Hakim, savcı ve avukatların yüksek lisans ve doktora yapmalarını zorlaştıran engellerin kaldırılması gerekir

  • GİRİŞ03.05.2026 08:47
  • GÜNCELLEME03.05.2026 09:45

Yüksek lisans ve doktora programları sadece akademisyen yetiştirmek için açılmış programlar değildir. Akademisyen olmayı düşünmeyen ancak icra ettiği mesleğinde daha fazla uzmanlaşmak isteyenler için de gerekli ve çok faydalı programlardır.

Yargıtay/Danıştay ve istinaf mahkemesi üyeleri ile hakim, savcı ve avukatların yüksek lisans ve doktora yapmaları  görevlerinde daha başarılı olmasına katkı  sağlayacağı tartışmasız bir gerçektir. Ayrıca vurgulamak gerekir ki, uygulayıcı konumdaki hakim, savcı ve avukatların yüksek lisans ve doktora yapması onların mesleki yetkinliğini artırarak mesleklerinin icrasına olumlu katkı sağlamının yanında, uygulamada yaşanan güncel sorunların teorik tartışmalara taşınmasını sağlar ve akademi ile uygulama işbirliğini güçlendirerek hukuk eğitiminin niteliğini de artırır. Yine teorik hukuk bilgisi ile pratik uygulama arasında kurulan bu köprü, öğretim üyelerinin güncel uyuşmazlık konuları hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayarak  onların akademik çalışmalarının somut vaka örnekleriyle zenginleşmesi ve uygulama ile daha uyumlu hale gelmesi sonucunu doğurur.  Aynı şekilde hakim, savcı ve avukatların yüksek lisans ve doktora programlarında kazandıkları akademik bilgi ve yetkinlikler onların güncel hukuki sorunları bilimsel yöntemlerle incelemesine ve kararlarının niteliğinin artmasına katkı sağlayacaktır. Bu yolla güncel konulardaki doktrin görüşlerinin yargı kararlarına daha hızlı ve doğru şekilde etki etmesini sağlayacaktır. Bu nedenle ne öğretinin ne de uygulayıcıların güncel tartışmalı hukuki sorunlara sadece kendi penceresinden bakmaya lüksü yoktur. Öğretinin güncel yargı kararlarını takip etmesi gerektiği gibi, uygulayıcı konumda olan hakimlerin, savcıların ve avukatların da özellikle yeni yürürlüğe giren mevzuat hakkında yazılan bilimsel çalışmaları takip etmesi büyük önem arz etmektedir. Lisansüstü programlar bu imkânı sağlayan en iyi araçlardır. Somut olay adaleti ancak bu şekilde sağlanabilir. 

Ancak yüksek lisans ve doktora programlarına kabulde aranan asgari yabancı dil puan şartı nedeniyle hakim, savcı ve avukatların çok büyük bir çoğunluğu, özellikle belli bir yaşın üstündekiler yüksek lisans ve doktora  yapamamaktadır. YÖK Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde doktora programları için en az 55 YDS/YÖKDİL puanı (veya eşdeğeri) asgari şart olarak aranıyor. Bazı üniversiteler senato kararı ile 55 asgari puan ile yetinmeyip 60 veya 65 puan aramaktadır. 

Ayrıca YÖK Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde yüksek lisans programları için asgari dil şartı aranmazken üniversitelerin büyük çoğunluğu senato kararı ile asgari 50 veya 55 puan aramaktadır. YÖK ve Üniversiteler tarafından aranan asgari dil puanları birçok alan için herhangi bir sorun teşkil etmezken, özellikle hukuk alanında önemli bir sorun oluşturmaktadır. 

Öncelikle belirtmek isterim ki, yüksek lisans ve doktorasını Almanya’da Almanca olarak yapan birisi olarak yabancı dil akademik çalışmalarda çok önemlidir. Bu nedenle akademik atama ve yükseltmelerde asgari dil puanı yüksek tutulmasına karşı değilim.  Anacak yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğim üzere uygulayıcı konumdaki yargı mensuplarının yüksek lisans ve doktora yapmasının faydaları nedeniyle hukuk alanındaki lisansüstü programlarında yabancı dil şartı esnetilmelidir. Nasıl ki akademi ve uygulama arasındaki köprünün kurulması için 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 9/3 hükmü uyarınca  hukuk alanında doktora yapmış bir kişi hakimlik ve savcılık yazılı sınavından muaf tutuluyorsa, bu köprünün güçlendirilmesi için aynı şekilde uygulayıcı konumdaki hakim, savcı ve avukatların da lisansüstü programlarına kabullerinde yabancı dil şartı esnetilmelidir. 

Avrupa’da hukuk yüksek lisansı ve doktorası yapmak Türkiye’ye göre daha kolaydır. Örneğin  Almanya’da lisans eğitimi alan ve devlet sınavını başaran bir kişi yüksek lisans yapmaksızın doğrudan doktoraya başlayabilmektedir. Ancak öğrenci, isterse hukuk yüksek lisansı (LLM) da yapabilir. Hukuk yüksek lisansındaki sistem Türkiye’deki sisteme benzerdir. Almanya’da doktora öğretimi genel olarak sadece tez aşamasından oluşmaktadır. Doktora çalışması ortalama iki yıl sürmektedir. (Bkz. karasu, Rauf; Türkiye ve Almanya`da Hukuk Eğitimi – Diplomaların Denkliği, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. , s. 19).  Bu nedenle Almanya’da avukat, hakim ve savcıların doktora yapmaları çok yaygındır. 

Dikkate alınması gereken bir husus da, yapay zekânın hayatımıza girmesi ile birlikte dil öğrenme ihtiyacı da azalmıştır. Zira yapay zeka, birçok dili saniyeler içinde tercüme etmektedir.  Yine son yıllarda kitap ve dergilerin elektronik ortamda yayınlanması yaygınlaştığında, yapay zeka ile yabancı dilde yayınlaşmış bir kitabı veya makaleyi çok kısa bir süre içinde Türkçeye çevirmek mümkündür.  Hatta gerçek zamanlı çeviri teknolojileri sayesinde, çok çeşitli dilleri konuşan kişiler ve kuruluşlar gerçek zamanlı çeviri aracılığıyla sorunsuz bir şekilde iletişim kuruyor, ve iş birliklerini güçlendiriyor.  Yakın gelecekte çeviri doğruluğunun ve akıcılığının artmasıyla, yapay zeka destekli modeller insan çevirisini geride bırakacaklar.

Üzerinde durulması gereken bir husus da YÖK doçent olmak için 55 asgari dil puan ararken, doktora programına kabul için de 55 puan aramaktadır. Doktora programına başlamak için aranan dil puanı ile doçent olmak için aranan dil puanının aynı olması düşündürücüdür.  

Belirtilen nedenlerle kanaatimizce hukuk yüksek lisans programlarında asgari yabancı dil şartı aranmamalıdır. Hukuk doktora programlarında ise asgari dil puan şartı düşürülmelidir. Bu kapsamda YÖK Çerçeve Yönetmeliğinde doktora programı için aranan asgari 55 dil puanı 45’e  düşürülmelidir. Dil büyük ölçüde eleme kriteri olmaktan çıkarılmalıdır. Ancak doktora programına başlamakla birlikte yabancı dili zayıf olan  öğrencilere üniversitelerde 6 ay ücretsiz yabancı dil hazırlık imkanı tanınabilir veya  bir yıl süreyle hafta sonları ücretsiz yabancı dil kurs hizmeti sunulabilir.   

Son olarak belirtmek istiyorum ki, yukarıda yaptığım değerlendirmeler benim kişisel görüşlerim olup, Fakülte ve Üniversitem adına yapılmış değerlendirmeler değildir. 

Prof. Dr. Rauf Karasu

H.Ü. Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü Başkanı

Yorumlar1

  • Av.Ali Doğan 29 dakika önce Şikayet Et
    Ben bir avukat olarak mahkemelerin iş yükünün ağırlaşmasında önemli payı olan sorun alanlarını görüyorum. Bazen bu gibi sorunları azaltmaya dönük fikirler geliştiriyorum. Ama bu çözümler ya dar iş çevremde sınırlı kalıyor çoğu zamanda fikirlerim çürüyüp gidiyor. Uygulayıcıların akademi ile canlı bağlantıda olması kronik problemlerin çözümünü kolaylaştırır.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat