Cumhuriyetin elitleri mutlak butlana karşı-iki
- GİRİŞ10.06.2026 09:31
- GÜNCELLEME10.06.2026 09:31
Bir önceki yazımızda CHP içinde yaşananların temelinde halkçı demokratlarla, seçkinci, elitist cumhuriyetçiler arasında tarihi bir hesaplaşma olduğunu söylemeye çalışmıştık.
Her iki makalemizi bir arada düşününce, çok basit gibi görünen ve
Özel-Kılıçdaroğlu arasında yaşanan bir koltuk kavgasından ibaret olarak lanse edilen bu ayrışmanın köklerinin derinlerde yattığını göreceklerdir.
Elitistler için cumhuriyet her şeyden önemli ve önceliklidir.
Dolayısıyla, elitist cumhuriyetçilere göre yani, entelektüellere göre demokrasi önemli değildir çünkü; demokratik yöntemle değilse bile, başka yöntemlerle, gerekirse şiddet ve zor kullanarak iktidar olunabilir.
Yöntem hangi şekilde olursa olsun iktidar olmaktaki birinci amaç da cumhuriyetin ruhuna uygun yeni bir insan tipi yetiştirmektir.
Elit cumhuriyetin özelliklerine uygun olarak eğitilen bu insan tipi aynı zamanda cumhuriyeti koruyup kollayacak, onu ebedi olarak muhafaza edecektir; cahil, görgüsüz, aydınlanmamış halk yığınlarının, ne kadar demokrat olurlarsa olsunlar cumhuriyete hiç bir faydası olamaz.
Bu anlayışa göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Ekrem İmamoğlu da, elinde bulunan yönetim gücünü finansal güce dönüştürmek için her türlü baskıyı kullanabilir.
İmamoğlu ve onun emrindeki şahıslar Türkiye’yi demokrasi hilafına dönüştürüp emperyalist ülkelerle birlikte yönetmeye kalkmış olması normal sayılabilir.
Bugün CHP içindeki çalkantılara bakınca, bu partide daha önce de yaşanan ve bazıları CHP’den koparak yeni partiler kuran halkçı demokrasi taraftarının tutumu, somut verilere bakınca Kılıçdaroğlu ve taraftarları ile benzerlik göstermektedir, bu da Ecevit’in halkçı özelliği ile örtüşmektedir.
Bu sebeple olacak ki, CHP’nin elitist cumhuriyetçileri hiç bir zaman halk oyu ile iktidar olamamışlardır.
Yine aynı sebepledir ki, halkçı olarak bilinen Bülent Ecevit, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak girdiği 1973 genel seçimlerinde %33,3, 1977 genel seçimlerinde ise %41,4 oy oranına ulaşmıştır.
Özellikle 1977 seçimlerindeki %41,4'lük oy oranı, CHP'nin çok partili siyasi tarihindeki en yüksek oy rekorlarından biri olarak kabul edilmektedir.
CUMHURİYETİ KALPLERE YERLEŞTİRMEK İÇİN HİÇ BİR FIRSATI İHMAL ETMEYİNİZ
Öte yandan Cumhuriyetin ilanından önce “Halk Fırkası” adıyla kurulan CHP, isminin önüne "Cumhuriyet" sözcüğünü Cumhuriyet kurulduktan bir yıl sonra 10 Kasım 1924'te almıştı.
“Fırka” tabirini de daha sonra kaldırarak onun yerine dünyadaki örneklerine bakarak “Parti” sözcüğünü koymuştu.
Fransız aydınlanmasından neşet eden CHP’nin cumhuriyetçiliği jakoben karakterli, entelektüel içerikli, sert yapılı, darbeler dahil amaç için her şeyi mübah gören bir yapıya sahiptir.
Ayrıca ilk dönemler halkın tepkisinden çekinerek, cumhuriyetden hiç söz etmeksizin Cumhuriyet’in hedeflendiğini kurucu M.Kemal, Kasım 1988’de yayımlanan Türk Tarih Kurumundaki Belleten Dergisinin birinci ve ikinci cildinin 204. sayfasında şöyle ifade etmektedir:
“Cumhuriyet idaresini, Cumhuriyetten söz etmeksizin milli hâkimiyet esasları içinde her an Cumhuriyet'e doğru yürüyen şekilde toplamaya çalışıyorduk”.
1931 yılında yayımlanan “Ayın Tarihi” dergisinin 82-83. sayısında M.Kemal cumhuriyet taraftarlarının elitist bir karaktere sahip olduğunu, bu karakteristik yapıdaki entelektüellerin yani, elitlerin halkı aydınlatmak için her fırsatı kullanmaları gerektiğini şu cümlelerle ifade eder:
“Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız.
Cumhuriyet ilkelerini sevdiriniz.
Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz”.
M.KEMAL’İN YAPTIĞI ÜNİVERSİTE REFORMU BİR ELİTİST PROJEDİR
1930 yılının 17 Kasımında Cumhurbaşkanı M.Kemal üç ay süren bir yurt gezisine çıkar. Bu gezi boyunca Anadolu’da karşılaştıklarından pek hoşlanmaz. Bunun üzerine Ankara’ya dönünce bazı önemli karalar alır.
Bu kararlardan biri de “Üniversitelerde Reform” kararıdır.
Üniversite reformunun temel amacı, buralardan yetişen gençlerin “Cumhuriyete sadık kuşaklar olarak yetiştirilmesidir.
Devletin ileri gelen seçkinlerine göre bu gençler, Cumhuriyet ideolojisini benimseyen, onu destekleyen, yeni elitist nesiller olacaktır.
Dolayısıyla, Sultan II. Abdülhamid'in fermanıyla 31 Ağustos 1900'de Darülfünûn-ı Şahane adı ile ilk üniversite olarak açılan ve özerk olan Darülfünun, kapatılmış, onun yerine Maarif Bakanlığına yani, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul Üniversitesi açılmıştır.
İlginç olanı ise, M.Kemal’in emri ile Almanya’dan Hitler baskısından kaçıp Türkiye’ye sığınan Yahudi Profesörlerin üniversitelerimizde görevlendirilmesidir.
Bu görevlendirmede üç önemli amaç güdülmüştür:
Birincisi: Bu Üniversitelerde okuyacak gençlerin Cumhuriyete sadık seçkin, elitist gençler olarak eğitilmeleri.
İkincisi: 1930'lu yıllarda M. Kemal tarafından ortaya atılan ve Avusturyalı dil bilimci Dr. Hermann Kvergić'in "Psikolojik Dil Teorisi" adlı çalışmasından ilham alan “Güneş Dil Teorisini” benimsemiş “Saf Türk” ve seçkin olarak yetişip yeni nesilleri de bu doğrultuda eğitecek örnek kuşaklar olması.
Üçüncüsü de; şehir planlamasından, edebiyata, sosyal hayattan vergi kanunlarına ve adına sonradan “Türk” kelimesi eklenen ceza kanunlarına varıncaya kadar bu Yahudi Hocalar tarafından temellendirilmesidir.
Ve nitekim öyle olmuştur.
Bir başka ilginç olan taraf da bu hocalar Türk Hocalardan daha fazla maaş alıyorlardı.
Ne var ki; bazı Yahudi Profesörlerin sözleşmelerinde belirtildiği halde Türkçe ders vermekten ve Türkçe eser yazmaktan kaçındıkları için Cumhuriyet Gazetesinden Yunus Nadi tarafından eleştirilmişti.
Buna karşılık Yahudi Profesörlerin tutumlarını destekleyen Tan Gazetesinden Ahmet Emin Yalman ile Yunus Nadi arasında sert tartışmalar yapılmıştır.
Cumhurbaşkanı M. Kemal’in emri ile Türkiye Üniversitelerinde görevlendirilen Yahudi Profesörlerden bazıları şunlardır:
Roma hukuku: Andreas Schwartz,
Ceza Hukuku, Hukuk Eğitimi: Richard Hönig,
Kütüphaneci: Walter Gottschalk,
Uluslararası ticaret hukukçusu: Ernst Hirch,
Şehir planlamacısı: Ernst Reuter,
Ekonomist: Fritz Neumark
Çalışma ekonomisi: Alfred İsaac,
Ekonomist ve Sosyolog : Alexander Rüstow,
Dil bilimci: Leo Spitzer,
Sosyolog ve ekonomist: Gerard Kessler.
Bu hocaların yazdığı kitapların önemli bir kısmı, daha sonra N.Abadan Unat gibi Profesörler tarafından Türkçeye çevrilerek ders kitabı olarak üniversitelerimizde okutulmuştur.
GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM BİR ELİT CUMHURİYEÇİ TABİRİDİR
Yine cumhuriyetçi elitistlere göre halk cahildir ve eğitilmesi gerekir.
Bu bilgiyi Profesör Anıl Çeçen, “Atatürk ve Cumhuriyet” adlı eserinin 76. sayfasında, M.Kemal’in görüşü olarak şöyle ile getirir: “Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir”.
Cumhuriyetçi seçkinler ayrıca, cumhuriyetin bir fazilet olduğunu
kabul ederler.
Bu konuda keskin ve sert ifadeler kullanmaktan çekinmezler.
Mesela M. Kemal bu görüşünde daha da ileri giderek,
“Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri”, adlı eserin 2. cildinin, 231. sayfasında şöyle dile getirmektedir:
“Cumhuriyet, ahlâkî fazilete dayanan bir idaredir.
Cumhuriyet fazilettir.
Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir.
Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir.
Sultanlık, korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir.
Aradaki fark bunlardan ibarettir”.
M.Kemal’in bu görüşüne göre, “Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir”.
Bunun böyle olup, olmadığını günümüzde yetişen insanlar ile, daha önce yetişen ve dünyanın nerdeyse yarısı kadar topraklara sahip olup tamamına hükmeden insanlara bakarak bir kanaat edinebiliriz.
Ayrıca günümüzde cumhuriyetçi elitlerin halka tepeden bakarak: “Göbeğini kaşıyan adam”, Bidon kafalı.. gibi tabirler kullandıklarını hepimiz biliyoruz.
Bazıları da: “Profesör ile çobanın oyu bir olamaz”, diyerek elitist karakterlerini açıkça ifade etmişlerdir.
Bugün Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ile Mutlak Butlan marifetiyle CHP’nin yeniden başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşananlar sadece bir koltuk kavgasından ibaret değil, önemli bir tarihsel kırılmadır.
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com
Yorumlar1