Kim haydut devlet? Kim? Kim? Kim?

  • GİRİŞ09.03.2026 08:55
  • GÜNCELLEME09.03.2026 08:55

Ateşin, barutun, ölümün, yıkımın olağanlaştığı günlerden geçiyoruz. Kimi “Üçüncü Dünya Savaşı mı çıktı?” diye soruyor, kimi “Dünya nereye gidiyor?” diyerek endişesini dile getiriyor…

ABD ve İsrail, İran’ı yoğun bir bombardıman altına aldı. Ülkenin bir numarası dini lider Hamaney ve pek çok üst düzey askeri ve sivil yöneticileri bombardımanın ilk anlarında öldürüldü…  

Diğer yandan İran ise dost, düşman dinlemiyor, etrafına saldırıyor, savaşın taraflarını çoğaltmaya çalışıyor. Gerekçesini “ABD üslerini vurmak” olarak açıklıyor ama esas hasımlarının dışında pek çok ülkeyi ateş içinde bırakıyor… Bu durumun da kabullenilir tarafı yok… Türkiye tüm tarafları uyarıyor, bir an önce masaya dönülmesi için… Keza İran’a da savaşı yayma çabasından vaz geçmesi için ikaz da bulunuyor…

Ancak ilk saldırganlığın ABD ve İsrail tarafından İran ile müzakere masasında otururken yapıldığı göz önüne alındığında akla şu soruyu getiriyor: Uluslararası hukuk, kurumlar, kurallar, ahde vefa, devlet vasfı, geleneği, ahlakı, onuru gibi pek çok konu üzerinde hala söylenebilecek söz var mı?

Peki tüm bu kavramların anlam alanları, kapsamları böylesine aşınırken aklımıza gelen kavram “Haydut Devlet” oluyor…

Saldırganlar bu kavramı saldırdıkları devlet için kullanıyorlar… Yüzlerce çocuk derste iken okul bombalayıp çocukları öldürenler, Gazze’de yetmiş bini aşkın sivili katledenler, uluslararası hukuku, kurumları, kuralları ortadan kaldıranlar şimdi de kendileri dışındakileri “haydut devlet” olarak yaftalıyorlar… Yaftaladıkları “sütten çıkmış ak kaşık” olmasa da, yaftacılara bakınca elbette soruluyor: Kim haydut devlet? Kim? Kim? Kim?
Uluslararası ilişkiler disiplininde bazı kavramlar, hukuki olmaktan ziyade siyasal yoğunluk taşır. “Haydut devlet” bunlardan biridir. Bu ifade, teknik bir kategori gibi görünse de aslında uluslararası düzenin sınırlarını, güç dağılımını ve meşruiyet üretim mekanizmalarını tartışmaya açan bir çerçevedir. Bir devleti “haydut” olarak nitelemek için belirli eylemlerini değil, o devletin uluslararası normlarla kurduğu ilişkinin bütününü sorgulamak gerekir.

Uluslararası hukuk bakımından bakıldığında, devletlerin egemen eşitliği ilkesi temel kuraldır. Birleşmiş Milletler Şartı, kuvvet kullanma yasağını açık biçimde düzenler; buna meşru müdafaa veya Güvenlik Konseyi yetkilendirmesi istisna teşkil eder. Bunun dışındaki askeri müdahaleler, rejim değiştirme girişimleri, hedefli suikastlar ya da devlet liderlerine yönelik zorlayıcı operasyonlar hukuken kabul edilemezdir. Ne var ki “haydut devlet” kavramı hukuki değil, siyasi bir etiket olduğu için, çoğu zaman bu norm ihlallerinin değerlendirilmesinde seçici biçimde kullanılmaktadır...

Soğuk Savaş sonrasında bu kavram özellikle Amerika Birleşik Devletleri dış politika söyleminde belirli ülkeler için devreye sokulmuştu. Uluslararası güvenliğe tehdit oluşturduğu iddia edilen rejimler bu kategoriye yerleştirilmiş; yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve kimi zaman askeri müdahaleler bu söylem üzerinden meşrulaştırılmıştı. Ancak teorik tutarlılık açısından asıl kritik soru şudur: Eğer “haydutluk”, uluslararası normların sistematik ihlali ise, bu kategori büyük güçler ve onların arkasında durdukları için de geçerli midir; kimler için geçerli olmaktadır?

Son dönemde Donald Trump yönetiminin izlediği dış politika pratikleri bu soruyu yeniden gündeme taşımıştır. Egemen bir devletin liderine yönelik sınır ötesi operasyon düzenlenmesi, bu liderin zorla ülke dışına çıkarılması ve başka bir ülkede yargılanmasının planlanması; uluslararası hukuk bakımından devlet egemenliğine doğrudan müdahaledir. Böyle bir eylem, diplomatik ve hukuki teamüllerle bağdaşmadığı gibi, kuvvet kullanma yasağı ve iç işlerine karışmama ilkesini de ihlal etmektedir. Burada büyük gücün “hukuk dışı fakat fiilî” kapasite kullanımı söz konusudur…

Benzer şekilde, başka bir egemen devlete yönelik doğrudan askeri saldırı ve o devletin üst düzey dini ve siyasi liderlerinin hedef alınması, uluslararası hukukta son derece ağır sonuçlar doğuran fiillerdir. Eğer ortada açık ve derhal gerçekleşen bir silahlı saldırı yoksa, “önleyici” ya da “cezalandırıcı” nitelikteki müdahaleler meşru müdafaa kapsamına girmez. 

Devlet yöneticilerinin ve özellikle dini liderlerin hedef alınarak öldürülmesi, hem jus ad bellum (savaşa başvurma hukuku) hem de jus in bello (silahlı çatışma hukuku) açısından ciddi tartışmalar yaratır. Bu tür eylemler, uluslararası toplumda “güç siyaseti”nin hukukun önüne geçtiği algısını güçlendirir.

Burada kritik nokta, norm ihlalinin kendisinden ziyade, normun kimler için bağlayıcı olduğudur. Eğer uluslararası sistem, zayıf aktörlerin ihlallerini “haydutluk” olarak damgalarken güçlü aktörlerin benzer eylemlerini “güvenlik politikası” olarak adlandırıyorsa, kavram analitik tutarlılığını yitirir. Bu durumda “haydut devlet” söylemi, hukuki bir tespitten çok, hegemonik bir söylem pratiği hâline gelir.

Uluslararası ilişkiler kuramı bu noktada bize iki önemli perspektif sunar. Realist yaklaşım, büyük güçlerin uluslararası hukuku kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda esnetebileceğini, sistemin anarşik doğasında bunun kaçınılmaz olduğunu savunur. Buna göre normlar, güç dağılımının izin verdiği ölçüde işlerlik kazanır. Liberal ve kurumsalcı yaklaşımlar ise norm ihlallerinin uzun vadede sistemin meşruiyetini aşındıracağını, uluslararası kurumlara olan güveni zayıflatacağını ve karşılıklı güvensizlik sarmalını derinleştireceğini ileri sürer. Eleştirel teoriler ise meseleyi daha da ileri götürerek, “haydut” etiketinin bizzat bir iktidar üretim mekanizması olduğunu, kimin “normal”, kimin “sapma” olarak tanımlandığını belirleyen söylemsel bir araç işlevi gördüğünü vurgular.

Eğer bir devlet, başka devletlerin liderlerini zorla kaçırıyor; askeri saldırılarla rejimlerin en üst düzey yöneticilerini hedef alıyor; uluslararası hukuk mekanizmalarını devre dışı bırakarak tek taraflı güç kullanımını sistematik hâle getiriyorsa, bu davranış örüntüsü klasik literatürde “revizyonist” ya da “norm aşındırıcı” olarak tanımlanır. Bu eylemler, uluslararası hukukun temel ilkeleri olan egemenlik, kuvvet kullanma yasağı ve müdahale etmeme prensipleriyle çelişiyorsa, “haydut devlet” kategorisinin ölçütleri içindedir. Dolayısıyla mesele, belirli bir devlete yöneltilen siyasal bir suçlama değil; kavramın kendi iç tutarlılığıdır. Eğer ölçüt norm ihlalinin sistematikliği ise, bu ölçüt evrensel uygulanmalıdır. Aksi hâlde kavram, analitik değerini yitirir ve yalnızca güç merkezlerinin retorik aracına dönüşür.

Bugün uluslararası sistem, norm ile güç arasındaki gerilimin yeniden sertleştiği bir dönemden geçiyor. Büyük güçlerin tek taraflı askeri hamleleri ve sınır ötesi zorlayıcı operasyonları arttıkça, “haydut devlet” kavramı da yön değiştirme potansiyeli taşıyor. Belki de ilk kez, bu kavramın tarihsel olarak üretildiği merkezlere doğru geri dönmesi gerektiği tartışılıyor.

Uluslararası düzenin sürdürülebilirliği açısından asıl mesele şudur: Hukuk gerçekten evrensel midir, yoksa güç dengelerinin izin verdiği ölçüde mi işler? Eğer normlar güçlü aktörler için esnek, zayıf aktörler için katıysa; o zaman “haydutluk” bir davranış kategorisi değil, bir güç konumunun adı hâline gelir. Ve bu noktada sorun, tek tek devletlerin eylemlerinden daha derindir: Uluslararası sistemin meşruiyet mimarisi aşınmaktadır.
Son söz, elinde yetmiş bini aşkın sivilin, masumum kanı olan, soykırımcı katiller hele bu kavramı hiç ağzına almasın…

Prof. Dr. Zakir AVŞAR / Haber7

Yorumlar4

  • MERT 1 saat önce Şikayet Et
    KIRK HARAMILER'e (ABD, İSRAİL, ve AB ülkenin) bir Alibaba gerekli.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Yıldırım 1 saat önce Şikayet Et
    DEVLETİMİZE ÇAĞRI Olanları görüp Türkiye nin dört bir tarafına Ege, Akdeniz, İçanadolu, Marmara, Karadeniz, doğu Anadolu dağların altına mühimmat depoları, füze rampaları, hava savunmalar, komuta merkezleri, sığınaklar vb. acil yapılmalıdır.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • misafir 1 saat önce Şikayet Et
    ikisi de biri soğan biri sarımsak
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Vatandaş 2 saat önce Şikayet Et
    Haydut devlet ABD ve terörist devlet İsrail
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat