CHP’de liyakat tarifeye tâbi
- GİRİŞ12.05.2026 09:06
- GÜNCELLEME12.05.2026 09:06
Türk siyasi tarihinin karanlık koridorlarında, yıllardır kulağımıza çalınan pis kokulu hikâyeler artık resmî soruşturma dosyalarına da girdi.
CHP’de adaylığın; vizyonla, halkın teveccühüyle, emekle değil; ‘tamamla getir’ talimatıyla, siyah çantalarla ve milyonlarca Euro’luk ‘tarife’lerle belirlendiği iddiası resmî olarak karşımızda duruyor.
Gökhan ve Muhittin Böcek’in itirafları, bu mekanizmanın buzdağının sadece görünen kısmı gibi dursa da esas meselenin ana muhalefet partisinin içini çürüten sebeplerinden birinin ‘Adaylık Borsası’ iddiası olduğunu görmekte fayda var.
Bir belediye başkanlığı koltuğu, milletin emaneti olmaktan çıkmış, rant potansiyeline göre fiyatlandırılan bir meta haline gelmişse çürümeyi çok uzaklardan dahi görmek mümkün olabiliyor.
Büyükşehirlerin bütçesi ne kadar şişkinse, o koltuğun ‘piyasa değeri’ de o kadar yüksek oluyor.
Ne güzel ama değil mi?
‘Şehirlere kim daha iyi hizmet eder?’ sorusu akla gelmiyor, ‘Kimden daha iyi para alırız?’ diye soruluyor.
Halkın iradesi ise hiç düşünmeye değer değil zaten!
Genel Merkez’in kasası, sonra aracı baronların ‘yardım talebi’ telefonları devreye giriyor.
FaceTime’la, WhatsApp’la dönen para trafiği, X-Ray’den geçmesin diye iPad’lerin arkasına gizlenen sırt çantaları…
Bu tablo, siyasetten daha çok düpedüz korsan borsa operasyonuna benziyor.
‘1 milyon Euro’ rakamları dosyaya girmiş.
“Verilmişse ne olacak? Partiye bağış yapımış. Teknik olarak rüşvet de değil zaten” diye savunanlara söylenecek çok şey var ama satırlarımızı kirletmeye lüzum yok.
Pazarlıklar TL de değil, döviz bazlı gerçekleşiyor.
“Şu kadarını tamamla, öyle gel” deniyor.
Türk Lirası bile kâfi gelmiyor bu işlere; aday adayları Euro ve dolarla imtihan ediliyor.
Niye?
Çünkü o koltuğa oturunca halka değil, ‘yatırımı’ geri alacak odaklara hizmet edilecek de ondan…
Belediye ihaleleri, rant alanları, usulsüzlükler…
Hepsi o malum ‘borsa’ya yatırılan paranın geri dönüşü için…
Ver parayı kap sırayı…
Bu sistemde liyakat nerede?
Halkın karşılığı nerede?
Parti içi demokrasi nerede?
Her şey ‘olur’ talimatıyla başlıyor, siyasal baronların aracılıklarıyla sahaya iniyor ve siyah çantalarla tamamlanıyor.
CHP’nin ‘çağdaş’, ‘demokrat’ imajı altında yatan gerçek; adaylıklar açık artırmaya çıkarılmış bir borsadan başkası değil…
Kim daha fazla ‘tamamlar’sa, o aday olabiliyor.
Halkın seçme hakkına konulmuş ağır bir ipotek ile karşı karşıyayız.
Seçmen sandığa gittiğinde, karşısına çıkan ismin koltuğu ‘Euro ipoteğiyle’ alınmış olduğunu biliyor mu?
Nereden bilsin…
Göreve gelenin önceliği halkın hizmeti mi, yoksa ‘borcun’ ödenmesi mi olacak?
İşte bu soru, Türk demokrasisinin can damarına saplanan hançerdir.
CHP yönetimi bu rezilliği örtbas etmek için ne kadar uğraşsa da nafile...
İfadeler ortada, itiraflar ortada, mekanizma gün gibi aşikâr.
Tabanlarına ‘liyakat’ diye yutturdukları şeyin aslında ‘tarife’ olduğu ortaya çıkıyor.
Kimisine yaklaşık yedi milyonluk ‘küçük!’ genel başkan makam aracı iç dizayn faturası çıkarılıyor.
Parti Sözcüsü Yunus Emre’nin de söylediği gibi bu cidden küçük bir miktar!
Siyasetin bu kadar alçaltılması, sadece bir partinin sorunu değil; milletin egemenliğine, demokrasinin temeline dinamit koymaktır.
Bu liyakat sistemiyle; parayı basıp aday olabilenlere parti tarafından, “Bizim önceliğimiz vatandaşa hizmet etmeniz değildir. Bizim talep ettiğimiz paraları verin yeter. Bu parayı nasıl tedarik edeceğinizi siz iyi bilirsiniz. Milletin parasını istediğiniz kadar çalabilirsiniz.” demekle eşdeğer bir tutum sergilendiğini iyi görmemiz gerekiyor.
Milyonlarca Euro para verebilen belediye başkanları bu paraları nereden bulacak?
Kendi ceplerinden mi verdiler?
Hayır, onların aday olma ücretlerini de biz milletçe cebimizden ödedik.
Hala ödüyoruz.
Umarım bundan sonra ödemeyiz!
Türk Milleti bu tür karanlık pazarlıklara alışık değildir.
Emanet, ehline verilir; borsaya değil.
CHP’nin adaylık borsası, kendi çöküşünü ilan etmektedir.
Yorumlar5