Mahkeme salonunda İmamoğlu mitingi!

  • GİRİŞ10.03.2026 08:56
  • GÜNCELLEME10.03.2026 09:33

Ekrem İmamoğlu davalarının dünkü aşamasında yaşananları izlediniz…

Kaos, gerilim, tiyatro, miting!

İmamoğlu ekibi yine ses getirdi.

Maksat ses getirmek mi, yoksa savunmayı en sağlıklı ortamda yapmak mı? 

Maksat savunma yapmak mı, yoksa show yapmak mı?

*

Kadim okuyucularım bilir, kimseyi peşinen suçlu ya da suçsuz ilan etmem.

Ne savcıyım ne de hâkim.

Mesleğimin sınırlarını aşmamaya özen gösteririm.

Kendimi mahkeme yerine koymam, hüküm vermem.

Yargılamanın dış etkilerden uzak kalması için elimden geleni yaparım.

Bu yazıyı da o hassasiyetle kaleme aldım.

Silivri’de “suç örgütü” davası başladı.

Nice sanık.

Tutuklu İmamoğlu ve birçokları cezaevinde.

İddianame ağır:

161 milyar TL kamu zararı.

Rüşvet.

İhaleye fesat.

Suç örgütü.

FETÖvari yapı.

MASAK raporları, banka kayıtları, ses kayıtları, etkin pişmanlar…

İmamoğlu için 2 bin 400 yıla yakın hapis isteniyor…

Bunların hepsi iddia, Yargı’dan nihai karar çıkana kadar.

Salonda neler oldu?

İmamoğlu sanık sandalyesinden kalktı.

Kürsüye yürüdü.

Heyete itirazlarını bağırarak söyledi.

“Kaçarak çıkamazsın!” dedi.

Salondan “Ekrem Başkan” sloganları, alkışlar yükseldi.

Heyet Başkanı uyardı:

“Böyle devam ederseniz yargılamaya başlayamayız!”

O anda alkışlar koptu.

İşler karıştı.

Heyet salonu terk etti.

Duruşma kesildi.

Ben nice dava gördüm.

Cumhuriyet tarihinin en büyük davalarında salonlar sakin olurdu.

Sadece iddianame ve savunma konuşurdu.

Sanıklar ve avukatları, haksızlığa uğradıklarını öne sürer, delilleri çürütmeye çalışırlardı.

Mahkeme salonları miting alanlarına dönüştürülmezdi.

Salonlara sloganlar, alkışlar, kaka-foni havası hâkim olmazdı.

Savunma hakkı sonuna kadar kullanılmalıdır.

Gürültülü ortamlarda savunma hakkı nasıl kullanılır?

Avukatlar titiz insanlardır.

Karışık ortamda dikkatleri dağılır.

Müvekkillerine  “Sakin olun, savunmaya odaklanın!” tavsiyesinde bulunsalar iyi olur.

Zira, savunma ancak böyle ortamlarda yapılabilir!

İlk celsede delil değil, usul tartışıldı.

Söz hakkı, salon düzeni, izleyici sayısı.

Ben özellikle bundan sonra olması gerekene işaret ediyorum.

Bazı medya mensupları sanıkları peşinen suçlu ilân ediyor, bazıları ise suçsuz.

Her iki tarafa da kendilerini savcı yerine, hâkim yerine koymamalarını tavsiye ediyorum.
Hâkim “Yargılama başlayamaz!” diyor.

Salon alkışlıyor.

Ne kutlanıyor, yargılamanın başlayamaması mı?

Bu hava devam ederse dava çok uzar.

Adalet iyice gecikir.

Unutmadan;

Birileri de diyor ki…

“Efendim, sadece muhalefet mensuplarında mı var sıkıntı? Hep onların üzerine gidiliyor ama!”

İktidara yakın olanlar, bunun böyle olmadığını, kendi taraflarında olanların da yargılandıklarını hatta hüküm giydiklerini söyleyerek karşı çıkıyorlar bu iddiaya.

Muhalefet, çifte standartlar olduğunu, ayrımcılık yapıldığını iddia edebilir ama bu iddia savunmanın dayanak noktası olamaz.

Savunmanın dayanak noktası iddiaları çürütmek olabilir ancak…

Ortamı gererseniz, savunmanızı yapamazsınız!

Hâkim tarafı ise tahriklere kapılmamaya biraz daha fazla dikkat etse iyi olur.

Ben sakin duruşmaları izlemek istiyorum.

Söz gürültünün değil efendim…

Söz savunmanın! 

Serdar Arseven / Haber7

 

Yorumlar4

  • Bülent K. 13 dakika önce Şikayet Et
    Haydutlukla bu işten belki yırtarız diye düşünüyorlar,suçsuzsan kendini savun öyle değil böyle de işte belgesi de kardeşim.Savunulacak birşeyleri yok kendileri de biliyorlar.Aslında böylelerine ağırlaştırılmış müebbet bile çooook az.
    Cevapla
  • Ülkeci 56 dakika önce Şikayet Et
    Bu zevat davanın bitmesini istemiyorki. Uzadıkça Sözde Ekrem başkanları içeride kalacak. Amaç bu.
    Cevapla
  • Nihat Gün 1 saat önce Şikayet Et
    İmamoğlu Show!
    Cevapla
  • Fetöcü ajan 1 saat önce Şikayet Et
    Admlık hizmet iş namına birley yok hırsızlık casusluk yolsuzluk rüşvet adına ne ararsan var bir tana dürüs işi olmazmı bir admın
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat