Tuana’nın ölümü ve son siyasi cinayet!

  • GİRİŞ01.05.2026 09:05
  • GÜNCELLEME01.05.2026 09:37

Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren ve muarızlarını ortadan kaldırarak iktidara gelen İttihat ve Terakki Cemiyeti, “siyasi cinayetleri” maalesef bir “gelenek” haline getirdi. 

İşte bu yüzden Cumhuriyet Türkiye’sini şekillendirecek “İlk Meclis”in birçok üyesi, henüz Ankara’ya bile gelemeden karanlık cinayetlere kurban gitti.

TBMM 1. Dönem Trabzon Milletvekili İzzet Bey ile Gümüşhane Milletvekili Ziya Bey, Meclis açıldıktan sadece 13 gün sonra 6 Mayıs 1920’de,  Samsun Çarşamba’da katledildi.

Bolu Mebusu Abdulvahab Efendi ise 29 Mayıs 1920’de, 5 arkadaşı ile birlikte asıldığı için ilk Meclis’i göremedi. 

TBMM’nin açılışını göremeden öldürülen milletvekillerinden biri de Menteşe mebusu Mahmut Nedim Bey’di.

Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ise bir dönem Çankaya’nın muhafızlığını yapan Topal Osman tarafından hunharca katledilerek, “şiddete dayalı siyaset” tarzının en bilinen mağdurlarından oldu.

Şapka kanunundan 2 yıl önce yazdığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesi sebebiyle Ankara’da idam edilen İslam âlimlerinden İskilipli Atıf Hoca ile Menemen provokasyonu bahanesiyle idama mahkûm edilen İslam büyüklerinden Erbilli Esad Efendi yerine darağacında sallandırılan oğlu Mehmed Ali Efendi de siyasi cinayete kurban gitmiş mazlumlar arasındaki yerini aldı.

Tek parti diktatörlüğünce Hamidiye Kruvazörü ile denizden bombalanan Rize…
“Tunç Eli Harekâtıyla” havadan ölüm yağdırılan Dersim…

1930’da Zilan Deresinde yaşanan toplu imha operasyonu…

1943 yılında Van Özalp’te, Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle kurşuna dizilen 33 kişi…

Hatta!..

CHP’nin devrik lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 2012 yılında katıldığı bir TV programında “CHP öldürdü” dediği Yazar Sabahattin Ali’nin katli, tarihe “siyasi cinayetler” olarak geçti.

Türkiye, siyasi cinayetler açısından en “karanlık” dönemini ise sıktığı diş macununu yeniden tüpe sokmayı başararak, “diş macunu tüpten çıktıktan sonra geri sokulamaz” metaforuyla kışladan çıkan cuntacıları kutsayan babası İsmet İnönü’nün tezini çürüten Fizik Profesörü(!) Erdal İnönü’nün “koalisyon ortağı” olduğu 1993’te yaşadı.

Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Bahtiyar Aydın, Cem Ersever gibi kritik isimler ya suikasta kurban gitti ya da şüpheli kazalar neticesi can verdi. 

Ülkenin zifiri karanlığa gömüldüğü o meş’um günlerde “Madımak” ve “Başbağlar” gibi herkesi yasa boğan derin tezgâhlar yaşandı.  

Barış mesajı vermek için sürekli “beyaz güvercin” uçuran Bülent Ecevit iktidarlarında vuku bulan olaylar da farksızdı.

Her ne kadar Ecevit, 1999 yılında “Başbakan” sıfatıyla yaptığı açıklamada, “20 yıl öncesinin siyasi cinayetleri bile bizim hükümetimiz tarafından ortaya çıkartılıyor” diyerek faili meçhul cinayetlerin kendi döneminde çözüldüğünü iddia etse de…

Onun iktidarlarında sayısız masum, siyasi cinayete kurban gitti.

Hayatını İslami ilimlere adayan Hızır Ali Muratoğlu Hoca ile Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın şehit edilmesi, Ahmet Taner Kışlalı’nın ölümü, Ecevit döneminde işlenen “faili meçhul siyasi cinayetlerden” yalnızca birkaçıydı.

Ecevit dönemiyle ilgili az bilinen bir gerçek ise onun iktidarlarında zıvanadan çıkan CHP’lilerin, adeta şehir eşkıyası gibi ulu orta cinayet işlemeleriydi.

Adeta “Ecevit’ten bu memlekete zarar gelecektir” diyen İsmet İnönü’yü haklı çıkarırcasına, “Karaoğlan” lakaplı Bülent Ecevit’in genel başkanlığını sırasında yüzlerce CHP’linin ismi; “adam öldürme, yaralama” ve “saldırı” gibi karanlık olaya karıştı.

Sadece 1975-1978 yılları arasında bizzat CHP’liler tarafından işlenen tam 92 adli vaka, kayıtlara geçti.

Bu 4 yıllık zaman diliminde CHP’liler 30 kişiyi öldürürken, çok sayıda vatandaşı da yaraladı.

Ecevit’in 1977’deki Erzincan seçim gezisi sırasında, parti otobüsünden halka ateş açan CHP’liler üç kişiyi yaraladı.

27 Mayıs 1977’de, Mardin’de AP’li Nurullah Necimoğlu ile dört akrabası, o dönem CHP milletvekili olan Ahmet Türk’e yakın isimler tarafından hunharca öldürüldü. 

CHP Milletvekili Celal Paydaş yine bu dönemde Diyanet İşleri Başkanı’na silah çekti.
CHP’lilerin 15 Ocak 1978’de Amasya’da, Demirel’in başında olduğu AP’lilere saldırması sonucunda çıkan olaylarda 5 kişi öldü. 

4 Ağustos 1978 tarihinde, Malatya’da CHP İl binasından halka ateş açıldı. 

Bu arada…

4 Nisan 1975’de CHP Burdur İl Başkanı Ferhat Çiftçi’nin davasında “amme şahidi” sıfatıyla dinlenecek olan Ramazan Yeşilyayla adlı vatandaş, Fahrettin Demirkol adlı bir CHP’li tarafından duruşmadan önce öldürüldü. 

CHP zihniyetinin son kez iktidarda olduğu 90’lı yıllarda işlenen ve TV ekranlarında en fazla birkaç dakika yer bulabilen karanlık cinayetleri saymıyorum bile…

Evet!..

Örnekleri çoğaltmak elbette mümkün ama biz sadede gelelim:

CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede tarafından cinsel tacize uğradığını beyan eden 16 yaşındaki Tuana Elif Gülüşan Torun, 28 Mart 2026'da kendisine araç çarpması sonucu kaldırıldığı hastanede vefat etmişti. 

Boş yolda yaşanan cinayet gibi kazaya karışan araç sürücüsü Adem Hasbaş’ın Görele’de “Ziyade Restoran“da çalıştığı, işyerinin sahibi Osman Akkoyun’un ise Hasbi Dede’nin eski eniştesi olduğu ortaya çıkmıştı.

Üstelik Tuana ölmeseydi, büyük ihtimalle 24 Nisan 2026’daki duruşmada ifade verecek ve belki de daha büyük rezaletler ortaya saçılacaktı. 

Dahası…

Asıl soru işareti ise Tuana’nın cenaze töreni sırasında gözyaşı döken acılı anne Nuray Torun’un “Hasbi ve Merve, kızımı takip ettirdiniz. Kaç kere kumpas kurmaya çalıştınız” diyerek…

Hasbi Dede ile Giresun Barosuna kayıtlı olan ve CHP’li Dede’nin telefonunda yapılan incelemede mahrem yazışmaları Avukat Merve Usta Sarışen’ye yönelik ithamlarında gizli idi.

Zaten Tuana da ölmeden önce, “CHP teşkilatlarının olay sonrası 3 kez önünü kestiklerini”, af buyurun küfrettikten sonra “Başkana kumpas kurdunuz” diyerek kendisine saldırdıklarını yakın arkadaşlarına anlatmıştı.

Buna rağmen dün Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında, tutuksuz yargılanan Görele eski Belediye Hasbi Dede’ye sadece 1 yıl 6 ay gibi göstermelik bir hapis cezası verildi.

Oysa “Tuana”nın şüpheli ölümü, tıpkı yukarıda saydığım örnekler gibi Türk halkının maşeri vicdanına çoktan “siyasi cinayet” olarak kazındı bile!...

Zekeriya SAY / Haber7

Yorumlar2

  • Vatan 23 dakika önce Şikayet Et
    Bunlar soruşturulsun belgelerle bu parti kapatılsın mal varlıkları haZineye devredilsin eğer ağır ceza verilmezse devam edecekler
    Cevapla
  • Vatansever İsmail 54 dakika önce Şikayet Et
    Bu parti ülkeye zarardan başka bir şey vermedi!
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat