Her Şey Tanzimat’la başladı ve çocuklarımız bu hale geldi

  • GİRİŞ22.04.2026 08:36
  • GÜNCELLEME22.04.2026 08:37

Haber sitelerinde, gazetelerde, sosyal medyada ve diğer medya organlarında ellerinin altındaki tuşların tıkırtılı büyüsüne kendini kaptıran birçok yazarımız Kahramanmaraş ve Siverek’te yaşadığımız okul baskınlarının acılarını analiz etmeye, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorlar.

Fakat üzülüyorum.

Üzülüyorum çünkü bu elim olayların kökenine inme konusunda “zülfüyare” dokunma kaygısından mıdır, yoksa başka sebepler mi var bilemiyorum, “bu olayların aslı şudur” demiyor, diyemiyoruz.

Hani Mevlâna Hazretleri Mesnevi’sinde anlatır ya, Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirirler.

Sonra birkaç görme özürlü şahsı da fili incelemeleri için ahıra alırlar.

Görme özürlülerden biri filin hortumunu yakalar ve bu mahlukun yılan gibi bir şey olduğunu söyler, bir diğeri filin bacağını tutar onun da ağaç veya direk olduğunu ifade eder.

Kulağını tutan biri, yelpaze; sırtını tutan tahta, kuyruğunu tutan da halat olarak fili tarif ederler.

Her görme özürlü şahıs filin sadece dokunduğu yerini bildiği için, bütünü tarif edemezler.

Şimdi bu konuyu yazanlarımız ve konuşanlarımız da gerçeğin çevresinde dolaşıyor, “aile” falan diyor ama, asıl sebebi ıskalayıp geçiyorlar.

Halbuki bizim gibi insanlar, samimice, dürüstçe ve hiçbir art niyet taşımadan, yönetenlerimize evvela şu kıssada anlatılanı hatırlatmalı ve sözümüze öyle başlamalı değil miyiz?

Halife Hz. Ömer bir gün hutbedeyken mescitte kendisini dinleyen Müslümanlara dönerek:

“Ben Doğru Yoldan, Hak olandan, ayrılırsam ne yaparsınız?" diye sorar.

Bu soruya karşılık olarak mescid içinden, bazı rivayetlerde Hz. Ali ya da Abdullah İbni Mesud olduğu dile getirilen cesur bir ses yükselir ve:

“Seni kılıcımızla doğrultup, düzeltiriz ya Ömer” demiş.

Hz. Ömer Halife ve o toplumun yöneticisi olarak bu cevaba şükrederek, kendisini uyaracak bir cemaate sahip olduğuiçin Allah'a hamd etmiştir.

HER ŞEY TANZİMATLA BAŞLADI ve DAHA SONRA CUMHURİYETLE ANNENİN EVDEN KOPARILMASIYLA DEVAM EDİYOR

3 Kasım 1839 yılında, Sultan Abdülmecit döneminde; Batı yanlısı olan, aralıklı olarak Londra ve Paris'te yaklaşık on yıl büyükelçilik yapan, koca lakabıyla anılan, Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı’nda okunan “Tanzimat Fermanı” bizim toplumsal hayatımızda en büyük travmalarımızdan biridir.

Ve bu travma bugün ‘sosyal medya’ travması ile birbirini tetikleyerek çocuklarımızı katil yapıyor.

Batılı yaşama biçiminin, sosyal ve idari alanda modernleşmenin, vergi adaletini, mal ve can güvenliğini sağlamanın, hukuksal yapının siyasi olarak devlet eliyle uygulanmasının ilk adımı o tarihte atılmıştır.

O dönemde uygulanan mürebbiyelikten başlayarak günümüz kreşlerinin zihniyetinin temelleri de o sürecin sonucudur.

Agâh Efendi ve Şinasi ikilisinin 1860 yılında ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahvâl’i çıkarması Tanzimat Edebiyatı’nın başlangıcı sayılmıştır.

İşte bu Tanzimat Edebiyatı döneminde; Ahmet MidhatEfendi, evlerimize, dolayısıyla kanımıza giren, sadece çocuklarımızın eğitimi ile değil, aile fertlerimizle yakından ilgilenen, değerlerimizi çiğneyen, toplumsal yapımızı ve kadınlarımızı dönüştüren bir meseleye parmak basar.

Mürebbiyeler ve mürebbiyelik.

Arapçadan dilimize geçen “mürebbiye” kelimesi, TDK’da bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın olarak tanımlanır.

Bu konu ilk defa 1875 yılında Ahmet Midhat Efendi’nin kaleme aldığı

“Felâtun Beyle Rakım Efendi” romanında işlenmiştir.

Bu romanda yazar, evlenip ayrılmış olan Jozefino adlı Fransız kadını mürebbiye olarak evlerine alan ailenin acıklı durumunu anlatır.

Ailenin içine piyano ve Fransızca öğretmek için giren madam Jozefino, Batı kültürünü; hayat tarzını, giyim-kuşamını, yemek yemesini, kadeh kaldırmasını, dansını, balesini… Sadece çocuklara değil tüm aile fertlerine uygular ve Müslüman toplumun dönüşmesinde başarılı bir rol oynar.

Daha sonra ilk kadın romancımız olan Fatma Âliye Hanım 1892’de yazdığı “Muhadarat” ile mürebbiye Jozefin’den,

Halit Ziya Uşaklıgil 1901’de kaleme aldığı Aşk-ı Memnu romanında mürebbiye Matmazel de Courton’dan,

Hüseyin Rahmi Gürpınar 1932’de yazdığı “Ölüler Yaşıyormu?” eserinde mürebbiye Madam Luiz Şermin’den sözederler.

ANNELER YENİDEN VÜCUT BULMALI ve ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIDIR

Fakat esas itibariyle Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1898 yılında yazdığı “Mürebbiye” romanında, aile içine mürebbiye olarak alınan Anjel adlı Fransız kadının bizim aile yapımızı, toplumumuzu nasıl tarumar ettiğini anlatır.

Yazar, Müslüman bir ailenin evine, kendi kültürel donanımı ile giren Batılı bir mürebbiyenin çocuklarımız, gençlerimiz ve aile fertlerimiz arasında hangi çatışmalara sebep olduğunu kaleme alır.

Aileden başlayarak toplum, kendi değerlerinden, öz kültüründen koparılarak yozlaşır.

İşte bugün bu yozlaşma ve yabancılaşma ailelerimizde devam ediyor.

Hem biz, hangi aileden söz ediyoruz?

Evde annenin olmadığı bir aile, aile midir?

Ankara’da, Kahramanmaraş’taki elim olayı protesto eden sendika, bazı muhalif partiler ve aynı zihniyetteki sosyal medya kullanıcıları Tanzimat’tan beri uygulanan laik ve seküler eğitimin yetiştirdiği toplumu neden görmüyorlar?

Hakikate bunca sırtını dönmek, ideolojiyi ekmek gibi, su gibi kullanmak, kime, ne fayda sağlayacak?

Çocuk yaşta insanları dine, imana, imama, müftüye, derneklere, vakıflara, tarikatlara karşı kışkırtmakla; Tanzimat’la başlayan laik ve seküler eğitimin bizi getirdiği acıklı durumu örteceğini mi zannediyorsunuz?

Hem bu bağımlı sosyopat insanlar, sizin çok beğendiğiniz Amerika ve Avrupa kültürü ile yetişen, onları örnek alan çocuklar değil mi?

Devletin aldığı yeni tedbirleri takdir etmekle birlikte, ileride bunların da işe yaramayacağını, özellikle Amerika’da uygulanan bu okul basarak cinayet işleme sürecinin, Allah korusun, bizde de devam edeceğini düşünüyorum.

O sebeple benim, daha önceden de sürekli tekrarladığım gibi annelere, hiç değilse birkaç pilot il seçilerek, bir miktar ücret verilerek, sosyal güvence sağlanmalıdır.

Anneler gerçekten baş tacı olacak şekilde yetiştirilirse önce aile, sonra toplum düzelecektir.

Anne kokusu, şefkati, merhameti, diğerkamlığı, ilgisi ve sevgisi ile yetişen hiçbir çocuk, annenin ördüğü bu şefkat, merhamet ve Cennet kokusu ile arınmış manevi muhiti aşamaz ve suç işleyemez.

Önce anne, sonra aile, sonra toplum ve devlet.

Anneler’den yola çıkmak bizim, hızla azalan ve yaşlanan nüfusun da en önemli çaredir.

Görelim Mevla Neyler…

Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.

 

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

Yorumlar51

  • Misafir AB 20 dakika önce Şikayet Et
    Suçu hep devlete yıkmakta, özeleştiri yapmamakta direniyoruz. Özellikle ebeveynler. Sürekli şikayet ettiğimiz bu nesil uzaydan gelmedi. Suça sürüklenen çocukların sadece sorunlu ailelerde olduğu safsatasını bırakın. Her ebeveyn kendini kusursuz sanıyor. Herkes hata yapabilir. Anne ve babaları kutsamak yerine kendimize artık bir çekidüzen vermek zamanıdır.
    Cevapla
  • mehmet 45 dakika önce Şikayet Et
    Fatihler... Abdulhamitler yetiştiren anneler lazım çocuklardan önce anneleri yetiştirmek gerekir...Çocuk boş bir flaşh bellek gibidir ne yüklersen içinde o olur.Haramı helali doğruyu yalnışı, küçükken öğretemesek yüklemesek maneviyatı sağlam olmayan çocuk her kötülüğü yapmaya meyilli olur...
    Cevapla
  • Misafir 50 dakika önce Şikayet Et
    Evet anneler eve dönmelidir
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • sosyolog 55 dakika önce Şikayet Et
    Ferman Hocam bir akademisyenim. çalışan kadınlarla ilgil çalışma yaptım. çoğunluğu iş hayatının zorluklarındajnh ve evdeki işlerinden muzdarip. Bütün kadınların eve dönme imkanı yok ancak çalışma şartlarında özellikel öğretmenlerin (ki çalışan kadınlar öğretmen ağırlıklı) 3 veya 4 gün okula gitmeli.
    Cevapla
  • Serkan 59 dakika önce Şikayet Et
    Çalışan kadın, girişimci kadın, özgür kadın yerine, Anneliği özendirmek ve ev hanımlığını teşvik etmek devlet politikası haline gelmeli yoksa sonumuz harap. Bugünkü feminist saçmalamalar devam eder, yaradılış kuralına müdahalede ısrar edilirse ne aile kalır, ne toplum, nede devlet!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat