Ataerkil toplumdan çocukerkil topluma
- GİRİŞ07.05.2026 09:02
- GÜNCELLEME07.05.2026 09:08
Aile ve Nüfus 10 Yılı hayırlı olsun
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda yaptığı konuşmada; 2026-2035 dönemini "Aile ve Nüfus 10 Yılı" olarak belirlediklerini belirterek "Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır." dedi.
Bilinçli aile bilinçli toplum
Şüphesiz 2025 yılında başlayan Aile Yılı yol haritasının hemen devamında “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonuyla 2035 yılına kadarki süreyi “bilinçli aile bilinçli toplum” şiarıyla şekillendirmeye bugünden başlamak çok anlamlı. Bu nedenle emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
Bugünkü yazımızda temelde aile büyük resimde ülkemizi şekillendirecek ve sağlam bir temel üzerine oturtacak “Aile” kavramına farklı bir pencereden bakan bir yazı kaleme aldım.
Çıkış noktamız: “Hangi Aile?”
***
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Ataerkil” sözcüğünün karşılığı olarak “Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk); pederşahi, patriarkal” açıklaması yer almakta.
Geçmişte Türkiye’de ataerkillik
Geçmişten günümüze ailenin korunması özellikle miras hukukunda erkek soyu esas alınır. Hatta mal paylaşımında gayri nizami olarak kadınların babalarının mirasından evlendikten sonra ev kızı değil “el kızı” oldukları gerekçesiyle mal bölüşümünde bir nevi paysız kalırlardı.
Hatta bazı ailelerde evlenen ya da evlenmese dahi evin kızı/kadını kendine düşen payı evin tek erkek evladına dahi gönüllü olarak devrettikleri görülürdü. Bu durum tamamen babamın soyu devam etsin, tarlalar, evler bölünmesin şeklinde bir nevi iyi niyet göstergesiydi.
Yine öteden beri aile içinde alınan kararların baba, baba yoksa geride kalan amca ya da evin büyük abisi ve sırasıyla diğer erkek kardeşler tarafından alındığı bilinir.
Zamanla bu durum halk arasında evin babası için dışişleri bakanı, evin annesi için ise şartlar ne olursa olsun evin duvarları içerisinde son sözün içişleri bakanı yani anneler tarafından alındığı da çok konuşulur ve bilinir.
Özellikle köy yaşamında eski devrin çiçeği burnunda babalarının “Ben çocuğumu babamın yanında bir kere olsun kucağıma almadım, öpmedim, sevmedim…” şeklinde cümleleri halen günümüzde kurduklarına şahit oluruz. Evet yanlıştı. Çocuk sevilmeliydi, çocuk baba sevgisi görmeliydi. Ancak o dönemde hiçbir çocuk “biricik” değildi. Günümüzde her çocuk “biricik”; biricikten kastım dokunulmaz, dediği, istediği ne varsa alınır ya da yapılır olmamalı.
İlkokulu bitir hoop bisiklet, ortaokulu bitir hoop laptop, liseyi bitir hoop akıllı telefon, üniversiteyi kazan hoop araba! Hoppala yârim yaz geldi, çarşıya kiraz geldi! Sonu olmayan bir “şunu yaparsam, bu sınavı kazanırsam bana ne alacaksın?” kısır döngüsü yaşıyor tüm anne-babalar çocuklarıyla maalesef…
Dallas etkisi
Evet özellikle televizyonların renklenmesiyle, birbiri ardına özel radyoların ve tv kanalların açılmasıyla birlikte olanlar oldu.
Renklenen sadece tv kanalları değildi aslında!
Hayatımız da tv programları, dizileri üzerinden şekillenmeye başladı. Örneğin renkli tv dönemlerinin en efsane dizilerinden birisi olan “Dallas” dizisi, tipik bir Amerikan ailesi üzerinden aile içi entrikaları inanılmaz bir şekilde Türkiye’deki salonlarda üzeri dantelle örtülen tv’ler üzerinden gözümüze gözümüze sokmaya başlamıştı bile.
Devamında rahmetli Cenk Koray’ın “Tele Kutu” yarışması ile ödül veren yarışmalar ilgi odağı oldu. Yarışmaya katılan yarışmacılar hatta özellikle Mehmet Ali Erbil’in yarışma programlarına telefonla katılan yarışmacılar tv ekranlarında adeta ödül için pazarlığa tutuşup işin ucunu hepten kaçırmaya başladılar. Nihayetinde küçük ya da büyük farketmeksizin insanlar ödül uğruna tv’lerde tabiri caizse sunucu Mehmet Ali Erbil tarzındaki karakterlerin “görevi icabı” yaptığı çeşitli şaklabanlıklar neticesinde yarışmacılar komiklikler/yalvarmalar eşliğinde her ne pahasına olursa olsun ödülü kapmak için yarışma içinde ayrı bir yarışa girdiler.
Acun’un meşhur kutu açma yarışması ise bu alanda izlenme rekorları kırarak insanları hiçbir zihin zahmetine sokmadan “aç-kapa” şeklinde “büyük hissediyorum” şeklinde kurulan birkaç kelimelik bol yakın çekimli yarışmalarla
İnternet icat oldu mertlik bozuldu
Özellikle ikibinli yıllardan sonra internetin ülkemizde yaygınlaşması hele de cep telefonu çılgınlığı ile internetin buluşması ile her evde değil artık insanların üstelik de cebinde 2000’li yılların en büyük icatlarından ikisi birden var olmaya başladı.
Önceleri “vay be ne icat, uzakları yakın ediyor bu telefon” şeklinde kurulan masum cümleler zamanla yerini “elimizden düşürüp de etrafımıza, işimize gücümüze bakamıyoruz”, “benim en iyi arkadaşım telefonum” şeklinde acınası cümlelere dönüştü maalesef.
İnternetin telefonla buluşmasından sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmamaya başladı. Önce Facebook çılgınlığı sardı tüm dünyayla birlikte ülkemizi. Sonrasında Twitter, Instagram derken aplikasyonlar sardı dört bir yanımızı.
Bir yandan telefonsuz evden çıkamaz hale geldik. Bir yandan da artık herkesin özel hesapları birbiri ardına açılmaya başladı. Devamında Tik Tok çılgınlığı ve ne yazık ki ne olduysa sosyal medya hesaplarının esiri olmaya başladığımızda artık çok geçti eskiye dönüp uzun uzun sohbet edeceğimiz arkadaşlarımızı, dostlarımızı, asker ve okul arkadaşlarımızı telefonla dahi arama zahmetine girmeden sosyal medya hesaplarından arayıp bulma dönemi başlamıştı bile.
X, Y ve Z kuşaklarından “Çocukerkil” kuşağa
Ve beklenen son çok çabuk yakaladı ülkemizi ve ülkemizin evlatlarını. Yazımızın başında tanımını yaptığımız “ataerkil” aile yapısı ne yazık ki “aman yavrum, canım yavrum” evlatların internetin, akıllı telefonların içine doğmasıyla birlikte her evin en kutsal buluşmalarından birisi olan “akşam sofraları” yerini herkesin bi yerlerden “getir”ttiği burada ya da şurada verilen siparişler şeklinde yemek siparişlerine bıraktı.
Artık evlerde tek bir ekran üzerinden vakit geçirmiyor her kesin kendi ekranı üzerinden vakit geçirir, eğlenir ve izler olduğu bir döneme geçmiştik bile.
Aile bağlarının en çok güçlendiği sorunların belki de anlık olarak çözüldüğü, dertleşildiği bereketli sofraların artık kurulmadığı günleri yaşıyoruz maalesef.
Sonrasında çocukların yönettiği ailelere geçiverdik hep birlikte. Çocukların istediği, istediklerini aldırdıkları, yaptırdıkları bir kuşağı hep birlikte teknolojik icatların yönlendirmesiyle birlikte elbirliğiyle yaratmış olduk. O kuşağın adı ne X, ne Y ne de Z kuşağı… O kuşağın gerçek adı “çocukerkil” kuşaktı aslında.
Çocukların ana-babalarını hatta dedelerini yavaş yavaş yönettikleri bir dönemi yaşar olduk.
Önceleri adını koyamadığımız gariplikleri yaşadık, arabaların arkasında “babam sağolsun”, “dedem sağolsun” yazılarını gülümseyerek okurken bir anda o yazıların da kaybolduğu, ananın, babanın, dedenin varlığı ya da evlatlarına yaptıkları fedakarlıkları da göremeyen, algılayamayan bir kuşak “ataerkil” kuşak.
Milli Aile Haftası hayırlı olsun
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bundan böyle mayıs ayının son haftasını Milli Aile Haftası olarak kutlayacağımızı ilan etti. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi’nde yer alan çok önemli beş maddeyi Sayın Cumhurbaşkanımız şu şekilde ifade etti: “Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır.”
Gerçekten de üzerinde çok iyi düşünülmüş ve hazırlanmış olan bu beş madde ülkemizin yarınları için çok büyük önem arzetmekte.
Dilerim ülkemizin aile yapısı için “Aile” adına yapılan başkaca atılımlara da hep birlikte şahitlik eder ve her bir vatandaşımız bu atılımlara katkıda bulunur.
Bu vesileyle belki de son yılların en büyük çalışması olan “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi”nde emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a ve ekibine bu ülkenin bir vatandaşı olarak teşekkür ediyorum.
***
Temel çıkış noktamız şu olmalı: Ülkemizin yarınları ne babaerkil ne de çocukerkil bir yapı üzerinde yükselecektir. Ancak “ana”erkil bir yapıyı doğru kurgulayabilir ve tv’lerin gündüz kuşaklarının garabetinden ve sosyal medya çılgınlığından evdeki anneleri koruyabilirsek iyi eğitilmiş, donanımlı ve bilgili anneler yarının hem anneleri hem de babaları olan bugünün çocuklarını çok daha iyi yetiştireceklerdir.
Bireysel olarak iyi bir vatandaş olmak zorundayız bu bir gerçek ancak çok daha büyük bir ülke olmak zorundaysak iyi bir aile olmak zorunluluğumuzun da olduğunu unutmamamız gerekir.
Bu vesileyle tüm annelerin “Anneler Günü”nü kutluyorum.
***
Günü Sözü: “Yetenek maçı kazandırır, takım oyunu ise şampiyonluğu.” (Michael Jordan)
İsmail Yolcu / Haber7
Eğitimci-Yazar
Çankaya Üniversitesi İletişim Koordinatörü
İnstagram: @ismailyolcu58
Yorumlar4