Kurban, paylaşım ve dayanışma

  • GİRİŞ27.05.2026 08:51
  • GÜNCELLEME27.05.2026 08:51

Bugün, Zilhicce ayının onuncu günü, mübarek Kurban bayramı. Bizleri bir kez daha bu kutlu günlere kavuşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. Bayramların hikmet ve önemini bizlere öğreten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, ashabına ve ehl-i beytine salat ve selam olsun.

İnsanlığı yoktan var edip hayat lütfeden Rabbimize hamdüsenalar olsun ki, bugün bizleri Kurban Bayramı’na kavuşturmuştur. Kurban Bayramımız mübarek olsun.

Yüce dinimiz İslam’da, “Kurban” kelimesi, kendisiyle Allah’a yaklaşılan şey anlamına gelir. Özel olarak da Allah’a yakınlık sağlamak, yani ibadet amacıyla belli vakitte belirli cinsten hayvanları kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.

Kurban ibadeti, hemen hemen bütün dinlerde mevcut olup, farklı usul ve tarzlarda gerçekleştirilmektedir. İslam’ın kurban ibadetinin kökeninde ise, büyük peygamberlerden Hz. İbrâhim (a.s.)’ın, oğlu Hz. İsmâil’in yerine Allah’ın (c.c.) işaretiyle koç kurban etmesiyle başlamıştır.

Kur’ân-ı Kerîm’de; “Ey Muhammed! Hanîf olan İbrâhim’in dinine uy.” (Nahl Suresi; Aet:123) âyet-i kerîmesi, bu geleneği de içermektedir.

Kurban ibadeti, İslam dininin şiarlarındandır. Âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), bir hadisinde kurban ibadetinin faziletiyle ilgili şöyle buyurmaktadır: “Âdemoğlu kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha güzel bir amel işlememiştir.” (Tirmizî, Edâhî, 1)  

Nitekim kurban, rızasını kazanmak amacıyla Yüce Rabbimiz’e sunduğumuz kıymetli bir hediyedir. Malımızla ve canımızla O’nun yolunda olduğumuzun ifadesi olan ibadetlerden ve dinimizin büyük nişanelerinden biridir.

Allah Resulü (s.a.v.) bir Kurban bayramı sabahında ashabına verdiği Kurban Bayramı hutbesinde şöyle seslenmişti; “Bugün ilk işimiz, (bayram) namazı kılmak, sonra dönüp kurban kesmektir. Kim böyle yaparsa sünnetimize uymuş olur.” (Buhârî, Îdeyn, 3) 

Müslümanlar olarak bizler; bugün, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in sünnetine uyarak aynı safta omuz omuza geldik. Tek yürek, yekvücut olduk. İhlas ve samimiyetle Allah’a yöneldik. Bayram namazımızı hep birlikte huşu içerisinde kıldık elhamdülillah. Tekbirler, besmeleler ve dualarla kurban ibadetimizi eda ettik..

Bu ibadet, zamanın ve zeminin değişimlerinden etkilenmeden, kıyamete kadar Müslümanlar için vacip bir ibadet olmaya devam edecektir.

Kurban; paylaşmaktır, yardımlaşmaktır. Bir yoksulun sofrasına, bir yetimin duasına ortak olmaktır. İslam’ın emrettiği yardımlaşma adabına uyarak kurban etlerini akrabalarımızla, komşularımızla ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşalım. Hanelere huzur ve mutluluk, gönüllere sevgi ve muhabbet taşıyalım.

Kurban ibadetinde, asıl olan niyettir. Yüce Mevla’mız Kur’ân-ı Âzimüşşan’da; “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” (Hac Suresi: Aet:37) diye buyurmuştur.  

En’âm sûresi yüz altmış ikinci ayetinde de şöyle buyruluyor: “De ki: Benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’âm Suresi; Aet: 162)

Peygamber Efendimiz’in meşhur olan; “Ameller ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur.” hadîs-i şerifi de ( Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155) niyetle ilgili önemli bilgidir.

Bizlerin üzerine düşen, her türlü hayırlı iş ve amellerimizde, niyetimizin muhasebesini yapmaktır. İhlastan uzak olan ve riyaya kaçan hiçbir amelimizin, Allah (c.c.) nezdinde muteber olmayacağının bilincinde olmalıyız.

Hak Teâlâ, her bir ibadetimizde sayısız hikmetler saklamıştır. Kurban kesmek ve kestirmenin en bariz hikmetlerinden biri de hiç şüphesiz kardeşlik ve dayanışmanın yaygınlaşması, bireyin ve toplumun bu konuda bilinçlenmesidir. Kurban kesmek ve kesilen etin dağıtılması, başkalarını kendine tercih etmek anlamına gelir ve fedakârlık ahlakı gelişir. Bu husus aynı zamanda ümmet şuurunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kendi kesip dağıtıklarımız ile, dünyada var olan garip ve gurabaya gönderdiklerimiz vesilesiyle, İslam kardeşliğinin tesisine hizmetimizin geçtiğini unutmayalım.

Bayram sevinci yaşadığımız bu mübarek günlerde ne yazık ki Gazze’de, Filistin’de ve dünyanın farklı bölgelerinde masum canlar bombaların, açlığın ve çaresizliğin gölgesinde bir bayram sabahına daha uyandı. Bu bayram sabahında şu hususu bir kez daha hatırlayalım: Müslüman; kardeşlerini, zalimlerin insafına asla terk etmemelidir. Onları yardımsız ve çaresiz bırakmamalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez…” (Müslim, Birr, 58.) hadisine uyarak maddi ve manevi desteğini onlardan esirgememelidir.

Yüce Mevla keseceğimiz ve kestireceğimiz kurbanları yüce katında kabul etsin. Allah kesilmiş etlerin dağıtımını dünyada paylaşım ve dayanışmanın yaygınlaşmasına vesile kılsın. Yüce Mevla ailelerimizle, dostlarımızla bereketli bayram günleri geçirmeyi nasip eylesin. Bu vesileyle sizlerin ve tüm İslam âleminin bayramı mübarek olsun.  

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat