Yeni dünya düzeni ve Türkiye

  • GİRİŞ21.05.2026 09:13
  • GÜNCELLEME21.05.2026 09:13

Ülkemizde yerli olarak üretilmeye başlanan ve birbiri ardınca envantere eklenen savunma sanayi ürünleri toplumun bütün kesimlerini neden heyecanlandırmaya başladı?

On yıllardan beri toplumsal huzur ve refahı önceleyen Avrupa Birliği ülkeleri neden birdenbire topraklarını savunma derdine düştüler?

Başta Ortadoğu olmak üzere bütün dünya devletleri bu günlerde neden en büyük dış alımlarını savunma sanayi ürünlerinden yana kullanıyorlar? Üstelik bu ülkeler gerçekleştirdikleri resmi ziyaretlerin hemen tamamında savunma sanayiini merkeze almakla kalmayıp neredeyse bütün ikili anlaşmalarını bu doğrultuda imzalıyor ve bütün yatırım planlarını da bu yönde gerçekleştiriyorlar. Peki neden?

Şimdilerde herkes hem dünyada olup biten hem de dünyanın başına gelmekte olan fırtınanın farkında.

Eski dünya düzeninin yıkılış çatırtıları, kurulmakta olan yeni dünya düzeninin kuruluş takırtılarına karışmış durumda. Bu sıralar dünyanın çok gürültülü bir hal almasının sebebi bu. İnsanlarda yaşanan kafa karışıklığı da bu yüzden.

Bir yanda son yüz yılda dünyadaki siyasal düzeni sağlamak amacıyla kurulan dev yapılar olanca heybetiyle çatırdayıp yere serilirken öte yanda bunların yerine ikame edilmesi düşünülen yeni yapıların temelleri olanca takırtılarıyla atılmaya çalışılıyor. Ne geçmişin devasa kurum ve kuruluşları tamamen yıkılıp enkazı temizlenebilmiş ne de geleceğin yönetim ofisleri tam anlamıyla tasarlanıp kurgulanabilmiş. Deyim yerindeyse iki yer arasında bir yerdeyiz.

Bir geçiş dönemi belirsizliğinden kaynaklanan kafa karışıklığı var herkeste.

“Yeni normal” diyor bazıları bu durum için ama ortada normal seyreden bir durum yok. Enflasyondan gıda arzına, para piyasalarından enerjiye kadar tam bir anormallik var dünyada. Kimileri de “yeni siyasi ikilim” tanımlaması yapıyor ama ortada iklim miklim de yok. Tam anlamıyla bir iklimsizlik ve belirsizlik havası hâkim dünyaya…

Güçlü olanın dünyayı kendi kudreti ölçüsünde yeniden şekillendireceği ve parselleyeceği bir çağın arifesindeyiz vesselam.

Dünya ülkeleri henüz oluşum süreci devam eden bu yeni düzende güçleri nispetinde pay alacaklar. Gücü çok olan çok pay alırken az olan ise az pay alacak. Gücü olmayanlara gelince onların bu yeni düzende yaşamlarını sürdürme şansı yok. Bu yüzden önümüzdeki süreçte bir bir tasfiye olacaklar.

Genişlemelere doyamayan NATO, beşinci genişlemesinde Rusya sınırlarına iyice yaklaşarak bir bakıma yeni dünya düzeni fitilinin ateşlenmesine sebebiyet verdi.

Rusya ile NATO arasındaki son tampon bölge olan Ukrayna’nın kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede NATO’ya dahil olma ihtimali, Rusya’yı Ukrayna’ya karşı önleyici bir müdahaleye sevk etti ve bu fiili durum bir bakıma yeni dünya düzeninin fitilini ateşledi. ABD seçimlerini Trump’ın kazanması ise yeni düzenin daha görünür hale gelmesini sağladı.

“Hukukun üstünlüğü” şeklinde yürüyen halihazırdaki dünya siyaseti yaklaşımını “üstünlerin hukuku” anlayışına indirgeyen bu yeni düzenin ilk rol kapma kavgası AB ile Rusya arasında patlak verdi.

Herkes Ukrayna meselesinde ABD, NATO ve AB’nin el ele vereceğini, Rusya’ya ağır bir yenilgi tattırılacağını ve bu hengamede Rusya’nın iyice zayıflatılacağını düşünürken bu savaş bambaşka bir mecraya kaydı. Nitekim Trump yönetimindeki ABD, AB ile Rusya’yı kendi kaderlerine terk ederek bu yeni düzenin ülkesi için açtığı verimli alanlara yönelmekte gecikmedi. Bunların ilki Venezuela’nın tasfiyesiydi ki bir gece yarısı operasyonuyla Maduro’yu ele geçirerek bunu başardı. ABD için sırada Grönland ya da Küba var diye konuşulurken bambaşka bir durum çıktı ortaya. Yeni dünya düzenine uyanıp ağzından salyalar akıtmaya başlayan Soykırımcı İsrail girdi devreye. Trump’ı vaz geçme ihtimali olmayan bir yerinden yakalayıp tuzağa çekti ve İran bataklığına sapladı.

Şimdilerde ABD, İran bataklığından onurlu çıkış aramanın derdinde. Rusya yeni sürecin güçlenenlerinden. AB ülkeleri Rus korkusuyla panikte ve başlarının derdine düşmüş vaziyette. Çin ise bütün olup bitenleri sessiz ve derinden seyretmede.

Yazının başındaki suallerin cevabına gelince;

Yerli olarak üretilen savunma sanayi ürünlerinin toplumumuzun bütün kesimlerini heyecanlandırma nedeni insanımızın tamamının dünyanın mevcut durumunu kaygıyla takip etmesi ve dünyayı yakın gelecekte nelerin beklediğini çok derinden seziyor olması.

AB ülkelerinin panikte olma sebebine gelince;

ABD’nin NATO’ya dair eski tutumunu değiştirip yeni yaklaşım belirlemesi ile Birleşmiş Milletler’in beyin ölümünün gerçekleşmesi AB ülkeleri için tam bir şok durumu ortaya çıkardı. Zira AB için artık takke düştü kel göründü. Bundan sonra herkes kendi göbeğini kendisi kesecek. Bu yöndeki girişimler şimdiden yüksek bir ivme kazanmış vaziyette bile.

Hukukun can çekiştiğini ve hukukun üstünlüğünün yoğun bakımda olduğunu gören dünya devletleri, düpedüz orman kanunlarının hüküm süreceği aşikâr olan bu yeni dönemde ayakta kalabilmek ve güçlü ülkeler tarafından tasfiye edilmemek için bütün yatırımlarını savunma sanayi ürünlerinden yana kullanmayı tercih ediyorlar. Bu herkes için bir ölüm-kalım meselesi zira.

Türkiye yeni döneme en güçlü başlangıç yapan ülkelerin başında geliyor.

Bu gücün en önemli ayaklarından birisi dünya meseleleri karşısında Türkiye’nin çok yönlü ve esnek bir diplomasi izlemesi geliyor. Hem AB hem ABD hem Rusya hem Çin hem de İran’la görüşebilen bir ülkeden bahsediyorum. Rusya Ukrayna savaşında da her iki tarafla görüşebilen tek ülke Türkiye’ydi. Halen devam eden ABD İran savaşında da diplomasiden yana bu ısrarlı tutumunu devam ettiriyor.

Bir diğer güçlü ayak, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve diğer bölge ülkeleriyle hem bölgesel hem de küresel ittifaklar kurabilecek potansiyele sahip olması.

Enerji ve ticaret koridorlarının merkezinde bulunmanın yanısıra her geçen gün daha da gelişen savunma sanayisi altyapısı yeni dönemde Türkiye’nin en büyük şanslarından bir diğeri. Üstelik savunma sanayi ürünlerinin sahada sergilediği başarılar bu gücü olabildiğince perçinliyor. Bu yüzden ülkemizde savunma sanayiinde envantere giren her yeni ürün toplumun bütün kesimlerini olduğu gibi mazlum coğrafyaların gün yüzü görmemiş insanlarını da olabildiğince heyecanlandırıyor.

Hangi Türk evladı ülkesinin yeni çağda söz sahibi olmasını istemez?

Kendisine biçilen role kayıtsız şartsız teslimiyet gösterene ya da çağa yürüme ideali olmayana Türk denir mi?

Mürsel Gündoğdu / Haber7

murselgundogdu@gmail.com

Yorumlar1

  • AĞACAN 1 saat önce Şikayet Et
    Kendisine biçilen role kayıtsız şartsız teslimiyet gösterene ya da çağa yürüme ideali olmayana Türk denir mi? Eyvallah Hocam.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat