Çarpık ilişkiler ve aldatmanın kıskacındaki aileler: Diziler II

  • GİRİŞ04.04.2026 08:58
  • GÜNCELLEME04.04.2026 08:59

Bir önceki yazımızda özetle şunlardan bahsetmiştik: Televizyon, günlük 6 saat 8 dakikalık izleme süresiyle toplumsal değerleri şekillendiren birincil bir araç olarak öne çıkmaktadır. Türk dizileri ise bu sürenin büyük bölümünü kapsayarak aldatma, ihanet ve çarpık ilişkileri sürekli yeniden üreten bir içerik sarmalına girmiş; bu durum özellikle genç nesillerin aile kurumuna bakışını derinden zedelemektedir. Ekranlara yansıyan bu olumsuz içerikler, yıllar içinde evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve aile içi güvensizliğin derinleşmesi gibi somut toplumsal sonuçlar doğurmuştur. Kısaca "ekranına sahip olamayan, ailesine de sahip olamaz" demiştik. Bu çerçevede son yıllarda yayımlanan dizilerde ailenin nasıl tahrip edildiğini somut örneklerle görmek mümkündür. Bunlardan yalnızca bir kısmına yer vereceğiz.

Sadakatsiz: Sadakatsiz, çekirdek bir ailenin beklenmedik bir ihanetle sarsılmasını konu alır. Başlangıçta sağlam bir aile: Asya, başarılı bir doktordur; eşi Volkan ve oğulları Ali ile üç kişilik mutlu bir çekirdek aileyi temsil eder. Volkan'ın iki yıldır Derin adlı genç bir kadınla gizli ilişki yaşadığını öğrenmesiyle bozulur. Bu, Asya'nın eşiyle kurduğu güven ve bağlılık temelli ilişkiyi bozar. Daha sonra Asya intikam için Volkan'ın arkadaşı ile birlikte olur ve dizi boyu aldatmalar ihanetler devam eder.

Kızılcık Şerbeti, Fatih'in evliliği sürerken başka bir kadınla duygusal ve fiziksel yakınlık kurması, dizinin en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Bu olay yalnızca bir "yasak ilişki” değil; aynı zamanda erkeğe tanınan ayrıcalık algısının ve çifte standardın sorgulanmasına yol açtı. Doğa için bu ihanet, sadece eşine değil; evliliğe ve kurduğu yeni hayata yapılmış bir darbe anlamına geldi. Alev ve Abdullah yakınlaşması ise; Ünal ailesinin otoriter figürü Abdullah ile Doğa'nın teyzesi Alev arasında gelişen yasak ilişki de büyük tartışma yarattı.

Yalı Çapkını: Hikâye, İstanbul Boğazı'nda gösterişli bir yalıda yaşayan Korhan ailesi ile daha mütevazı bir yaşam süren Şanlı ailesi arasındaki aşk ve güç çatışmaları ve ailede yaşanan ihaneti merkeze alıyor. Ferit'in Sadakatsizliği; Ferit, evlilik sürecinde başka kadınlarla duygusal ve bazen fiziksel yakınlık kurar. Bu ihanet, yalnızca Seyran'ın güvenini sarsmakla kalmaz, aynı zamanda aile düzenini de tehdit eder.

Aldatmak: Güzide Yenersoy, yıllardır adaletin ve ailenin sembolü olarak yaşadı. Ancak kendi evinde öğrendiği sır, bütün hayatını sarsıyor: kocasının yıllardır gizli bir ilişkisi var ve bu ilişkiden bir çocuğu dünyaya gelmiş. Bu, Güzide için sadece kişisel bir ihanet değil; yıllardır savunduğu değerlerin yerle bir oluşudur. Bir aile mahkemesi hâkimi, başkalarının evliliklerini düzeltirken kendi evliliğinin içindeki yıkımı nasıl açıklayacaktır? Güzide'nin bu gerçekle yüzleşmesi, sadakatin ne anlama geldiğini yeniden sorgulatır.

Sandık Kokusu: Karsu, yıllardır yanında olan en yakın arkadaşı Hande ile beklenmedik bir ihanete uğruyor. Eşinin sadakatsizliği bir yana, dostunun da bu ihanete ortak olması aile bağlarını ve güveni yerle bir ediyor

Bahar: Başrol Bahar, eşi Timur ile mutlu bir hayat sürerken, Timur'un meslektaşı Rengin ile yakınlaşmasının gölgesi ilişkilerinin üzerine düşer; Bahar, Timur ile Rengin arasındaki bağın ipuçlarını fark edip ihanete uğradığını öğrendiği anlarla sarsılır. Ve Timur'un Rengin'den bir kızı olduğunu öğrenir. Bu dramatik aldatma zinciri bununla sınırlı kalmaz: Bahar'ın oğlu Aziz Uras da eşi Seren'i aldattır ve evliliğinde beklenmedik duygusal çıkmazlarla yüzleşir.

Leyla: Hayat... Aşk... Adalet...: Dizi, çocukluğunda üvey annesi Nur yüzünden hayatı paramparça olan Leyla'nın, yıllar sonra yeniden karşısına çıkan bu kadına adalet arama mücadelesini anlatır. Leyla, Nur'un kuzeni diye tanıttığı Mali’yi uzun süre evde tuttuğunu öğrendiğinde, bu ilişkinin Nur'un kirli planlarının bir parçası olduğunu görür; çünkü Mali, Nur'un sevgilisi ve entrikaların azılı ortağıdır - Mali ile gizli ilişki yaşar ve kocası ile Mali'nin karısıyla aynı evdeyken ilişkilerini yıllarca sürdürürler.

Güller ve Günahlar: Başarılı iş insanı Serhat Tecer, eşi Berrak ve ailesinin huzurunu beklerken şok bir gerçekle sarsılır: Berrak, Serhat’tan olmayan bir çocuk dünyaya getirmiştir. Bu ihaneti öğrenen Serhat’ın dünyası başına yıkılır, güveni ve aşkı büyük bir sınavdan geçer.

İnci Taneleri: Başrol Azem Yücedağ, yıllar sonra hapisten çıktığında, geride bıraktığı ailesinin güveninin sarsıldığını ve karısı Piraye'nin ihanetini öğrenir: Piraye, başka bir adamla ilişkisi sonucu ailesine ihanet etmiştir. Bu şok, Azem'in hem kalbini hem de hayatını derinden sarsarken, dizide ihanet, kayıp ve yeniden inşa temaları ön plana çıkar.

Şakir Paşa ve Ailesi: Başta sıradan bir aile dizisi gibi görünse de izleyiciyi sarsan bir olay yaşanır: Geline, yani damadının eşine, kayın babası Şakir Paşa'nın yaklaşması ve uygunsuz sahnesi ortaya çıkar. Daha sonra RTÜK kararı ile dizi kaldırılır.

Kral Kaybederse: Dizide dışarıdan kusursuz görünen Kenan Baran'ın evliliği, eşi Handan'ı defalarca aldatmasıyla merkezde yer alır; Kenan'ın gizli ilişkileri, özellikle Handan'ın güveninin sarsılması ve çift arasındaki güven krizinin derinleşmesi, aile ve toplum değerleri açısından büyük bir çatlak yaratır.

Rüya Gibi: Dizide başrol Aydan, yıllarca kocası Tarık'ın gölgesinde bıraktığı hayatını yeniden kurmaya çalışırken büyük bir ihanetle yüzleşir: Tarık'ın gayrimeşru bir kızı - Çido - olduğu ortaya çıkar ve bu sır sadece Aydan'ın kalbini kırmakla kalmayıp, ailesinin ve değerlerinin temelini yerle bir eder.

Veliaht: Dizide en çarpıcı ihanet, zengin Karslı ailesinin yokluğunda gerçek varis Zafer'in yerine konulan "sahte veliaht" Timur'un, Zafer'in eşi Reyhan ile iki aile arasında oyuncak gibi başlayan ilişkisinin yavaş yavaş gerçek bir aşka dönüşmesidir. Bu beklenmedik yakınlaşma sadece evlilik bağlarını değil, aile güvenini ve toplumun aile değerlerini ciddi şekilde sarsar.

Uzak şehir töre konusu ile gündeme gelen bir dizi, Alya ile Boranın evliliğinde Bora hayatını kaybeder ve Alya Boranın kardeşi Cihan ile zorunlu evlilik yapar tam bu sırada Boranın ölmediğini hayatta olduğunu öğrenirler ve çarpık bir ilişki gündeme gelir.

Yeraltı: Dizide başkarakter Haydar Ali, geçmişte birlikte olduğu Ceylan'ı hala unutamamışken özgürlüğüne kavuşur; fakat yıllar sonra Ceylan'ın artık en yakınındaki adamın (Bozo'nun) karısı olduğunu öğrenmesi, aşkın sadakat ve ihanetle sınandığı çarpıcı bir ihanet açmazını ortaya koyar.

Israrla bu kadar dizinin aynı tema üzerinde yoğunlaşması (aldatma, ihanet, sadakatsizlik ve namussuzluk) tesadüf olmaması gerekir. Olsa olsa toplumun içten içe çökertilmesi ahlakın yozlaşması, gençlerin aile kurmaktan kaçınmalarını beraberinde getirmektedir.

Önce normal bir sahne, ardından biraz abartılı ama olabilir, daha sonra dizi bu gerçek değil, son aşama izleyici artık şok olmaz alışmıştır. Şuuraltına bunlar işlenmiştir, çevrede benzer şeyler duyulunca artık sıradanlaşır. İleri aşamada kendisi de benzer durum yaşarsa şaşırmamak gerekir. Bu da psikolojik hazırlanması ve sıralanmasıdır.

Dizilerin neredeyse tamamı, aldatma ve ihaneti ana dramatik eksen olarak kullanmakta; bu durum söz konusu davranışları olağanlaştırarak izleyicinin zihninde evliliği “kaçınılmaz bir hayal kırıklığı” olarak kodlamasına zemin hazırlamaktadır. Sürekli tekrarlanan ihanet senaryoları, özellikle genç nesillerde evliliğe ve eşe duyulan güveni daha ilişki başlamadan aşındırmakta; “eşler eninde sonunda aldatır” algısını bilinçaltına yerleştirmektedir.

Yine bazı yapımlar, aile içi mahremiyet sınırlarını açıkça ihlal eden sahnelere yer vererek aile bireyleri arasındaki kutsal güven bağını dramatik bir araç olarak araçsallaştırmaktadır. Dizilerde ihanet eden karakterlerin çoğunlukla cezasız kalması ya da sempatiyle sunulması, izleyicide ahlaki bir kafa karışıklığı oluşturmakta ve sadakatsizliği meşrulaştıran bir anlatı inşa etmektedir.

Günde ortalama 6 saat 8 dakika ekran başında geçiren ve bu sürenin %40'ını dizilere ayıran bir toplumda, sürekli tekrar eden olumsuz aile modelleri zamanla gerçeklik algısının yerini almakta ve bireylerin kendi ailelerine bakışını olumsuz etkilemektedir. Bu dizilerle büyüyen genç nesiller, sağlıklı iletişim, fedakârlık ve sadakat gibi evliliğin temel taşlarını değil; çatışma, entrika ve ihaneti ilişkilerin doğal bir parçası olarak öğrenmektedir. Nitekim boşanma oranlarının artması, evliliklerin gecikmesi ve evlilik kurumuna duyulan güvensizliğin derinleşmesi, yıllardır ekranlarda işlenen bu olumsuz içeriklerin toplumsal yansımaları olarak değerlendirilmelidir. Tüm bu yapımların devlet teşvikiyle yurt dışına ihraç edilmesi ise yalnızca iç toplumsal dokuyu değil, Türk aile imajını ve kültürel değerlerini uluslararası arenada da zedeleme riskini beraberinde getirmektedir.

Kültür Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve RTÜK başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara olduğu kadar her bir bireye de bu süreçte ciddi sorumluluklar düşmektedir.

Sonuç olarak ekran karşısında şekillenen bu "yeni aile algısı", bireyleri yuva kurmaktan soğutmakta; aileyi bir huzur yuvası değil, ihanet ve acının mekânı olarak zihinlere kazımaktadır.

Prof. Dr. Vehbi ÜNAL

Yorumlar8

  • Mustafa Sönmez 26 dakika önce Şikayet Et
    Kıymetli hocam yine güzel bir konuya değinmişsiniz sizleri tebrik ediyor, yeni yazılarınızı heyecanla bekliyorum.
    Cevapla
  • fatih 36 dakika önce Şikayet Et
    Bu diziler aile yapısını bozuyor. Bunlar insan beyninin bilinç altına yerleşiyor. İnsanın eşine güvenini sarsıyor. Böyle dizilerin kaldırılması gerekir.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Kayacık 43 dakika önce Şikayet Et
    En son 2002 de memoli dizisini seyrettim. O zaman bu zaman film seyretmem. Bu bir kusur mu bilmiyorum. Ama hayal ürünü şeyler değil gerçeklerle ilgilenmek daha güzel. Ama "hayaller olmazsa gerçeklerde olmaz", derler ya. Bu da doğru. Aşırıya gitmemek, güzel dersler çıkarmak en doğrusu. Sizde böyle yapmışınız sn. hocam. Kaleminize sağlık.
    Cevapla
  • Adem 57 dakika önce Şikayet Et
    Algılar düşünceyi oluşturur bu da davranışı ve değer yargılarını şekillendirir. 6 saat bu algı operasyonu ile zihinler şizofrenik hale dönüşüyor.
    Cevapla
  • omen 1 saat önce Şikayet Et
    Hükümet çocuk için teşvikler geliştirmesinden önce bu sorunu çözerse daha etkili bir yöntem ortaya koymuş olur
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat