Zehra bebekten Serhat türkülerine!

  • GİRİŞ22.05.2026 09:34
  • GÜNCELLEME22.05.2026 09:48

Siirt’te okuduğu bir şiir yüzünden İstanbul’da seçimle kazandığı “İBB Başkanlığı” elinden alınan Recep Tayyip Erdoğan’a verilen “siyasi yasak” ve “10 aylık hapis cezası”, malum kesimce adeta bir “hukuk zaferi” olarak karşılanmıştı.

Temyiz kararının görüşüleceği gün “Erdoğan için son saatler” başlıklarını atan kartel medyası, mahkemeden çıkacak kararı önceden ilan ederken…

Karar sonrası zevkten dört köşe olmuş bir şekilde attıkları, “Siyasi hayatı bitti”, “Tayyip'in bitişi”, “Bir hışımla geldi geçti”, “Erdoğan'ın sonu”, “Muhtar bile olamayacak” ve Siyasetten emekli oldu”  manşetleriyle, yurt genelinde bayram havası estirmişlerdi.

O dönem vesayet odaklarının “minik kuş”larla gönderdiği talimatlarla göre kalem oynatan Emin Çölaşan, “Güle Güle Tayyip” başlıklı yazılar yazarak, neredeyse bir tek zil takıp oynamadığı kalırken...

Cumhuriyet gazetesi ise “Hukuk devletine herkes uyacak” başlıklı haberlerle, mahkeme kararlarının tartışılmasının yanlış olacağı mesajını veriyordu.

Durmuş Fikri Sağlar gibi bazı CHP’li vekiller ise takiyye yapma gereği bile duymadan, “Erdoğan müstehak olduğu cezaya çarptırıldı. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yapılan da budur” diyerek, bir şiir yüzünden verilen “yasak” ve “hapis cezası” sonrası sevinç nutukları atıyordu.

Aynı ikiyüzlülük “parti kapatma davaları”nda da yaşanıyordu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın açtığı Refah Partisi'ne yönelik kapatma davası, Anayasa Mahkemesi tarafından 16 Ocak 1998’te, “Laik Cumhuriyet karşıtı eylemleri tespit edildiği” gerekçesiyle 2'ye karşı 9 oyla “kapatma kararı” ile sonuçlandığında malum zihniyet ülkede adeta bayram havası estirmişti.

Karar sonrası açıklama yapan ve “Benim bu davayı açmama RP'nin kendisi sebep oldu” diye dalga geçen Vural Savaş,  “Parti kapatmanın ceza değil, laik ve demokratik düzenin korunması için bir tedbir” olduğunu söylemişti.

Refah hakkında dava açtığı için vicdanının rahat olduğunu belirten Savaş, “Ben Allah'ın en büyük sevabını bu davranışımdan dolayı aldığımı sanıyorum. Bana göre en iyi hizmeti yaptık” diyerek, İslami bir jargonla dalga geçmeyi de ihmal etmemişti.

Brifinglerde şarj olup tütsülenen ve sözde “hukuk adamı” ve “bağımsız yargıç” geçinen bazı tipler de “RP'yi kapatmak şereftir” açıklamasında bulunmuştu.

Kararı manşetlerine taşıyan “mütareke medyası”, irticai faaliyetlerin odağı haline geldiği iddiasıyla kapatılan Refah Partisi için “Şeriatın kestiği parmak acımaz” şeklinde göndermelerde bulunurken…

“Kapatma kararı övünülecek bir şey değil” diyen dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bile,  “Türkiye, bir demokrasi ve hukuk devletidir. İkisi birbiriyle iç içedir. Bir hukuk devletinde hukuk sistemi, yargı kuralları işler. Türkiye’de de böyle olmuştur” diyerek verilen kararın meşru olduğunu savunmuştu…

RP’nin kapatılması için epey mesai harcayan malum zihniyetin temsilcilerinin “Refah bayramı” ise epey uzun sürdü.

Refah Partisi'nin kapatılmasını güya rafa kaldırılan “hukuk devleti” prensibinin yeniden hayata geçirilmesi açısından “anlamlı” bulan bazı CHP’liler;

O dönem başında Ahmet Necdet Sezer’in bulunduğu AYM için “Anayasa Mahkemesi etki altında kalmaz” ve “Bu karara siyasi diyene ancak güleriz” şeklinde seyirlik beyanlarda bulundu…

Samimi Müslümanlara karşı nefretle bezeli mücadelesini son nefesine kadar sürdüren Bekir Coşkun ise “Hoca bir parti daha kurar, olur biter. Fazilet mi, Melahat mı ne?..” diyerek, daha önce üç tane partisi kapatılan Erbakan Hoca ile açıkça dalga geçti.  

Yazısına “Müjde bir çocuğumuz oldu...” başlığını atan Gani Müjde ise “Refah Partisi'nin kapatılmasından bahsetmiyorum… Kendi düşen ağlamaz” dedikten sonra…

“Bugün memleketin daha önemli bir meselesine parmak basmak istiyorum” ifadelerini kullanarak; “Hülya Avşar- Kaya Çilingiroğlu'nun kızı Zehra”nın dünyaya gelmesinin daha önemli bir hadise olarak lanse etti.

‘‘Demokratik bir ülkede parti kapatmak antidemokratiktir” şeklinde mantıklı bir cümle kuran Metin Akpınar bile “Tamam ama demokrat olmayan bir partiyi kapatmak demokratik bir doğrudur” diyerek, Refah Partisi’nin kapatılmasını istisnai bir karar olarak destekledi…

Refah Partisi'nin kapatılmasının o zaman yerlerde sürünen ülke ekonomisine bir etkisinin olmadığını vurgulamak isteyen çakma ekonomistler ise;

“Anayasa Mahkemesi'nin kararı açıkladığı saate kadar inişli çıkışıl seyir izleyen borsa, RP kapatıldıktan sonra yüzde 2.74'lük prim yaptı” şeklindeki beyanlarla, piyasanın bile bu anti-demokratik karardan memnun olduğu algısı yaydı.

Aynı güruh, Fazilet Partisi’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle 22 Haziran 2001 tarihinde kapatılmasını da benzer şekilde kutlamıştı.

*

Muhafazakâr çizgide siyaset yapan partilerin kapatılmasını destekleyen ve bunu bir “demokrasi şöleni” olarak lanse eden seküler azınlığın çirkin yüzü dün bir kez daha deşifre oldu.

“Otel odalarında” ve “pavyon köşelerinde” dağıtılan rüşvet paraları ile CHP’li delegelerin iradesini gasp eden ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu sırtından “hançerleyen” Zoomcu tayfa hakkında suç duyurusunda bulunan Hatay eski Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın şikâyetiyle açılan “kurultay iptali davası”nda “mutlak butlan” kararı çıkması üzerine…

Dünün “demokrasi havarileri” deliye döndü.

Okyanus ötesinden gelen iğrenç sufleleri andıran ifadeler kullanan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, karar sonrası toplanan yandaşlarını;

“Bundan sonra gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız ama asla teslim olmayacağız. Bundan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim” diyerek sokağa çağırdı ve açık açık kaos tehdidinde bulundu.

Milli Görüş kökenli partiler kapatıldığında “demokrasi” ve “yargı bağımsızlığı” nutukları atan CHP’nin arka bahçesi konumundaki karanlık oluşumlar ise “Antidemokratik her türlü müdahaleye karşı, demokrasinin yanındayız” şeklinde ifadeler kullanarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen kararla ilgili olarak “darbe” imasında bulundu.

Refah Partisi kapatıldığında “şeriatın kestiği parmak acımaz” diyen, Tayyip Erdoğan’a verilen siyasi yasak için “Güle güle Tayyip” manşetleri atan mütareke medyası ise mutlak butlan kararı için “Demokrasiye mutlak darbe” maşetini attı.

Bekir Coşkun öldüğü, Emin Çölaşan da çaptan düştüğü için, Hülya Avşar’ın bebeğinin dünyaya gelmesini Refah Partisi’nin kapatılmasından daha önemli gören Gani Müjde,  acaba “mutlak butlan” kararı için ne demiş diye merak edip, baktım.

O da bizzat Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin başvurularıyla başlamış; yine CHP delegelerinin beyanları, itirafları ve tanıklıklarıyla sonuçlanmış ve “parti içi bir mesele olarak” kalması gereken bu karar hakkında, hem de hiç utanmadan;

“Muhterem samiin. ‘Çok partili demokratik siyaset’e ayrılan sürenin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Birazdan Hasan Mutlucan'dan serhat türküleri dinleyeceksiniz” diyerek, güya 12 Eylül 1980 darbesini aratmayacak bir süreç imasında bulundu.

Oysa azıcık omurgası olsaydı, “Kurultaya şaibe bulaştırmasaydınız” diyemese bile tıpkı 28 yıl önce olduğu gibi en azından;

“Kendi düşen ağlamaz” ifadesini tekrar etmesi gerekirdi…          

Ama bunlarda o onurlu duruş ne arasın ki?!..

Zekeriya Say / Haber7

Yorumlar16

  • mustafa 9 dakika önce Şikayet Et
    haramiliğe hırsızlığa yolsuzluğa karşı içeriden birilerinin rıza göstermemesi ve hukuk yoluna başvurusu sonucu ortaya çıkan hukuki bir yargı kararıdır. Kendi içlerindeki bir hesaplaşmada adalet hükmünü vermiştir.
    Cevapla
  • Arslan 12 dakika önce Şikayet Et
    Yandan çarklı solcular bu ülkenin sahibi zannediyorlar. Bu ülke bayrağına sancağına sahip çıkanlarındır. Atatürke sığınarak rüşvet yolsuzluk yapanların değil.
    Cevapla
  • Özlem 19 dakika önce Şikayet Et
    Muhteşem bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. ... Gençler de bu bilgileri öğrensin.. Teşekkürler
    Cevapla
  • Korkut 19 dakika önce Şikayet Et
    Eyvalah hocam gayet güzel aydinlattiniz ...dediğiniz gibi bunlar böyle o dönem şevki yılmaz beyin bir lafı vardı (surat surat degil sünger sanki ne tarafa sıkarsan o tarafa su sıcratir )demişti o dönemde bile bunların nekadar yuzssuz olduğuna şahit olmustuk
    Cevapla
  • Ahmet41 25 dakika önce Şikayet Et
    Siyasi. Rant. 4sonrada. Erken. Seçim. Derler
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat