Hem savaşamıyorlar hem barışamıyorlar!

  • GİRİŞ23.05.2026 08:51
  • GÜNCELLEME23.05.2026 08:51

Tarihler 27 Şubat 2026...

Gece saatlerinde İran ile Amerika arasında arabuluculuk görevi üstlenen Umman dünyaya bir duyuru yaptı...

Müzakerelerde büyük ilerleme sağlandığı, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu sıfırlamayı prensipte kabul ettiği belirtildi. "Barış an meselesi" denildi. İran Dışişleri Bakanı da tarihi bir anlaşmanın eşiğinde olduklarını kamuoyuna açıklamıştı.

28 Şubat Cumartesi gününün sabah saatlerinde ise bombardımanın başladığını gördük.

Bugünü anlamak, yarını tahmin edebilmek için dün yaşananları hatırlamakta fayda var.

6 Şubat'ta Maskat'ta başlayan dolaylı görüşmelerde temasların sürdürülmesi kararlaştırılmış, 17 Şubat'ta Cenevre'de ikinci tur yapılmış "Temel ilkelerde anlaştık" denilmişti. Neredeyse sürekli aynı döngüyü yaşıyoruz. Nisan ayında ilan edilen ateşkes aynı hafta ihlal edildi. "İlerleme" kelimesi sanki yeni saldırının habercisi olan bir uyarı sinyaline dönüşmüş durumda.

BU DÖNGÜ NEDEN KIRILMIYOR?

Amerika tarafı, "Bekle ve Kazan" stratejisini belirledi. İran iç baskılar altında daralacak, ekonomisi çökecek, masaya geri dönecek, Washington'ın şartlarını kabul edecek.

Yaptırımlarla boğulan İran'ın 2025 yılında hükümet karşıtı protestolarla da mücadele etmek zorunda kalması, bu stratejiyi görünürde makul kıldı. Ancak hesaplandığı gibi gitmedi işler. Trump yönetimi, İran halkının saldırılar karşısında rejimi düşürebileceğini sanıyordu, bu gerçekleşmedi. Karadan terör örgütleriyle saldırmayı planlıyordu, bu da gerçekleşmedi.

Bunların üstüne İran'ı beklerken, ABD'nin bu savaş için ayırdığı bütçe şişmeye başladı. İran'ın direnişi, günde 500 adet üretilebilen 20 bin dolar maliyetli Şahid Kamikaze dronları, rüzgarı tersine çevirdi.

Savaşın ilk dört gününde ABD ve İsrail, 35 farklı türde 5 binden fazla mühimmat kullandı. 943 Patriot füzesi fırlatıldı. Normal üretim hızında 18 ayda yapılabilen mühimmat 96 saatte harcandı. Tomahawk stokunun savaş öncesi seviyeye dönmesi en az dört yıl alabilir.

İran tarafındaki tıkanıklık karar mekanizmasının tek başlı olmamasından kaynaklanıyor.

28 Şubat'taki ilk saldırıda 40 yıllık otorite dini lider Ali Hamaney öldürüldü. Oğlu Mücteba 8 Mart'ta yeni lider seçildi. Ancak saldırıdan yaralı kurtulduğu için kurumsal meşruiyetini henüz inşa edemedi. Bu nedenle gerçek iktidar, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ile Devrim Muhafızları arasında parçalanmış durumda.

Genel anlamda İran yönetiminin birleştiği en kritik konu, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasının ABD'yi dize getireceğini düşünüyor.

Yine de hal böyle olunca, yani ortada tek bir karar verici olmayınca, müzakerelerde İran cephesinin yanıtları 2-3 günü bulabiliyor. Diplomatlar masada bir şeye el sıkışsa bile Devrim Muhafızları bunu bozabiliyor. Ya da Devrim Muhafızları ilerlemek istese bile bunu yapabilecekleri hukuki zemin bulunmuyor.

İki taraf kendi içinde bu tarz sorunlarla boğuşurken, ortada dolaşan 14 maddelik teklif var. İki aşamalı teklife göre İran cephesinin önceliği savaşın bitmesi, ablukanın kalkması ve İran'a tazminat ödenmesi. Nükleer mesele ikinci aşamaya bırakılıyor.

Amerika ise tam tersi. "Nükleer konu önce masaya gelecek. Diğer maddelere Nükleer mesele çözüldükten sonra bakarız" diyorlar.

TRUMP'A SİYASİ BARİKAT!

Washington cephesi kuyruğu dik tutuyor ancak ciddi bir handikapla da karşı karşıya. Yukarıda zikrettiğimiz finansal problemi, teçhizat sorununu aştılar diyelim. Yine de "Bekle ve Kazan" stratejilerini uygulamalarının önünde siyasi bir barikat oluşuyor günden güne.

Biraz açalım bu meseleyi ve yine geçmişten günümüze yaşananlara bakalım.

1973 tarihli "Savaş Yetkileri Yasası", ABD Başkanı Trump'ın herhangi bir ülkeye savaş açabilmesini Kongre onayına bağlıyor. Yani Trump İran'a savaş açarken Kongre'ye bildirmesi gerekiyor. Aynı yasa Kongre'nin onaylamadığı çatışmadan ABD Güçlerinin 60 gün içinde geri çekilmesini zorunlu kılıyor.

Bu nedenle Trump İran'a savaş açmadı. Epic Fury Operasyonu başlattı. 60 gün sonra da bitirdiğini duyurdu. Demokratlar, Trump'ın Kongre'yi bypass etmek için sergilediği tiyatroyu gördü. Bu durumu Trump'a karşı kullanmak üzere Temsilciler Meclisi ve Senato'ya çeşitli tasarılar sundu.

5 Mart 2026'da Demokratlar tarafından Senato'ya sunulan ilk savaş yetkileri tasarısı, 47 "Evet" oyuna karşılık 53 "Hayır" oyuyla reddedildi.

6 Mart 2026'da Temsilciler Meclisi'nde oylama yapıldı. 212 "Evet" oyuna karşılık 219 "Hayır" oyuyla reddedildi tasarı.

16 Nisan 2026'da Temsilciler Meclisi'nde bir kez daha oylandı tasarı. 10 günde 7 oyluk fark 1'e indi. 213'e 214 sonuçlandı. Bir üye de "çekimser" oy kullandı.

Mayıs ayında, yine Temsilciler Meclisi'nde yapılan 4. oylamada, Trump'a ABD silahlı kuvvetlerini İran'a yönelik çatışmalardan çekme talimatı verecek karar tasarısında 212'ye 212 eşitlik çıktı. Oylamadaki eşitlik, Meclis kuralları gereği kabul edilmedi.

21 Mayıs 2026'da, Trump'ın İran'daki savaş yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan karar tasarısı, Temsilciler Meclisi'nde bir kez daha oylandı. Bu kez karar tasarısının çıkması muhtemeldi. Ancak Cumhuriyetçiler, kaybedecekleri oylamayı iptal etme kararı aldı. Gerekçe olarak Cumhuriyetçi kanattaki devamsızlıklar gösterildi.

20 Mayıs'ta Senato'da da söz konusu tasarının Dış İlişkiler Komitesi'nden çıkmasını öngören prosedür oylamasına 47'ye karşı 50 lehte oy verildi. Böylece Trump'ın İran'a yönelik askeri güç kullanımını Kongre onayına bağlı kılması öngörülen savaş yetkileri tasarısının Senato Genel Kurulu'nda görüşülmesinin önü ilk kez açılmış oldu.

Bu tablo bize Trump'ın partisinin İran savaşında Beyaz Saray'a verilen destekteki azalmayı gösteriyor. Süreç içerisinde, oy farkları kapanıyor, eşitleniyor, cumhuriyetçilerin aleyhine geçiyor ancak oylama iptal ediliyor. Çünkü, bazı Cumhuriyetçi üyeler, yönetimin savaşa ilişkin net bir plan ortaya koyamamasından rahatsız. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması sonrası, yakıt maliyetlerindeki yükseliş kaynaklı seçmenle karşı karşıya gelmiş olmaktan da rahatsızlık duyuyorlar.

Bunun bir adım sonrası, Trump'ın İran'daki savaşı sürdüremeyeceği siyasi zeminin oluşması anlamına geliyor. Trump veto yetkisine sahip olsa bile. "Bekle Kazan" stratejisine siyasi barikat oluşuyor dememiz de bundan.

DÖNGÜ NASIL KIRILACAK?

Kimin erken taviz vereceği belirleyici olacak. İran'ın ekonomisini kurtarmak adına son kurşunlarını sıktığı şu günlerde iki başlı yapıdan hangisinin sözünün geçeceği sürecin seyrini belirleyecek.

Diğer tarafta, ABD'deki mühimmat açığı, Tahran'ın çökmesini beklemeden "Bekle ve Kazan" stratejisinden vazgeçmelerini sağlayabilir. Cumhuriyetçi blokun içindeki çatlağın daha da büyümesi, Trump'ın savaş üzerindeki tek taraflı kontrolünü fiilen kısıtlayabilir.

Ancak mevcut tabloya baktığımızda İran cephesinin de ABD cephesinin de vazgeçmemek için mücadele içinde olduğu aşikar. Soru hala cevapsız.. "Kim önce yorulacak?"

Hüseyin Akif Küçükal / Haber7

Yorumlar2

  • Abdullah64 30 dakika önce Şikayet Et
    Danışıklı dövüş. İki taraf da petrolün yüksek seyrinden mutlu.
    Cevapla
  • Ssy 54 dakika önce Şikayet Et
    Fas’a fiso
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat