Cep telefonu ve medeni terbiye
- GİRİŞ17.05.2026 09:14
- GÜNCELLEME17.05.2026 09:14
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, basın toplantısı yaparken salonda bulunan bir gazeteci telefonla konuşmaya kalkıyor. Sesten rahatsız olan Lavrov, gazeteciyi fırçalıyor. Güvenlik görevlileri ise müdahale edip gazetecinin telefonunu alıyor.
Mesleğimiz gereği böylesi basın toplantılarına çok katıldık. Konuşmacının bir bakan olmasına gerek yok, kim olursa olsun böyle bir hareket yapılmaz. Değil telefonla konuşmak, yanınızdaki ile fısıldaşmanız bile usule aykırıdır. Çünkü orada bulunma sebebiniz işinizi yapmak ve işinizi yapmanızın tek yolu da konuşmacıyı dinlemekten geçiyor. Telefonla konuşmak zorundaysan salondan çıkarsın olur biter. Basın toplantısı sırasında konuşursanız hem kendi işinizi yapmamış hem de başkalarının işlerini yapmasını engellemiş olursunuz.
Evet, saygısız ve sorumsuz insanlar her zaman vardı. Ama cep telefonları medeni terbiyemizi adeta yedi bitirdi.
Nedir medeni terbiye?
En önce, “başkasının haklarının başladığı yerde kendi özgürlüğünün bittiğini” bilmektir. Kölelik kurumu tarihe karışalı çok oldu, hepimiz özgür bireyleriz. Ancak özgürlüğümüz sınırsız değil çünkü toplum içinde yaşamaya mecburuz. Başka bir insanın huzuruna, gözüne, kulağına tecavüz eden hareket özgürlük olamaz.
Cep telefonu denen alet, hayatımızdaki hak ve özgürlük çizgilerini silikleştirdi, hatta yok etti. Engellenmesi de pek zor görünüyor. Çünkü başkasının hakkına tecavüz, ticarette yapılsa cezası var. Trafikte yapılsa cezası var. İş yaşamında yapılsa yaptırımı var. Ama telefon ile yapılınca ceza falan yok, orada hepimiz görgüsüzlerin insafına kalmış haldeyiz.
Günün her saatinde, şehrin her yerinde, toplumsal yaşamın her alanında bir cep telefonu terörüdür almış başını gidiyor. Otobüste, metroda, devlet dairesinde, hastanede, spor salonunda, parkta, kafede, pastanede her yerde bangır bangır telefonla konuşan insanlar var.
Sadece konuşmak da değil… Ciyak ciyak video görüşme yapılıyor… Vıcır vıcır oyun oynanıyor… Paldır küldür video izleniyor… Bas bas şarkılar, maçlar bağırtılıyor….
Civarda başka insanlar mı var, benim gürültüm birilerini rahatsız mı eder, kimselerin umurunda değil.
Havalimanlarında güya “seçkin” yolcuların kullandığı “longue’lara” bir yolunuz düşsün bakalım…. Ortalık kendini “aşırı önemli hisseden” kazmadan geçilmiyor. Kadını erkeği, genci yaşlısı da fark etmiyor.
Kiminin kaynanası ile kavgasını dinliyorsunuz, kiminin salya sümük aşk hikayesini….
Kimi çocuğuna fırça atıyor, kimi anasına dert yanıyor…
Kimi fal bakıyor, kimi piyasa tüyosu veriyor….
Kimi çağrı merkezine laf anlatıyor, kimi memurunu sigaya çekiyor….
Kimi ‘önemli’ iş bağlantıları peşinde, kimi bankacısına talimat veriyor…
Ama hepsi sizin tepenizde boza pişiriyor!
Akıllı telefon denilen şey hayatımıza gireli daha yirmi yıl bile olmadı. Medeniyetsizlik, görgüsüzlük, saygısızlık ne ara bu kadar yayıldı akıl alır gibi değil!
Sergey Lavrov’un Hintli gazeteciye yönelik sözlerini ağır bulanlar var. İnanın hiç ağır değil. Keşke her yerde Lavrov’un korumaları gibi birileri olsa da şu kakofoniye bir son verse.
Pardon, medeni terbiye mi dediniz?
Medeniyet kısmından vazgeçtik, sadece terbiyeye de razıyız!
Gaffar Yakınca / Haber7
Yorumlar5