Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk - 53
- GİRİŞ19.04.2026 08:58
- GÜNCELLEME19.04.2026 08:58
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
HASAN AĞABEYLER BÖYLE ÇOK CÖMERT İNSANLARDI
FK: Benim de şahit olduğum öyledir Hocam, bu dava böyle çok sayıda isimsiz kahramanlar vasıtasıyla büyüdü, gelişti.
RK: Bu hep öyle olmuştur Ferman. Ben de kendimi bildim bileli halkımız bu meseleyi kendi meselesi olarak gördü, hiç bir fedakarlıktan kaçınmadı, varını yoğunu, bütün servetini öncelikli olmak üzere kendi canını bile ortaya koydu.
Evet, Hasan Ağabey’in, geçirdiği bir kazada ayağı kırıldı.
Aylarca o zaman yeni kurulmuş olan Ankara Hacette Üniversitesi Hastanesinde yattı.
Bunlar oranın ileri gelen tüccarları idiler, çok da cömert insanlardı, müstakil evleri vardı Meram’da.
Sabahtan Erbakan Hoca’nın geleceği haber verilir, “Akşam sizde yemek yiyeceğiz” derlerdi.
Hasan ağabeyin evinde akşama yirmi, otuz veya kırk kişi, kaç kişi gelecekse onlara yemek hazırlatır, ikram ederlerdi.
LADİKLİ AHMET AĞANIN FERASETİ
FK: Gerçekten o dönemlerde çok büyük fedakarlık.
RK: Evet böyle çok cömert insanlardı. Allah selamet versin.
Mercedes sahibi Servet Akdoğan vardı ayrıca.
Çekirdekçiler diye bir aile vardı, onu unutamam.
Rahmetli Mehmet Arıkan vardı.
Hasan Hüseyin Varol hocamızın o zamanki gayretlerini de unutamam. Yine Erbakan Hoca’nın Odalar Birliği'nden tanıdığı Ömer Çoktosun ve Tayyar Çoktosun adında iki kardeş, bunlar da Adalet Parti’sine kızgın, küskün olan gruptandı. Hanefi Çınar vardı, büyük buğday tarlaları ve un fabrikası sahibi.
Ayrıca Ladikli Ahmet Ağa vardı, orada çok meşhur, kerameti zahir olan insanlardan biri olarak bilinir. Onun damadı emekli Binbaşı da çok hizmet etmiştir. Sağsa selametle, vefat ettiyse rahmetle anarım.
Gelip bir gün dedi ki “Ben falancayım, konuşacağım, propaganda malzemesi verin bana.” O sıralarda kayınpederi Ladikli Ahmet Ağa vefat etmişti.
Ladikli sağ iken damadı bu Binbaşı demiş ki kayın pederine “Baba seçim de yaklaşıyor, ne yapacağız, kime vereceğiz oylarımızı?” Ahmet Ağa cevap vermiş, “Acele etmeyin, Hoca diye anılacak biri gelecek, ona destek olursunuz” demiş. Adamın anlattığı bu idi.
Bunun üzerine o Binbaşı “Ben çalışmaya geldim, bana merhum kayınpederim böyle demişti.” dedi ve çalışmaya başladı.
Bu da mesela enteresan şeylerden biridir.
KONYANIN ESNAFI TÜCCARI BU İŞİ BENİMSEDİ SAHİPLENDİ
FK: Hocam eğer yanlış değerlendirmiyorsam, Mehmet Zahid Kotku Hocaefendi’nin yetiştirdiği ve üzerlerinde eli olan bir kadro gibi geldi bana, ne dersiniz.
RK: Doğru düşünmüşsünüz. O sıralar Hocaefendi vaaz, irşad konusunda ve devletin Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) başta olmak üzere önemli noktalarında bulunmayı talebelerine tavsiye ederdi.
Sonra orada kireç üretimiyle meşgul olan bir Ali ağabey de vardı. Hâsılı Konya’nın esnafı, tüccarı bu işi sahiplendi.
Diğer taraftan Ankara’dan bir kadro her hafta sonu gelip köylerde, ilçelerde propaganda faaliyeti düzenliyordu. O zaman Konya’nın garajı, şehrin içinde bir yerdeydi. Şehrin dışından gelenler garajda toplu olarak inerler, Erbakan Hoca’nın Mevlana Caddesindeki seçim bürosuna, o zamanlar meşhur olan “Hak yol İslam yazacağız” marşını toplu olarak söyleyerek gelirlerdi.
Erbakan Hoca’nın propaganda konuşmalarına Beşir Atalay, Bülent Arınç, Abdullah Gül, İmdat Akmermer ve Haydar Sarıoğlu beylerin geldiğini hatırlarım.
O günlerde çok çalıştık, yorulduk ama Erbakan Hoca tabi çok dinamikti, sabah namazını beraber kılardık.
Biz genciz, yatmak isteriz ama hoca işrak vaktini de beklerdi.
Bize de ”Namazsız cihat, namazsız mücahit olmaz.” derdi.
Kaliteli bir kadro vardı. Bir kısmı üniversite son sınıf talebeleri, bir kısmı da Devlet Planlamadan, mesela merhum Bahri Zengin ağabey sık gelirdi.
Erbakan bağımsız aday olduğunda, bazı yerlerden de işbirliği içinde bağımsız adaylar çıktı; Devlet Su İşleri Bölge Müdürü iken istifa ederek Balıkesir’den Rifat Boynukalın, Malatya’da Hamid Fendoğlu, Adana’dan Hulusi Özkul Hoca aday oldu.
O sıralar ben de Hamid Fendoğlu’na destek olmak üzere, Malatya’ya gidip orada iki gün çalıştım.
Çünkü Hamid Fendoğlu da Erbakan’a destek olmak üzere gelmişti Konya’ya, Rıfat ağabey de geldi.
Hatta benim ilk siyasi takdimim, Rıfat Boynukalın ağabeyi Karaman’da bir sinema salonunda takdim etmektir, bu da o zamanlar Türkiye’nin önemli bir işiydi.
Neticede o büyük gayretin sonunda Erbakan neredeyse üç milletvekili çıkaracak kadar çok oy aldı, imha edilen oylarla beraber sayarsak dört milletvekili çıkaracak kadar oy almıştı.
(Devam Edecek)
Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.
Ferman Karaçam / Haber 7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol