Helâl kazancın peşinde girişimci bir nesil: Dakana gençliği
- GİRİŞ02.05.2026 09:06
- GÜNCELLEME02.05.2026 09:06
“Dakana Gençliği” diye bir kavram duymadınız muhtemelen, ama bu kavramla tam da ihtiyaç duyduğumuz bir fikrin kapısını aralamak mümkün.
“Dakana Gençliği” kavramı, Ahmet, Ertuğrul ve Hüsnü kardeşlerin iş dünyasında ortaya koyduğu “Dakana” girişiminden ilham alarak, gençler için şekillendirdiğim bir bakış açısı.
Ama sıradan bir girişimcilik hikâyesi değil bu, çünkü mesele sadece para kazanmak ya da kariyer yapmak değil.
“Dakana Gençliği”, “ne olursa olsun” İslam üzere iş yapmaya yemin etmiş, bunun için her şeylerini sonuna kadar ortaya koyan iş dünyasının mücahit gençleri!
“N’apsak Bu Gençleri?” deyip gençleri hakkıyla ele alan Erol Erdoğan hocamızın kulakları çınlasın; işte “Dakana Gençliği”, “biz sorun üretenler değiliz, hayr üzere çözüm geliştiren ve iş yapan gençleriz” diyorlar!
Yani şikâyet yok, sorumluluk alma var bu gençlikte. Hayrın peşinde koşma var, üretmek var ve yaptığı işi güzel bir ahlak üzere inşa etme etmek ve yürütmek var.
“Dakana Gençliği”nin en belirgin özelliklerinden biri, kıblesini bilmesi.
Elbette Kabe’sini bilen gençlik. Böyle olduğu için de ne istediğinin farkında, hangi değerlere göre hareket edeceğini kavramış; kararlı, şuurlu ve hedefleri net.
Bu nedenle, mesela bazı arkadaşlarının olumsuz etkilerine (seline) ve sosyal medyanın “bermuda şeytan üçgeni”ne kapılmadan “bermuda Rahman üçgeni” hedefine odaklanmış gençlik.
Aynı zamanda vatanını bilen bir gençlik “Dakana Gençliği”.
Vatanına ihanet edenleri göre göre, vatandaşları sömürenleri fark ede ede vatanı için aşkla çalışmaya daha çok bilenen bir gençlik!
“Bu terbiye nerden?” diye kendisine sorulduğunda “terbiyesizlerden” diye cevap veren Hz. Mevlânâ’nın mantığı üzere, zıtları gördükçe vatana olan aşkı ve şevki daha da artarak işini hakkıyla yapmaya çalışan bir gençlik!
Elbette “Dakana Gençliği”, işini bilen bir gençlik, ancak “benim memurum işini bilir” diyenlerin gençliği değil!
Yani günü kurtarmaya çalışan, fırsatını bulunca köşeyi dönmeye odaklanan, her yolu mübah gören bir anlayışla hareket etmez “Dakana Gençliği”.
Bilakis, yolun Sahibi’ni unutmadan, yolun başında da yolun ortasında da yolun sonunda da hesap olduğunu bildiği için “haddi aşmayan” bir duruş sahibi gençlik.
“Dakana Gençliği”, işindeki engelleri bilip, pes etmeyen gençlik!
“Pes etmeyen” derken, ortalığı kırıp dökerek, “devrim” hayalleri ile hayatını hiç eden gençlik değil “Dakana Gençliği”. Her şeyin sabırla basamak basamak ilerlediğini bilen, gıdım gıdım yol alan gençlik.
“Kim var?” diye sorulduğunda, “benlikten Allah’a sığınırım, ama Allah’ın yolunda varım” diyen bir gençlik “Dakana Gençliği”.
Yani yeri geldiğinde pamuktan daha yumuşak, yeri geldiğinde kılıçtan daha keskin hamleleri olan gençlik. Gösterişten uzak, derdi şöhret olmayan, ama gerektiğinde taşın altına elini koyabilen bir duruş.
“Dakana Gençliği”, yani fırsatçılık peşinde koymayan ama fırsatları değerlendiren gençlik!
Yani fırsat bu fırsat deyip muhataplarını aldatan, sömüren, yalana tevessül eden gençlik değil; güzel ilkeleri olan ve bu ilkeleri üzerine geliştirdiği kurallarından şaşmayan gençlik. Bu nedenle, doğru zamanda doğru adımı atabilen bir şuur.
Ve en önemlisi: “Dakana Gençliği”, çok kazanmakla değil, helâlinden kazanıp dualarla sonsuz ahiret hayatını kazanmayı dert edinmiş gençlik!
“Böyle bir gençlik gerçekten var mı?” diye soranlara: Toprak varsa, fidan varsa; “bismillah” deyip fidanı dikmek mümkün!
Hazreti Peygamber’in (aleyhisselam) “Biraz sonra kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz.” rehberliği de bunu söylüyor ya!
Yorumlar4