CHP’nin ihtiyacı
- GİRİŞ24.05.2026 08:42
- GÜNCELLEME24.05.2026 08:42
CHP’deki kavga bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.
Kılıçdaroğlu, “ben davanın tarafı bile değildim, kurultayda hile yapıldığı sabit bulundu, butlan kararı çıktı, görev tekrar bana geldi” diyor.
Özgür Özel ve ekibi ise bir yandan Kılıçdaroğlu’nu suçluyor, bir yandan bunun Ak Parti tarafından yapılan bir operasyon olduğunu iddia ediyor.
Özgür Bey’in ilk iddiası somut gerçekliğe aykırı, çünkü Kılıçdaroğlu gerçekten de davada bir taraf değildi.
İkinci iddiası da ispatlanması imkansız bir tezden ibaret. Özgür Bey savcıların ve mahkemelerin Ak Parti’nin arzusuna göre işler yaptığına dair bir delil sunuyor mu? Hayır.
Burada çok trajik bir durum var… Çünkü bu tezin tek dayanağı muhalefetin yıllardır yürüttüğü kendi kampanyasından başka bir şey değil. Yani Özgür Özel, bu tezle kendi kendine referans veriyor! Sanıyorum bir kavgada inandırıcılığınızı yitirmenin bundan daha garantili bir yolu olamaz: Söylediğim doğru. Neden? Çünkü dün de bunu söylemiştim!
Diyelim ki gerçekten öyle, ‘Türkiye’deki yargı kararları Ak Parti’ye göre çıkarılıyor’, o zaman CHP’nin kazandığı davaları nasıl izah edeceğiz? Üstelik bu davada da kazanan taraf bir grup CHP’li!
Daha beteri, “mahkemeler hukuka göre çalışmıyor” dediğiniz anda “hak aramak için mahkeme dışındaki yollar gerekiyor” demiş olursunuz.
Evet, mahkeme dışında da hukuka uygun yollar olabilir. Miting yaparsınız, vakti ile Kemal Bey’in yaptığı gibi “uzun yürüyüşler” yaparsınız, derdinizi halka anlatır güç toplarsınız… Ancak bunlar mahkeme kararı ile ilgili işler değildir ki! İstediğiniz kadar miting, yürüyüş yapın, mahkeme -istese de- kararını geri alamaz. Çünkü siyasi olan ile hukuki olan arasında genellikle belirgin bir ayrım vardır. Ve demokrasi içinde kalındığı sürece siyasetin hukuka müdahalesi pek mümkün olmaz, olmamalıdır.
Peki sınırlar biraz zorlanamaz mı? Evet, zorlanabilir. Nitekim Özgür Bey de böylesi bir plandan söz ediyor. “Tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız, hayatı durduracağız” diyor.
Alın size bir trajedi daha…
Birincisi “tüketimden gelen güç” Avrupa liberal solunun uydurduğu kuruntudan başka bir şey değil. Daha açık diyeyim: öyle bir büyük güç yok! O güç ile değil hayatı durdurmak, bir kahve dükkanını bile durduramazsınız, denediniz gördünüz.
Hele böyle geçim sıkıntısı yaşanan dönemlerde tüketimden gelen güçten falan hiç söz edemezsiniz. Geniş halk kesimlerinin zorunlu tüketim harcamalarının dışına çıkmadığı bir zamanda nasıl bir güçten bahsedilebilir? İnsanlara “ekmek, peynir almayın, telefon kullanmayın, otomobil kullanmayın” mı diyeceksiniz? Yusuf Hayaloğlu’nun sözleri ile: “ner’den baksan tutarsızlık”!
Hayatı durduracak bir güç varsa eğer, tüketimden değil ancak üretimden gelen güç olabilir. Zaten Özgür Bey, bir ara “genel grev” lafı da etti. Ancak bu genel grev hangi işçi örgütleri ile yapılacak onu söylemedi. Belediyelerdeki haksızlıklar yüzünden CHP’ye düşman olan işçi sendikaları ile mi? Çoktan HDP’ye kaptırdıkları memur sendikaları ile mi?
Özgür Özel ve ekibi giderek daha fantastik, gerçeklikten uzak bir dünyaya hapsoluyor. “Eski yeni genel başkan” Kemal Bey, buraya bir gerçekçilik aşısı yapabilir mi bilmiyoruz, şayet yapamazsa bu yolun sonu CHP’nin tamamı için bir felakete dönüşebilir.
Gaffar Yakınca / Haber7
Yorumlar5