Sezai Karakoç’un Üç Türkiye Tasavvuru: Türkiye, Türkiyeleri ve Türkiyemiz

  • GİRİŞ23.05.2026 08:46
  • GÜNCELLEME23.05.2026 08:46

Sebilürreşad Vakfı öncülüğünde, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin işbirliğiyle "II. Sezai Karakoç Sempozyumu' düzenlendi.. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, sempozyuma gönderdiği mesajda, "Sezai Karakoç, kalemiyle yalnızca edebiyatımıza değil, düşünce hayatımıza da yön veren müstesna bir şahsiyettir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ise Sezai Karakoç’un diriliş düşüncesiyle milletin ruhuna ışık tuttuğunu belirtti.  Programın açılışında eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Sebilürreşad Vakfı Başkanı Fatih Bayhan da birer konuşma yaptı.  

"II. Sezai Karakoç Sempozyumu'nda yazar Yüksel Kanar, tebliğinde Sezai Karakoç’un düşünce sisteminin adı olan Diriliş kavramının, ihya, ıslahat ve tecdit kavramlarının üçünü de kapsadığını anlattı.

Prof.Dr.Muhammed Sani Adıgüzel de sunduğu tebliğde Sezai Karakoç’un dil anlayışını anlattı. Allah ve tanrı kavramları üzerinden; millet ulus, siyaset politika, medeniyet uygarlık gibi birbirinin müteradifi olan kavram çiftleri üzerinden Sezai Karakoç’un Türkçesini ve kavramlarını örneklerle ortaya koydu.

Sempozyum’a " Sezai Karakoç’un Üç Türkiye Tasavvuru: Türkiye, Türkiyemiz, Türkiyeleri " başlıklı bir tebliğle katkıda bulundum. Tebliğde Sezai Karakoç’un siyasi akımların Türkiye algıları sorgulamasını anlattım. 

Sezai Karakoç Farklar kitabındaki "Üç Türkiye"  yazısında şunu söyler: 

‘Ortada bir ‘Türkiye’ vardır, bu natürel yani tabiî Türkiye’dir. 

Bir ‘Türkiyeleri’ vardır, bu aktüel olan, yaşanılan Türkiye’dir. 

Bir ‘Türkiyemiz’ vardır ki, bu da tarihî ve ideal Türkiye’dir. İdeal Türkiye aynı anda hem geçmişteki Türkiye’dir hem de gelecekteki Türkiye’dir. 

Türkiye, olandır. Türkiyeleri, oldurulmak istenendir. Türkiyemiz ise, içten içe oluşan ve olması gereken Türkiye’dir" (s.14-16).

1.TÜRKİYE

Bu Türkiye algısında ülke oluştan önceki Türkiye’dir. Potansiyel ve tabiat halindeki, kabiliyet ve istidat halindeki gerçek Türkiye’dir. 

Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan, belli bir yüzölçümü ve nüfusu olan, coğrafya biliminin anlattığı bir ülke. Bu bilimsel söylemdeki Türkiye, derinlerdeki Türkiye, yani alt yapı Türkiye’sidir. 

Hakikat medeniyetinin yontup heykel olarak ortaya dikeceği bir mermerdir bu söylemdeki Türkiye.

Bu algıda Türkiye, kimi yönelimleri itibarıyla Türkiyemiz hattında, kimi yönelimleri itibarıyla Türkiyeleri hattında gelip gitmektedir. 

2.TÜRKİYELERİ

Bu Türkiye tasavvurunda; üstünlük ve başarının Doğudan Batıya kaydığı günlerden bu yana, Batının oldurmak istediği ve oldurmaya çalıştığı, bu çalışma sonunda kültürü değişmiş, daha doğrusu kültürü değiştirilmiş, Batı hayat tarzını benimsemiş bir Batı(lılaşma)cı kadronun da, tıpkı Batı gibi oldurmak istediği ve oldurmaya çalıştığı Türkiye’dir. Türkiyeleri, kalp, ciğer, mide ve bağırsakların dışarıda, deri, el, tırnak ve ayakların içerde olması gibi garip bir iç dış değişimine uğramış Türkiye’dir1.

Sezai Karakoç, Batıcı Türkiye söylemini "Kurumlarımızın birçoğu bilerek bilmeyerek ‘Türkiyeleri’ni, bu iğreti Türkiye’yi, arttırmak, büyütmekten başka bir şey yapmıyorlar. Birer balık ağı gibi gerilmişlerdir. Doğal Türkiye’yi yakalamak ve onu ‘Türkiyeleri’ne çevirmek için. Basın, gerçek Türkiye’yi ve olması gerekli Türkiye’yi elinden geldiğince maskeler, olmayanı olur gösterir; olanı mübalâğa eder" diyerek eleştirir. Sezai Karakoç ‘Türkiyeleri’ tasavvurunda Batıcı aydın ve basın eleştirisi apar:  

Batıcıların söylemlerine göre, "güya, Türkiye’nin yarısı şiidir ve bu şiiler, güya, sünniler tarafından ezilmişlerdir; güya, sünniler ve şiiler, hemen birbirinin boğazına sarılacaktır. Yine, onlara göre, güya Türkiye’de kabarık sayıda erkek, hayvanlarla cinsî ilgi kurmuş, kadınların kabarık sayıda ve oranındaki bir kısmı da kocalarını aldatıyormuş. İşte gerçek Türkiye buymuş. Onlar, gerçek Türkiye’yi, iç ve dış şartlarından soyuyorlar. Örnek mi? Onlarca, Ege muhteşem ve canlı camili Ege değildir. Ege demek onlarca, Efes harabesi ve uydurma Meryem Ana evidir. Gerçek Türkiye, Uydurma Meryem Ana evinin bulunduğu Selçuk’ta yükselen, dimdik ve sapasağlam, fakat bakımsızlıktan otların bürüdüğü, başında yabanıl kuşlar dönen, dünyanın en güzel pencereli yapısı, Aydınoğlu İsa bey camii iken, bu basın ondan hiç bahsetmez. Onun aktüalitesini yapmaz; o yok gibidir. Ama uydurma ve çimentodan yapılmış Meryem Ana evinden ibarettir Ege, onlarca. Türkiye’yi, yani etiyle kemiğiyle gerçek Türkiye’yi, kutsal sularla arınmış Türkiye’yi göremezler. Asıl ateş ve kor halindeki Türkiye’yi örten Batı külünü, Türkiye olarak gösterirler hep. Aydın denilen, aslında kültür savaşında verdiğimiz kayıp, kül tabakası olan bu kadro, orijinalliğini ve asilliğini yitirmiş bir kültürün kurbanlarıdır" (Farklar, s.15).

3.TÜRKİYEMİZ

Bu Türkiyemiz algısında, Türkiye’nin tarih ve sosyolojisinden, günümüz şartları içinde çıkarılıp ortaya konulacak gerçek, yani mesajlı, idealli, misyonlu Türkiye’dir.
Bu durumda gerçek bir aydına düşen ilk iş, bu kül ve iğreti cila Türkiyesini, Batıcı adınları ve sölemlerini aşıp, gerçek Türkiye mağmasına ve ağır madenler Türkiyesine ulaşmak ve ikinci iş, nebülöz halindeki, tohum halindeki, çekirdek halindeki Türkiye’den hayalimizdeki en güzel örneğe göre, yüzdeki nur, bakıştaki peklik, elin uzanışındaki soyluluk olan mermerdeki Türkiye’yi biçimlendirmek ve yontmaktır. Modern çağın ortasına, Büyük Türkiye âbidesini oturtmaktır.

Büyük mesele ve hatta salt bütün mesele, Türkiye’yi, Türkiyeleri olma yolunu kapayıp, Türkiyemiz yapmaktır. Modern çağın ortasına büyük Türkiye abidesini oturtabilmektir.  Büyük Türkiye haline gelmeliyiz, zira büyümezsek, küçülür yok oluruz.

Mustafa Yürekli / Haber7

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat