Hamile kadını öldürmenin bedeli 110 bin mark!
- GİRİŞ31.05.2026 09:33
- GÜNCELLEME31.05.2026 09:33
Daha önce de yazmıştık (Küresel cinnet: ‘Süper Sykes-Picot’-19.11.2025). Bazı okurlarımız hadisenin inandırıcı olmaktan uzak, yazının ise fantastik olabileceğini belirterek bizi eleştirmişti.
Hakikatin üzerindeki kalın perde kalktı.
Son günlerde Hırvat gazeteci Domagoj Margetic’in Öde ve Ateş Et isimli kitabı konuşuluyor. Kitapta anlatılanlar doğruysa, Bosna Savaşı bir kuşatma, bir etnik temizlik veya bir soykırım olmaktan çok öte idi. İnsanlık tarihinin en karanlık suçları bu dönemde işlenmişti.
1992-1995 yılları arasında Saraybosna’yı kuşatan Sırp birlikleri, şehri adeta bir insan safarisi alanına çevirmişti. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen varlıklı kişiler, belirli ücretler karşılığında kuşatma altındaki sivilleri katlediyorlardı.
Ortaya atılan fiyat listesi ise dehşetin boyutlarını gösteriyor:
Yetişkin bir insanı öldürmenin bedeli: 80 bin mark! (41 bin euro)
Güzel bir kadını öldürmek için ödenen bedel: 95 bin mark! (48 bin 400 euro)
Hamile bir Müslüman kadını katletmenin bedeli: 110 bin mark! (56 bin euro)
Çocuk katletmenin bedeli: 100 bin mark! (52 bin euro)
Bir insanın hayatı, otomobil ya da lüks saat gibi fiyatlandırılmıştı. Bu rakamlar sadece savaşın vahşetini değil, insan ruhunun hangi uçurumlara yuvarlanabileceğini de gösteriyor.
***
Düşünün…
Binlerce kilometre öteden gelen biri, geyik ya da yabanî kuş vurmak için değil, bir çocuğu, bir anneyi veya hamile bir kadını nişangâhına almak için para ödüyor.
Bu noktadan sonra barbarlık kelimesi bile yetersiz kalıyor.
Daha da ürkütücü olan, iddiaların yalnızca savaşın içindeki milislerle sınırlı olmaması.
Kitapta ve daha önce yayımlanan Saraybosna Safarisi (Sarajevo Safari- Sloven yönetmen Miran Zupanic) belgeselinde yer alan tanıklıklara göre, bu kanlı turizmin müşterileri arasında Avrupa’nın seçkin çevrelerinden isimler bulunuyordu:
İş insanları…
Zenginler…
Soylular…
Hatta bazı iddialara göre kraliyet ailelerine mensup kişiler…
Yıllarca bize insan hakları, demokrasi ve medeniyet dersi veren dünyanın içinden çıkan insanlar…
***
Tarih, insanoğlunun vahşetine dair pek çok kara sayfa kaydetmiştir. Ancak Margetic’in Öde ve Ateş Et kitabında yer alan iddialar, kelimenin tam anlamıyla kan dondurucu.
İnsanlığımızdan utanmamıza yol açacak cinsten…
Bu hadise, sadece savaşın getirdiği bir cinnet haliyle açıklanamaz. Karşımızda, modern dünyanın göbeğinde, -amiyane tabirle- “parayı veren düdüğü çalar” mantığının ulaştığı en sapkın, en barbar nokta duruyor. Dünyanın en gelişmiş, en medenî sayılan ülkelerinden (Rusya, Kanada, ABD, Almanya, İspanya, İtalya) kalkıp gelen zenginlerin, sırf adrenalin uğruna, bir kuşu ya da geyiği değil, korumasız bir hamile kadını veya bir çocuğu hedef tahtası yapması hangi hukuka, hangi vicdana sığar!
***
Kitaptaki iddialar arasında Avrupa’daki bir kraliyet ailesi mensubunun helikopterle bölgeye gelip sırf “çocukları vurmak istediğini” belirtmesi ise, medeniyet dediğimiz o parlak ambalajın altından nasıl bir lağım kokusunun yükselebileceğini gösteriyor. Mavi kanlı soylular, elit iş insanları, entelektüel batı dünyasının göbeğindeki canavarlar…
Hepsi bu vahşet pazarının birer müşterisi...
Uluslararası toplum ve ana akım batı medyası bu konunun üzerine gitmekte her zaman çekimser kaldı.
Neden?
Çünkü bu av partilerinin failleri sadece tetiği çeken Sırp milisler değil; o tetiğin arkasındaki finanse edici güç, bizzat batı dünyasının “saygın” ve “zengin” sınıflarıydı.
Bosna’da yaşanan soykırım, zaten modern tarihin en büyük utanç vesikalarından biridir. Birleşmiş Milletler'in gözü önünde, Avrupa'nın göbeğinde binlerce insan katledilirken sessiz kalan dünya, şimdi bu insanların canlarının bir de “turistik meta” olarak pazarlandığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda.
***
Eğer bu iddialar, öldürülen istihbarat subaylarının belgeleri ve milislerin itiraflarıyla sabitse, bu durum sadece geçmişe dair bir tarih tartışması olarak kalamaz; “insanlığa karşı işlenmiş aktif bir suç” olarak ele alınmalı, asla ve asla zaman aşımı dışında tutulmalıdır.
O dönem Saraybosna’ya “safari” yapmaya giden, bugün belki de ülkelerinde saygın birer iş insanı, siyasetçi veya soylu olarak hayatlarına devam eden o katillerin isimleri tek tek deşifre edilmelidir. Lahey’deki uluslararası mahkemeler ve bağımsız yargı organları bu belgelerin peşine düşmek zorundadır.
Aksi takdirde, Bosna’da katledilen hamile kadınların, çocukların ve masum sivillerin âhı, sadece o tetiği çekenlerin değil, bu vahşeti bilip de susan, paranın gücüyle adaleti örten tüm insanlığın üzerinde kalacaktır.
Bosna bir açık hava müzesi veya safari parkı değildi; insanlığın vicdanının gömüldüğü bir mezarlıktı. Vicdan sahipleri o mezarı açıp katillerle yüzleşmedikçe, “medenî dünya masalı” kocaman bir yalandan ibaret kalmaya mahkûmdur.
Özcan Ünlü / Haber7
Yorumlar11
-
Xyz
9 dakika önce
Şikayet Et
Herkes askerlik yapıp talim yaparken müslüman uyur, yan gelip yatarsa. Herkes çalışıp gelişirken, teknoloji olarak ilerlerken müslüman yan gelip yatarsa sonumuz aynı olur. Bir an önce paralı askerlik kaldırılmalı veya kısıtlanmalı her genç hatta kadınlar bile ateş etmeyi örenecek kadar öğrenmeli ve sisteme dahil edilmeli.
Beğen
Cevapla
-
Herif
12 dakika önce
Şikayet Et
Bizim devletimizden AB ve ABD ye gidipte orada çalışıp izne gelen bazı mahluklar onlardaki medeniyetin çok yüksek seviyede ve çok
İyi olduğunu söylerlerlerdi benim akrabalarımda var içlerinde demekki bunlar alçaklığı
Kabullenmiş yaratıklar halen daha anlatırlar
Alçaklar hele gelde Almanya’daki medeniyeti gör derler tabiki biz bilmiyorduk sizin ellerinize sağlık bunu dile getird
Beğen
Cevapla
-
Harun
18 dakika önce
Şikayet Et
Mehmet akif zamaninda tek disi kalmis canavar diye niye dedi zannediyordunuz
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Altın öğüt
19 dakika önce
Şikayet Et
Bizdeki bedeli ne ?
Beğen
Cevapla
-
Hüseyin
24 dakika önce
Şikayet Et
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar Yapanların Allah cc tez zamanda Belalarını versin İnşallah
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle