Çıngıraklı kadı ve Özel’in gizli taşınmazı!
- GİRİŞ20.03.2026 09:07
- GÜNCELLEME20.03.2026 09:23
“Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem azabından kurtuluş olan” bir mübarek Ramazan ayını daha geride bıraktık ve bayrama kavuştuk.
Öncelikle herkesin bayramını tebrik ediyor, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum!
CHP’lilerin yetiştiği “ideolojik üs” olan Atatürkçü Düşünce Derneği, Laiklik Meclisi, SOL Parti ve Türkiye Komünist Hareketi’nin “suç duyurusu” üzerine harekete geçen Danıştay’ın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesi yüzünden MEB'den “savunma” talep etmesiyle moralimiz bozulmuş olsa da…
Bu sene ülkemizde, özellikle ilk okullarımızdan başlayan, evlerin ve caddelerin süslenmesiyle ayrı bir anlam kazanan, Celal Karatüre’nin okuduğu “Kabe'de Hacılar” ilahisiyle de doruğa ulaşan çok farklı bir Ramazan coşkusu yaşadık.
Tabii “şeytanların bile zincire vurulduğu” bu kutlu ayda, rahat durmayan bazı isimler de oldu.
“Delege pazarlıkları” ve “pavyon köşelerinde dağıtıldığı öne sürülen rüşvet paralarıyla” CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturan Özgür Özel, mübarek Ramazan ayına aldırmadan sürekli toplumu germeye çalıştı.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda düzenlediği Ramazan etkinliklerini sert şekilde eleştiren ve İslam’ın özünün minik yavrularımıza anlatılmasını;
"Çocukları çeteye dönüştürme", "sınıfta ayrılık çıkarma", "kutuplaşma yaratma" girişimi olarak tanımlayan Özgür Özel, diğer yandan ise ele geçirdikleri belediyeleri talan eden CHP’li belediye başkanlarını aklamaya çalıştı.
Bu yüzden, insanların teravih namazı kıldığı saatlerde, “yolsuzlukları aklama mitingleri” düzenleyerek, arkadaşlarını “sütten çıkmış ak kaşık” ilan etti.
Yetmedi…
Eline tutuşturulan bazı düzmece belgelerle, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik iftira kampanyası düzenledi.
Boğaz’da milyarlık villalara çöken Ekrem İmamoğlu’na, adeta “emirlik” kuracak kadar çok taşınmazı olduğu belirtilen Genel Başkan Yardımcısı Murat Emir’e, İzmir’de dar gelirliler için inşa edilen onlarca kooperatif hissesini üçüncü kişilere devrettiği öne sürülen CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’a yönelik “gayrimenkul” iddiaları oracıkta dururken…
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e, “toplam değeri 452 milyon lirayı bulan taşınmazı” olduğu iftirasını attı.
Derken…
Kendince “düzgün lider” profili çizen ve muhaliflerini akçeli işlerle itham eden Özel’in de kısa sürede maskesi düştü.
Önce…
CHP’nin yolsuzluktan tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile 15 Ocak 2024 tarihinde Manisa’daki bir benzinlikte gerçekleştirdiği ve “20 milyon dolar adaylık rüşveti aldığı” öne sürülen o gizemli buluşmanın “trafik” detayları ortaya çıktı.
Ardından…
Gürlek’in “tapularını” diline dolayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, İstanbul Beşiktaş ilçesinde “yıkım” kararı verilen bir evi “mağdur” sahibinden 800 bin TL’ye satın aldığı…
22 Eylül 2021’de gerçekleşen “tapu devrinin” ardından yıkım kararının sessiz sedasız kaldırılarak, evin değerinin bir anda 600 bin dolara yükseldiği ve CHP lideri Özel’in bu ballı vurgunu herkesten gizlediği ifşa oldu…
Tabii!..
Sürekli başkalarını itham eden ve kendisini haksızlıklara karşı “titiz” bir lider olarak lanse eden Özel’in arka planda böyle “rantsal” işlere bulaştığını görünce, aklıma yıllar evvel rahmetli Hasan Karakaya’nın aktardığı “Çıngıraklı Kadı”nın hikâyesi geldi…
Dilerseniz bayram günü hem fazla yorulmamak hem de Özgür Özel gibilerini daha iyi tanımak için yazıyı bu ibretlik hikâye ile hitama erdirelim:
“Vakt-i zamanında; adamın biri, kendisine tavsiye edilen bir “kadın”la hayatını birleştirmiş... Olacak bu ya, kadın “huysuz” çıkmış...
Boşanmışlar...
Yeniden evlenmiş...
Adamın kısmetine bakın ki, o da “ahlâksız” çıkmış.
Onu da boşamış.
Karar vermiş: “Bundan sonra evlenmeyeceğim!”
Ne var ki; eş-dost “Olmaz” demiş;
“Ömür boyu böyle kalamazsın!”
Uzatmayalım; ikna etmişler adamcağızı... Tavsiye üzerine evlendiği bu hanım da, “hassas” mı hassasmış!..
Hem de, “anormal” derecede!..
Öyle ki;
Evin önündeki ağaca bir “kuş” konsa, “Belki erkek kuştur, beni görmesin!” deyip, hemen örtünür, yüzünü çevirirmiş ağaçtan!
Anormal de olsa, adamcağız memnunmuş hayatından!..
Öyle ya;
Birincisi ve ikincisinden ağzı yanmış... Üçüncüsü; “aşırı” da olsa, hiç olmazsa “hassasiyet” gösteriyor “namus”una!..
Uzun süre böyle devam etmiş...
Amma!...
Bir gün; hem de yakın dostlarından biriyle “aldatıldığını” görünce, bütün hayalleri alt üst olmuş, dünyası kararmış adamcağızın...
“Ben artık buralarda kalamam, insanların yüzüne bakamam!” deyip, düşmüş yollara.
Gide gide, Bağdat’a varmış yolu...
Orası senin, burası benim diye sokak sokak dolaşırken, “ayağında çıngırak” olan bir adam görmüş.
Merak edip sormuş birine...
Demişler ki;
“Bu zâta Çıngıraklı Kadı derler... Anormal derecede hassas biridir... Ayağında çıngırakla dolaşıyor ki, yolu üzerindeki böcekler ve karıncalar kaçışsın ve ezmesin onları!”
Bunu duyunca, adamcağızın içine bir kurt düşmüş ama yine de sesini çıkarmamış.
Epey zaman geçmiş aradan...
Bir gün, “tellâl”lar bağırmaya başlamış meydanlarda:
“Ey ahali, duyduk-duymadık demeyin!.. Saraya dadanan bir hırsız var... Sarayı yağmalayan bu hırsızı bulana mükâfat verilecektir!”
Hikâyemizin kahramanı adam da, müracaat etmiş ilgililere... “Ben bulurum o hırsızı!” demiş...
Götürmüşler saraya...
İki-üç gün sonra, açıklamış hırsızın kimliğini:
“Hazineyi soyan adam, Çıngıraklı Kadı’dır!”
“Nereden çıkardın” demişler;
“Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?.. Senin ‘Hırsız’ dediğin zat, mübarek bir zâttır!.. O zat ki; karıncaları ve böcekleri ezmemek için ayağında çıngırakla dolaşır!..
Böyle mübarek bir zâta, hiç iftira atılır mı?.. Eğer ispat edemezsen, şuracıkta uçururuz kelleni!”
Adamcağız, “Tamam” demiş;
“Ama siz de Çıngıraklı Kadı’yı sıkı takip edin!.. Saraya girdiğinde nereye gittiğini ve orada ne yaptığını gizlice takip edin!.. Kendisine kapıları hangi adamlar açıyor, ona kimler yardım ve yataklık ediyor, adım adım izleyin!”
Saray görevlileri, adamın dediğini yapmışlar ve birkaç gün içinde; hem Çıngıraklı Kadı’yı, hem de “yardım ve yatakçıları”nı “hazine dairesi”nde “suçüstü” yakalamışlar!..
Gerçekten de; “sarayın hazinesi”ni soyan Çıngıraklı Kadı’ymış!..
Görevliler merak edip, sormuş;
“Biz aylardır arayıp da bulamazken, sen, iki-üç günde nasıl buldun hırsızı?”
Adamcağız, başlamış anlatmaya:
“Hiç sormayın!.. Benim bir karım vardı... O kadar hassastı ki, erkek kuş konmuş olabilir diye, ağaçlardan bile sakınırdı kendini... Sonra, birisiyle yakaladım onu!..
Çıngıraklı Kadı’yı görünce de, bu anormal hassasiyetin altında bir ahlâksızlık olduğunu düşündüm!
Sonuç, malûm!”
Zekeriya Say / Haber7
Yorumlar11
-
Ali candan
9 dakika önce
Şikayet Et
Abi bir tespit ancak bukadar güzel anlatılır çok tşk devamını bekliyoruz inşallah
Beğen
Cevapla
-
Beşir Ersoy
50 dakika önce
Şikayet Et
Mükemmel bir tespit ağzına sağlık abi
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Aydın2
53 dakika önce
Şikayet Et
Bayramınız Mübarek Olsun
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
-
Mustafa
55 dakika önce
Şikayet Et
Helal olsun kalemine sağlık
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
-
Arda
57 dakika önce
Şikayet Et
Kardeşim suçum yoksa takır takır cevap veririm ikide bşr çıkıp siyasetin arkasına sığınmam doğru birdir. Hesap günü gelince yalanın kıvırmanın bile hesabı verilecek bizi aktarmışsınız önemli deil hesap günün sahibi var ordaki hesap Çetin siz ona bakın hadi eyvallah
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle