Yeni projesi ise çok daha hayati bir soruya odaklanıyor:
Depremler karşısında toplumlar nasıl hayatta kalır?

“FAY / Kizuna” yalnızca bir deprem belgeseli olmayacak.
Bu film;

• Japonya’nın afet bilinci ve eğitim modelini
• Türkiye’nin sahadaki müdahale gücünü
• AFAD başta olmak üzere kurumsal afet yönetimi tecrübesini
• iki dost ülkenin birbirinden öğrenebileceği çözümleri

aynı anlatı içinde buluşturmayı hedefliyor.

Japonya’dan alınabilecek teknolojik disiplin kadar, Türkiye’nin kriz anlarında ortaya koyduğu insani refleks, lojistik hız ve toplumsal dayanışma kültürü de dünyaya örnek olacak niteliktedir.

Bugün deprem bilinci yalnızca bilimsel raporlarla değil, sanatın ve sinemanın gücüyle de topluma aktarılmak zorundadır.
Bir belgesel film bazen yüzlerce konferanstan daha etkili olabilir.

Okullarda, üniversitelerde, kamu kurumlarında, yerel yönetimlerde ve uluslararası platformlarda gösterilebilecek böylesi bir yapım; afet farkındalığını artırmada stratejik bir rol üstlenecektir.

Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün böyle bir projeye vereceği destek yalnızca bir sinema eserine değil, toplumsal güvenliğe yapılmış bir katkı anlamı taşıyacaktır.

Çünkü mesele yalnızca bir film üretmek değildir.
Mesele, gelecekte kurtarılabilecek hayatlara katkı sunmaktır.

Sanat bazen estetik üretir.
Bazen hafıza oluşturur.
Ama bazı projeler vardır ki doğrudan hayata dokunur.

“FAY / Kizuna”, işte tam olarak böyle bir çalışma olma potansiyeline sahiptir.

Depremleri durduramayız.
Ama öğrenebilir, hazırlanabilir ve birbirimize tutunabiliriz.
Tıpkı Türkiye ve Japonya’nın yıllardır yaptığı gibi…

Fay hatlarının altında riskler olabilir.
Ama insanlığın üstünde hâlâ güçlü bir bağ var:
Kizuna.

 

Cemil Şahin
Fotoğraf Sanatçısı – Araştırmacı Yazar

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat