Dini duyguyu araçsallaştırmanın adı: Kesimsiz kurban
- GİRİŞ05.06.2026 09:07
- GÜNCELLEME05.06.2026 09:07
Türk Hava Kurumu, bu toprakların hafızasında derin bir yer tutar. 1925'te kurulan bu köklü kurum, havacılık sevdasının sembolü olarak onlarca yıl boyunca milletin gönlünde yaşadı. Ancak aynı kurum, zamanla milletin gönüllü bağışını zorla almanın, dini vecibeleri ipotek altına almanın ve devlet gücünü vatandaş üzerinde bir baskı aracına dönüştürmenin de simgesi hâline geldi. Bu gerçeği görmezden gelmek, tarihe ihanet olur. Ve bugün, o eski alışkanlıkların yeni bir kılıkla geri döndüğünü görmek; hem acı, hem öfke vericidir.
THK, kurban derisi toplama görevini 1983'ten bu yana 2860 sayılı Yardım Toplama ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunları gereği yerine getiriyordu. Yönetmeliğe göre THK, deri ve Ramazan'da toplanan fitre ve zekâtlardan elde edilen gelirleri yardım kuruluşlarına bölüştürmekle sorumluydu. Ama bu sorumluluk kâğıt üzerinde kaldı. Toplanan kurban derisi gelirlerinin yüzde 55'i THK'ya, yüzde 20'si Kızılay'a, yüzde 20'si Çocuk Esirgeme Kurumu'na ve yüzde 5'i Türkiye Diyanet Vakfı gibi sosyal kurumlara verilmekteydi. Peki bu dağılım gerçekten uygulandı mı? Denetlendi mi? Kim hesap sordu? Kimse. Çünkü bu sistem, şeffaflık üzerine değil, tekel üzerine inşa edilmişti. Milletin kurban derisi, milletin denetiminin dışında bir kasaya akıyordu.
O yıllarda yaşananlar utanç vericidir. THK'nın camileri, Kuran kurslarını ve benzeri yerleri bastığı, topladığı derilere el koyduğu bilinmektedir. Hatta mahalle aralarında dolaşarak sade vatandaşın derisini zorla aldığı da aktarılanlar arasındadır. Buna zorbalıktan başka ne denilebilir? THK, vatandaşın ibadetinin birer parçası olan kurban derisini adeta vergi gibi tahsil ediyordu.
2013'teki AK Parti iktidarının Demokratikleşme Paketi'nin içine konan bir maddeyle THK'nın kurban derisi, sakatat, fitre ve zekât toplama tekeli fiilen kaldırıldı. Bu karar, gecikmiş bir özgürlük adımıydı. Vatandaş, kurbanının derisini istediğine verebilecekti artık. Ancak bir kurumun onlarca yıllık alışkanlığı, bir kanun değişikliğiyle zihniyetten silinmez. Nitekim silinmedi.
Çünkü şimdi, 2026 yılında, THK yeni bir yöntemle vatandaşın karşısına çıkmaktadır. Yöntemin adı "kesimsiz kurban"dır. Ve bu isim, başlı başına dini ve kavramsal açıdan sorunludur.
THK Keşan Şubesi, "Kesimsiz Kurban Bağışı" kampanyasıyla bağışçıların kurban ibadetlerini yerine getirirken hayvan kesmeden katkı sağlamasına imkân tanıdığını duyurdu. Toplanan bağışların, THK Genel Merkezi'nin yürüttüğü genç savaş pilotu yetiştirme projelerinde kullanılacağı belirtildi. İlk bakışta masum görünen bu cümlenin içinde devasa bir yanlış vardır: Kurban ibadeti, özü itibarıyla hayvan kesmektir. Kurban "kesimsiz" olmaz. Kurban, fiilen gerçekleştirilmesi gereken, maddi ve bedensel bir ibadettir. Ona "kesimsiz" demek, namaza "rükûsuz namaz" ya da oruca "yemekli oruç" demek gibi bir çelişkidir. Bu terminoloji, ibadet bilgisi bakımından cahillik ya da kasıtlı bir manipülasyon ürünüdür. Her iki ihtimal de kabul edilemez.
Peki bu çağrının arkasında ne var? THK, kurban derisi tekelini kaybettikten sonra yeni bir gelir kapısı aramakta ve bunu yaparken vatandaşın dini duygusunu araçsallaştırmaktadır. "Kurban ibadetini yerine getirirken hayvan kesmeden katkı sağlayabilirsiniz" ifadesi, bir bağış çağrısını ibadet kisvesine büründürmektedir. Vatandaşa şu mesaj verilmektedir: "Hayvan kesme; bize para ver, kurban ibadetini yerine getirmiş sayılırsın." Bu, dini bir vecibenin içini boşaltmak ve para karşılığında sahte bir ibadet tatmini sunmaktır. Hiçbir dini otorite, hiçbir fıkıh kaynağı böyle bir şey söylememektedir. THK'nın ne dini bir otoritesi ne de bu konuda fetvâ verme yetkisi vardır. Öyleyse bu söylem nereden gelmektedir? Cevap açıktır: Fon toplama kaygısından.
THK'nın kayyum heyeti de bu tablonun içinde hesap vermek durumundadır. Kurumun yönetimine el konulmuş, yeniden yapılandırma süreci devam etmektedir. Böyle bir süreçte kurumun adı, ibadet kavramlarını deforme eden kampanyalara alet edilmemelidir. Kayyum heyetinin görevi yalnızca mali düzeltme yapmak değil; kurumun itibarını ve meşruiyetini de korumaktır. Bir kurumun hayatta kalma çabası, vatandaşın dini duygusunu istismar etme hakkı vermez.
THK bağış toplayabilir. Bu meşrudur, bu anlaşılabilirdir. Ancak bu çağrıyı "kesimsiz kurban" kavramıyla yapmak, duygusal çağrının sınırını aşmak ve vatandaşın dini duygusuna hâkimiyet kurmaya çalışmaktır. THK tarih boyunca havacılık için bağış topladı, toplama hakkı da vardır; ama "kurban ibadeti yerine geçer" diye pazarlayarak değil. Bu iki şey birbirinden farklıdır; birincisi bağış, ikincisi ibadet ticareti.
Bir toplumda dini kavramların istismarı, yalnızca dini alanda değil; güven ilişkileri, kurumsal meşruiyet ve vatandaşlık bağı açısından da derin yaralar açar. Bugün "kesimsiz kurban" kabul edilirse, yarın başka bir kurum "namazsız sadaka-ı fitr" ya da "oruçsuz fidye" icat eder. Dini terminolojinin araçsallaştırılması, bir kez meşrulaştırıldığında durdurulamaz hâle gelir. Bu nedenle bu mesele, yalnızca THK'yı ilgilendiren teknik bir detay değildir; toplumsal ve dini açıdan ciddi bir tehdit işaretidir.
Bağışı ibadetle özdeşleştirerek sunmak ihem dinen sakıncalı hem de ahlaken kabul edilemezdir. THK kayyum heyeti bu kampanyayı gözden geçirmeli, Diyanet İşleri Başkanlığı kamuoyunu uyarmalı, ilgili kurumlar ve dini otoriteler bu tür terminolojiye dur demelidir. Dini duygunun, kurumsal çıkara kurban edilmesine izin verilemez.

Kaynak:
https://www.medyakesan.com.tr/thk-kesan-subesinden-anlamli-cagri
https://kesanpostasi.com/guncel/thk-kesan-subesinden-anlamli-cagri/
Yorumlar15
-
Sadık Ahmet
1 saat önce
Şikayet Et
Tebrik ederim çok güzel izah etmişsiniz.insaallah ilgililer ilgilenir.
Beğen
Cevapla
-
Adınız
1 saat önce
Şikayet Et
ibb nin istanbul vakfı da aynı şeyi yapıyor, vatanadş kurban kesmek istemiyor ama bağış yapmak istiyorsa bu yöntem doğru olabilir ama kurban kesileceğini ve ihtiyaç sahiplerine verileceğini düşünerek bağışta bulunuyor ve bu kesim işlemi yapılmıyorsa mahkemelik bir durum var demektir.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Kartal
1 saat önce
Şikayet Et
28 şubat zihniyetinin birbaşka versiyonu..amaç insanların kafalarını karıştırarak dini vecibeyi dejenere etmek..bunlara dur demekde tabiiki şimdiki yönetimin sorumluluğu..ve bu şekilde reklam yapanlar bulunup derhal kurumla ilişikleride kesilmeli..
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Kılçık
2 saat önce
Şikayet Et
Kurban Bayramından önce internet sitelerinde o kadar çok kurban bağışı için reklam yayınlanıyordu, bu reklamların parasını kim nasıl ve hangi parayla ödedi.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Mustafa KAYA
2 saat önce
Şikayet Et
Lösev'in de kurban bağışı talebinde bulunan afişler astığını gördüm,detaylarını merakta etmedim,ciddiye de almadım.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle