Keşke yolsuzluklar ‘mutlak butlan’ olsa
- GİRİŞ22.05.2026 09:39
- GÜNCELLEME22.05.2026 09:39
Özgür Özel bir kez daha konuştu ve yine klasik CHP usulü bir laf etti: “Özkan Yalım, o otel odasında kapıyı açana kadar CHP’liydi. Kapıyı açtı, AKP’li oldu.”
Bravo.
Özel, resmen kapı açma teorisi geliştirmiş.
Siyaseti otel lobisine, ahlakı anahtar deliğine, partiyi de ‘kapıyı açınca parti değiştir’ oyununa indirgemiş.
Peki o kapı açılana kadar Özkan Yalım neler yapmış, bir bakalım mı?
Kapıyı açana kadar, metreslerini belediyeye işe sokmuş.
Bir değil, birden fazla…
20’li yaşlardaki belediye çalışanıyla Ankara’da otel odasında havluyla yakalanana kadar, sevgililerine lüks evler, arabalar, hediyeler ayarlamış.
Belediyenin imkânlarıyla tabii...
Çünkü belediyenin imkanları varken kendi cebinden neden harcasın?
Kapıyı açana kadar, Uşakspor için toplanan bağış paralarıyla kendi şirketinin SGK borçlarını ödemiş.
Spor kulübü bahanesiyle halktan, esnaftan toplanan paralar, Yalım Garden’in borç hanesine kaymış.
‘Bağış’ adı altında gelen nakitler, futbolcu maaşlarından önce başkanın şirket kasasına gitmiş.
Futbolcular da belediyeden maaşa bağlanmış…
Kapıyı açana kadar, metreslerinden biriyle ortak aldığı evin halılarını belediyenin özel dokuma, kültür mirası Uşak halılarıyla döşetmiş.
Şoförü taşımış, özel kalem çalışanı da halıyı yere sermiş…
Belediyenin iştiraki Dokur Evi’nden çıkan el dokuması halılar, özel konuta tabiki de en bedavasından döşenmiş…
Kapıyı açana kadar Yalım’ın aşkının maliyetini Uşak halkı ödemiş.
Kapıyı açana kadar, Özgür Özel’in seçilmesi için Uşak’taki delegelere belediye imkânlarını kullandırmış.
Araçlar, personel, lojistik…
Her şey Özel’in CHP genel başkan adaylığı için seferber edilmiş.
Demek ki kapı açılmadan önce her şey yolundaymış.
Uşak Belediyesi’nin bütçesinden Uşak Halkı için kullanılması gereken parayla Özgür Özel’in makam aracının içini dizayn ettirmiş…
Özgür Özel’e savcılık iddialarına göre 1 milyon ve 200 bin elden para vermiş.
Özgür Özel’e göre bakacak olursak Özkan Yalım’ın kapıyı açana kadar yaptıkları meşru…
Açtıktan sonra kapıyı açmadan önce yaptıklarını anlatması meşru değil…
Bu adam kapıyı açana kadar CHP’liydi de kapıyı açtıktan sonra mı yolsuzluk yaptı?
Metresleri belediyeye sokmak, bağışları şirket borcuna yatırmak, halıları aşırıp sevgili evine döşemek, partisinin genel başkan adayına belediyenin parasıyla destek vermek…
Bunların hepsi ‘CHP’li’ olduğu döneme ait.
Hepsi belgeli, hepsi itiraflı…
Özgür Özel’in mantığına göre, bir belediye başkanı rüşvet, irtikap, zimmet iddialarıyla yargılanırken, metresiyle basılınca birden ‘AK Parti’li’ oluyor.
Gerisi affediliyor, unutturuluyor.
‘Özel hayat’ diyor, ‘siyasi linç’ diyor.
Ama o özel hayatın içinde belediye personeli, belediye halısı, belediye parası var.
CHP’nin son hali tam da bu…
Skandal patlayınca ‘kapı açma’ teorisiyle kurtulmaya çalışıyorlar.
Bir başkan rezalet üstüne rezalet yaşarken parti “dimdik ayaktayız” diye açıklama yapıyor.
İtirafçı olmasın diye uzun süre ihraç edemiyorlar.
Sonra etkin pişmanlık yasasına sığınıp her şeyi anlatmaya başlayacağı anlaşılınca da ihraç etmek zorunda kalıyorlar.
Ama o anlattıkları, kapıyı açmadan önceki CHP dönemini anlatıyor.
Özgür Özel, milletin aklıyla dalga geçmeye çalışıyor.
Özkan Yalım kapıyı açtığında AK Parti’li olmadı.
O kapıyı açtığında sadece yakalandı.
Gerisi, kapı kapalıyken yapılanların ortaya çıkmasıydı.
Türkiye bunu çok net bir biçimde görüyor…
O kapı açılmasaydı, halılar hâlâ metres evinde, borçlar hâlâ şirket kasasında, metresler hâlâ belediyede, delegeler hâlâ belediye aracıyla taşınıyor olacaktı.
Siyaseti otel odalarına, ahlakı ‘kapıyı açana kadar’ hesabına indirgeyenler, bir gün kendi kapılarını da açmak zorunda kalacak.
O gün geldiğinde ‘özel hayat’ diye sığınacak yer bulamayacaklar.
Milletin kapısı ise çoktan açıldı.
Ve içerideki manzara, CHP’nin ‘temiz siyaset’ masalını yerle bir ediyor.
Bu satıra kadar yazdığım cümleleri, henüz Bölge Adliye Mahkemesi’nin mutlak butlan kararı vermeden önce kaleme almıştım.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen mutlak butlan kararı Yargıtay’da kesinleşinceye kadar; Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve önceki parti meclisini ‘geçici’ olarak görevlendirdi.
Bölge Adliye Mahkemesi yine 38’inci Olağan Kurultay sonrasında yapılan tüm kurultayların da iptaline karar verdi.
Yani karar Yargıtay’da kesinleşinceye kadar Özgür Özel, hukuken Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiç genel başkanı olmamış gibi sayılacak.
Keşke Özgür Özel döneminde belirlenen belediye başkan adayları da mutlak butlan sayılabilse…
Keşke yapılan yolsuzluklar da mutlak butlan yani kesin hükümsüz sayılabilse…
Keşke Türkiye’de siyasetin kirlendiği anları da mutlak butlan sayabilsek ve gerçek sorunlarla ilgilenildiği bir dönem olarak yaşayabilseydik…
RENKLENEN YAZLAR, AYDINLANAN GENÇLİK
Bu yıl da Türkiye Gençlik Vakfı’nın (TÜGVA) Yaz Okulları lansmanına katılmak nasip oldu.
Salonda gençlerin heyecanını, velilerin umutlu bakışlarını ve gönüllülerin fedakârlığını görünce bir kez daha anladım ki bu iş siyaset işi filan değil, bu iş Türkiye’nin geleceği...
Geçen yıl 430 bin ortaokul öğrencisiyle rekor kıran yaz okulları, bu yıl hedefini 500 binin üzerine çıkarmış.
Temmuz’da başlayacak, 6 hafta sürecek programın kayıtları TÜGVA’nın internet sitesi üzerinden ücretsiz olarak açıldı.
81 il, 290 ilçede ‘Renklensin Yaz Okulumuz’ sloganıyla yola çıkan TÜGVA, adeta yaz tatilini bir fırsatlar şölenine dönüştürüyor…
Geçen yılki rakamlar bile tek başına oldukça etkileyici…
267 bin 314 genç Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenmiş, 103 bin 215 genç tecvit eğitimi almış, 138 bin 637 genç at biniciliğiyle tanışmış, 224 bin 318 genç yüzme bilmeyenler arasında yer almamış.
Bunlara saha sporlarını, müze gezilerini, doğa yürüyüşlerini, okçuluğu, badmintondan ebru sanatına, tiyatrodan cami buluşmalarına kadar yüzlerce faaliyeti ekleyin...
Bu yıl golf gibi yeni branşlar da programa dahil oluyor.
Yani gençlerimiz hem ruhen hem bedenen hem de kültürel olarak donanıyor.
TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci’nin lansmandaki sözleri çok netti: “Olaya siyasi bakanlar bu faaliyetlere karşı dursa da biz onlara kulak asmıyoruz. Faydalı bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Gençlerimize uzak gözüken her şeyi gençlerimize yaklaştırmak istiyoruz.”
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.
Bazı kesimler TÜGVA’yı ideolojik gözlükle görmeye çalışsa da gerçek ortada…
Ücretsiz, yaygın, kaliteli ve tamamen genç odaklı programlar hayata geçiriliyor.
Ortaokul çağındaki bir çocuğun hem Kur’an öğrenip hem yüzme öğrendiği hem at binip hem ebruyla tanıştığı hem spor yapıp hem tarihî mekanları gezdiği başka bir örnek bulmak zor.
Türkiye’nin her coğrafyasından, her sosyoekonomik kesimden gencin aynı etkinliklerde bir araya gelmesi, ortak bir yaz deneyimi yaşaması, bugün belki sıradan görünebilir ama yarın ülkenin sosyal dokusuna büyük katkı sağlayacak.
Çünkü yaz okulu sadece ‘aktivite’ değildir…
Aynı zamanda karakter inşası, özgüven geliştirme ve ufuk açma projesidir.
Velilere ve gençlere buradan sesleniyorum: Kayıtlar açık, fırsat sınırlı.
‘Renklensin Yaz Okulumuz’ demek, aslında ‘Renklensin Geleceğimiz’ demektir.
TÜGVA bize bir kez daha gençliğe yatırımın en karlı yatırım olduğunu gösterdi.
Bu yaz, 500 binden fazla gencin yaz tatilini bereketli, dolu dolu ve anlamlı geçirmesini diliyorum.
HAKİKATİN GENÇ KALESİ
Dijital çağın en sinsi silahı dezenformasyondur.
Görünmez, sessiz ve zehir gibi yayılıyor.
Bir tweet’le toplumun sinir uçlarını tetikliyor, bir deepfake’le gerçek ile yalanı birbirine karıştırıyor, bir algoritmayla milyonları aynı yalanın etrafında topluyor.
Terörden farkı yok; sadece mermisi yok, kurşunu yok.
Ama etkisi aynı…
Her ikisi de kaos, güvensizlik ve bölünmeyi amaçlıyor.
İşte bu bilinçle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ‘Dezenformasyonla Mücadele Ulusal Gençlik Zirvesi’ni düzenledi.
Tam isabet...
Çünkü dijital çağda hakikatin en güçlü kalkanı, bilinçli, sorgulayan ve doğruluğa bağlı bir gençliktir.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın liderliğinde gerçekleştirilen zirve, gençleri pasif tüketici olmaktan çıkarıp aktif savunma hattına dönüştürmeyi hedefliyor.
Dijital okuryazarlık, kaynak sorgulama, manipülasyonu fark etme…
Bunlar artık lüks değil, millî güvenlik meselesi.
Dezenformasyonla mücadelenin terörle mücadele kadar kritik olduğunu vurgulamak, bugünün gerçeğini ortaya koyuyor.
Türkiye, Gezi’den 15 Temmuz’a, afetlerden uluslararası krizlere kadar birçok kez bu sinsi saldırının hedefi oldu.
Her seferinde yalanlar çöktü, hakikat ayakta kaldı.
Şimdi aynı kararlılıkla gençlerimizi donatmak için yola çıkılmış.
Tebrikler Burhan Duran ve ekibi.
Bu zirve, bilinç inşasının kıymetli bir adımıdır.
Türkiye, hakikatin yanında dimdik durmaya devam edecek.
Gençlerimiz bu mücadeleyi omuzladığında, dezenformasyonun karanlık orduları karşısında en büyük engel oluşacak…
Ferhat Murat / Haber7
Yorumlar7
-
bayram
20 dakika önce
Şikayet Et
meral hanımın kocaman birer hırsız olduklarını anladığımızda çektiğimiz acıyı anlatmam mümkün değil. sözleri aklıma geldi.
Beğen
Cevapla
-
suc ve ceza
23 dakika önce
Şikayet Et
özkan yalım kapıyı açtıktan sonra sadece kendini kurtarmaya çalışıyor. özel ise yalım üzerinden ak partiye iftira atmaya çalışıyor. özel hakkında bu psilikleri gizlemeye çalışmaktan soruşturma açılması lazım. ama asıl mesele, bütün bunlara ragmen türkiyede %29 gibi bir nüfus özele arka çıkıyor. bu insanlar ne yapmaya çalışıyor? adamlar suç işlemiş bu kadar basit.
Beğen
Cevapla
-
Vatandaş
32 dakika önce
Şikayet Et
Çaldıkları paralar yaptıkları yolsuzluklar nedeniyle oluşan kamu zararının partiye rücu ettirilmesi gerekir.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Kemal
1 saat önce
Şikayet Et
Mükemmel tespitler, kalemine sağlık.
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Süleyman Arif Bey
1 saat önce
Şikayet Et
Allahım, bu cuma gününün hürmetine senden diliyorum; memleketimizi chp den ve chp zihniyetinden kurtar Yarabbim. Amin
Beğen
Cevapla
Toplam 12 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle